zamanında bir bölgede deniz kabugu çok değerliyken (adamlarda deniz kabugu görebilecekleri bir deniz yokmuş çünkü ve deniz kabuklarını para olarak kullanıyorlarmış), bu bölgedeki durumu keşfeden ve deniz kabugunun taştan farksız oldugu bir toplum, deniz kabugu değerli olan bu bölgeye kendileri için değersiz kabukları vererek, denge oturana kadar karşılıgında çok değerli erzak, araç, gereç vb. temin etmişler.
bu hikayeyi anlatma nedenim, bahssettiğiniz
ceviz neden var mevzusu. ceviz insanlık tarihi için düşünürsen bilgiden dolayı var evet, önce onun yenilebilir oldugunu ögrenip, sonra da çoğaltmayı öğrenmişiz. ancak anlattıgım hikayedeki o günün şartları için düşünürseniz, coğrafya kaderdirden, hatta aile, çevre kaderdirden dolayı var. aslında siz de aynı hataya düşüyorsunuz, hikayeyi tüm insanlık tarihine bakarak okuyorsunuz. bugün benim arsam bilgimden dolayı yok, babamdan kalmış ondan dolayı var. işte para mı bilgi mi burada devreye giriyor. ama o arsanın gidip de kökenine inerseniz onu bilmekten başlayacak hikaye. ama bu defa da kaynak yoksa o kaynagı bilip kullanacak bilgi de olmazdı argümanı doguyor. yani hiç cevizin olmasa, sen o cevizden para kazanmayı düşünemezsin, bilsen de o bilgi boş bilgi olur, önce cevizin olmalı gibi gibi...(tavuk yumurta) yani baktıgınız açıya bağlı, bilgi de sonuç olabilir. günümüzde, kaynağa bilgi olmadan erişebilmek pek ala mümkündür. siz artık et için avlanmıyorsunuz, gidip kasaptan alıyorsunuz. kasaba gidebilecek bilgidense, kasaptan alabilecek ekonomik güç daha önemli. yoksa eti, yol tarifini sabaha kadar bilin.
yani siz burada insanlık bilmese hiç et olmazdı diyorsunuz. ben de diyorum ki paran yoksa o eti yiyemezsin. aynı mevzu yani, siz tüm türün tüm tarihi için yorumluyorsunuz, ben ise şuanı, ve bireysel olarak düşünüyorum. diyeceksiniz ki o para nereden geldi, onu da bilgi getiriyor. ben de derim ki o bilgi nereden geldi? o bilgi için en başta yaşamanız lazım, hastaysanız tedavi lazım, sizi yedirip içiriebilecekleri, büyütebilecekleri gıda için kaynak lazım, eğitimden geçmeniz lazım vs vs., su bile paraylayken, para olmadan da bilgi olmaz değil mi
yetenek, beceri bilgi içindedir demişsiniz. o yeteneği geliştirmek de parayla. bugün istediğin kadar müzik yeteneğin olsun, enstrüman alacak ve ona vakit ayıracak ekonomik konforun yoksa yoksa o yeteneğin saklı kalır. ancak tam aksine, gram müzik yeteneği olmayan bir zengin çocugu en iyi hocalardan kursu alıp, parasız yetenekliden çok daha iyi çalabilir.
aslında vermeyeceğim örnekleri verdim, bilerek verdim çünkü sizin uç noktanıza zıt bir uç noktadan baktım. yani para yoksa bilgi de yoktur. hep böyleydi, aristokratlara bakın, mucitlere bakın, hepsi en azından çok yüksek oranı konforlu yaşamış, ekonomik kaygısı olmayan insanlardı. bilgiyi onlar üretti, çok zeki oldukları için değil sadece, paraları oldugu için.
bugün tesla değil edison konusuluyorsa da benzer sebeptendir.
günümüzde uzayla ilgili edindiğimiz tüm becerileri yine buna kaynak ayırabilen ülkelere borçluyuz. beyin mi, bilgi mi? her yerde var. bugün temelde nasadaki bir uzay bilimcisi, farklı coğrafyalardakinden çok daha kapasiteli değil, ancak kendisine sunulan kaynaklardan ötürü daha iyi bir noktada. evet onu sağlayan şey bilgi, ama o bilgiyi sağlayan şey de kaynaklar.
o kadar yazdım ama aslında böyle düşünmüyorum, sadece tartışabilmek adına, dediğim gibi size zıt bir kutuptan yazdım, şeytanın avukatlıgı yani
yoksa sizinkiler de benim yazdıklarım kadar mantıklı geliyor
aynı maddenin iki farklı formu diyelim peki. bugün çok bilenler mi, bilgisini para formuna dönüştürebiliyor? çok parası olanlar mı parayı bilgi formuna dönüştürebiliyor

o zaman hangisi daha efektif bir form ortaya çıkacaktır.
İşi insanlık tarihinden almamın nedeni sizin düştüğünüz hataya düşmemek.
Babandan kalan arsanız aslında yok.
Size kalan o arsa değil, o arsanın size ait olduğuna dair Türkiye Devleti tapu kayıtlarındaki bir bilgi.
Hatta özel mülkiyet denilen bir bilgi var.
Bu özel mülkiyet bilgisini herkes biliyor ve bu bilgiyi doğru sayıyor ki dünya üzerindeki bir alanın sizin şahsınıza ait olduğu kabul ediliyor.
Tıpkı paranın değerli olduğu bilgisinin herkes tarafından kabul edilmesi gibi.
Yarın komünizm gelse ve özel mülkiyet kaldırıldı bilgisini alsanız sahip olduğunuz arsanın artık sahibi olmazsınız.
Yani para ve mülk ile sahiplik ilişkiniz bile topluca kabul edilen bilgilere dayanıyor.
Kısaca bilgi olmadan para da olmaz, sahiplik de olmaz.
Biri özel mülkiyeti ortaya atmış, ticareti ortaya atmış, kapitalist ekonomi fikrini ortata atmış, liberal özgürlükeri ortaya atmış.
Bunlar insanlık tarihinin başından beri var olan kavramlar bilgiler değil.
O yüzden siz bugünden olaya baktığınızda olayı göremiyorsunuz, siz hep miras vardı, hep arsa sahipliği vardı, hep eğitim vardı sanıyorsunuz.
O arsa babanıza dedenizden belki ona da kendi babasından kaldı.
Ama biri o arsayı almak için tarım bilgisini kullandı ürettiği ekin ile o arsayı satın aldı.
Ya da dedelerinizden biri çok uyanıktı köyün en çok miras kalacak kızını kaçırdı evlendi, o arsa nenelerinizden miras kaldı.
Ama o arsayı mülkiyete geçirmek için bir bilgi bir beceri bir emek kullanıldı.
Bu emeği sizin göstermemeniz o arsanın gökten inip sizin ailenize bağışlandığı anlamına gelmiyor.
Bu arada su parayla değil.
Doğada bedava bulunan tatlı su, filtrasyondan geçirilip, borular döşenip evinize kadar elektrikle çalışan pompalar tarafından pompalandığı için ücret ödüyorsunuz.
Ya da şişelenip aşağınızdaki markete kadar getirildiği için paralı.
Yani siz aslında parayı suya değil o suyun temiz bir şekilde yüzlerce km taşınım size ulaştırılmasına veriyorsunuz.
O suyu filtreleme, klorlama, yollara boru döşeme, evlere tesisat döşeme işlerinin hepsi bilgi gerektiriyor.
Yani yine parayı suya değil o bilginin ürettiği katma değere ödüyorsunuz.
Amerika'da NASA'da çalışan bir uzay bilimcisinin sahip olduğu kaynakların nedeni de Amerika'nın sahip olduğu bilim ve bilgi.
Benim bu işi tarihsel olarak değerlendirmemin nedeni tam da bu.
Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan meselesinin tarihine dönmezseniz ikisi de doğru gibi gelir.
Oysa bir zamanlar tavuk diye bir hayvan yoktu ve her yumurtadan evrim geçire geçire çıkarak tavuk haline geldi.
Yani tavuk yumurtadan çıkar. Çünkü yumurtlamanın tarihi tavuğun tarihinden eskidir.
Aynı şey Amerika için geçerli.
Neden Amerika bu kadar büyümüş?
Neden Amerika İngiltere ve Fransa kolonisiyken bağımsızlığı kazanıp hızla Avrupa'dan büyük bir güç haline gelmiş?
Çünkü orada bağımsızlık bildirgesi ile Avrupa'nın değişmeye dirençli muhafazakar sisteminden daha ileri bir sistem kurulmuş.
Adamlar zengin oldukları için daha iyi bir sistem kurmamışlar.
Daha iyi bir sistem kurdukları için sanayide üretimde bilimde ilerlemişler.
Yani sen sistemini doğru verimli bilgi üzerine kurarsan zenginleşiyorsun.
Adamlar eyalet sistemi kurmuşlar, biz anlayamıyoruz ama Amerika aslında 50 farklı ülkeden oluşuyor.
Hepsinin ceza yasalarından tut vergi yasalarına kadar bir sürü farkları var.
Silikon vadisi ve tüm bilişim sektörü Kaliforniyada, otomobil sektörü Michigan da, çelik endüstrisi indianada.
Yani sen diyorsun ki bu adamlar paraları olduğu için bilgiye erişiyorlar.
Ben de diyorum ki bugünü geç ve tarihsel olarak yukarıdan bak.
O zaman anlarsın adamların zenginleşmesinin sebebi zaten bilgi sahibi olmaları.
Çok uzatmayayım.
Daha yakın tarihten örnek vereyim.
1950'de Kore'ye asker gönderdiğimizde karşımızda bizim kadar fakir bir tarım ülkesi vardı.
Bugün Güney Kore'nin sahip olduğu teknolojinin ve endüstrinin parayla alındığını mı iddia edeceksin?
Yani sen önce bilgiye ulaşırsın, o bilgi seni dünyanın zengin ülkeleri arasına sokar.
Ama Arabistan gibi, Katar gibi, Kuveyt gibi paranın bol olduğu hangi ülkede bilim ve bilgi üretildiğine şahit oldun?