selam
içeriğinizi beğendim ancak üslubunuz için aynısını söyleyemeyeceğim hocam=) iyi felsefe yapıyor olabilirsiniz, fakat bilgiden dem vurarak övdüğünüz insan türünün bir sosyal varlık olduğunu, ve sosyal becerilerin de hayatta kalma bilgisinin bir parçası olduğunu unutmamanız gerekir.
"Lisede felsefe dersinde epistemoloji ile hiç ilgilenmeyip sonra düz mantıkla felsefe yapmaya çalışınca arada kalır insan.. Bu soru bilginin ve paranın farklı şeyler olduğunu düşümmekten kaynaklanan bir hata. Bilgiyi genel kültür ya da para kazandıran nadir bir zanaat zannedenlerin yaşayacağı bir ikilem bu."
Farklı konularda da içerik ve anlatım olarak beğendiğim mesajlarınız oluyor, ancak bana kalırsa üslup konusunda kendinize bir ayna tutmanız lazım. Karşı tarafı kötülemeden, üstten baktığınız hissini vermeden, mesela işaretlediğim iki ifadeyi hiç kullanmadan da fikirlerinizi ifade edebilirsiniz.
Bu cümlelerin karşı tarafta nasıl anlaşılacağını bilmeden, düşünemeden yazdığınıza ihtimal vermiyorum açıkcası, bunu bile bile yazmak da biraz kibir oluyor. Bu şekilde istediğiniz kadar bilin, karşı tarafa geçiremezsiniz. Sosyal beceri olmadan bilginin de bir anlamı yok, o nedenle zaten herhangi bir konuda çok çok iyi bilip de sosyal beceri fakiri olan pek çok dehanın bilgisi de yeteneği de, kendisinden daha bilgisiz ama sosyal becerileri daha yüksek insanlar tarafından sömürülür =) Bu 300 bin yıl önce de böyleydi, hala böyle.
Size örnek olması açısından bir giriş yapayım sizin fikirlerinize göre, o zaman hatanızı anlarsınız :
"Aslında biraz epistemoloji ile ilgilenilirse bu tür sorular hakkında daha sağlıklı fikir yürütülebilir. Aksi halde, öyle olmamasına rağmen bilgi ve para sanki farklı şeylermiş gibi düşünürsünüz, bu da size hata yaptırır, ikileme düşürür."
Bu kadar! bakın birebir aynı fikri, hiç bir üstten bakıyor hissi vermeden de yazabiliyorsunuz isterseniz. Herkes her konuda aynı bilgi seviyesinde, aynı ilgide olmak zorunda değil. Burada herkes kendi bilgisince, kapasitesince birşeyler karalıyor. Fikrinizi yazın, az bilen ögrenir, çok bilen öğretir, gerek yok böyle yaklaşımlara.
Bunun haricinde, konuya kattığınız bakış açısı için teşekküre derim. Aslında soruyu biraz daha bireysel, ya da tam olarak bireysel olmasa bile sizinkisi kadar tümden düşünerek sormamıştım. Tüm insan ırkı için, ya da bir devlet için, ya da belirli bir toplum için, sorunun cevabı bireysel yanıtlara göre farklılık gösterebilir. Bu konuda da öyle olmuş, pek çok kişi daha bireysel düşünürken, siz farklı bir açıdan ele almışsınız, o ya da bu doğrudur diyemeyiz, zaten denilebilse bu soru binlerce yıldır tartışılmazdı =)
Son olarak, burada bilgi mi, para mı sorusundaki para da zaten kağıt parçasından ibaret değil, 300 bin yıl önceki insanın deposundaki cevizler de paradan kastedilen kaynak kapsamına girebilir mesela. Bu sizin savunduğunuz fikri değiştirmez elbette, sadece siz soruya "insan oğlunun 5 bin seneden önce parası mı vardı" gibi bir yaklaşımınızda hata gördüğüm için söyledim.
Evet vardı, adı bugün paraydı, eskiden farklı bir şeydi. Kaynaklar her zaman insanoğlu için bir güç olmuştur. Evet size göre günün sonunda farklı insan türlerinden, en zeki olan homo sapiensler günümüze gelebildi, o açıdan kaynak değil, bilgi kazanmıştır denilebilir. Ama bugün bilgi üreten toplumların yüksek kaynağa sahip toplumlar tarafından sömürülmesi, bilen değil bileni satın alıp bilgi ve teknoloji üretebilenin, buna gücü yetecek kaynağı olanların kazandığı bir dünyada sorunun farklı cevapları da olabilir.
Tartışmak güzeldir, birbirimizi incitmeden
selamlar
Üslup konusunda bu eleştiriyi hep alırım. Sebebi politik doğruculuğu sevmemem ve direk konuşmamdır.
Senin için kırıcı olduysa kusura bakma. Sen bir alıntı yapmışsın soruda bir resim vardı.
Eleştirim direk konuya para herşeydir yazması muhtemel kişiler içindi.
Çünkü para ve bilginin aynı şey olduğunu bilmeyince aslında ikisinin de gücün farklı formu olduğunu bilmeyince insanlar kendilerine para hedefliyorlar.
Fizik üzerinden anlatmak gerekirse.
Bilgi potansiyel güçtür, para ise bilgi üzerinden depolanmış potansiyel güçtür.
Bilginin paraya çevrilmesi ya da paranın başka bir şeyle takaslanması ise kinetik güçtür.
Son verdiğiniz örnekte de yine aynı hataya düştünüz.
Paranın ne olduğundan önce bilginin ne olduğunu tanımlarsanız gücün para mı yoksa bilgi mi olduğu tartışması biter.
Daha çok cevizi olanın neden daha çok cevizi vardır? Daha çok kaynağı olanın neden daha çok kaynağı vardır?
Çünkü o cevizi daha iyi bulacak, daha kısa sürede toplayacak, daha uzun süre saklayacak, daha iyi savunacak ya da daha iyi çalacak bilgisi vardır.
Yani kaynağa veya paraya bilgi olmadan erişmek mümkün değildir.
Daha iyi avlamayı bilenin daha çok eti olur, daha iyi tarım bilenin daha çok buğdayı olur.
Daha iyi organize olup daha iyi savaşan da kral olur bey olur şah olur bunları haraca keser, vergilendirir hepsinden zengin olur.
Yani kaynağa ulaşmak için bilgiye ihtiyaç vardır.
Her türlü beceri ve yetenek de bilginin içindedir.
O yüzden kendine para yerine yetenek ve bilgi hedefleyen adamlar yeteri kadar bilgilendiklerinde yetenekli hale geldiklerinde bir şekilde paraya ulaşır.
Ama hedefi para olanların bu hedef varması şans faktörüne bağlıdır.
Üslubumdaki sert eleştiri de parayı hayatın amacı olarak gören arkadaşlar içindi.
Çünkü para mı bilgi mi tartışılmaz bile.
Para amaç değil bir araçtır. Belirli bir bilgi ve efor karşılığı birim zamanda edinilen bir kıymettir.
Para gücün kaynağı değildir. Gücün sonucudur.
Her bilgi paraya çevrilmez, para da her bilgiyi satın alamaz.
Doğu anadolu kayaç yapısını bilen uzman bir jeolog zengin olamaz.
Dubai şeyhi de 1000 tane jet savaş uçağı alır ama kimse ona bir jet motorunun yanma odasındaki süper alaşım metal teknolojisini satmaz.
Son olarak ceviz örneğini tekrar açıklayayım.
Kendi başına ceviz karın doyurur, enerji verir, besin sağlar.
Paranın tek başına hiç bir vasfı yoktur, parayı değerli kılan şey bile bilgidir.
Yani tüm insanlar paranın kıymetli bir takas aracı olduğu bilgisi üzerinde ittifak etmeseler paranın kendi başına hiç bir kıymeti yoktur.
Para gücün kendisi değildir gücün sonucudur. Daha bilgili olanın biriktirdiği bir takas değeridir.
Daha bilgili olan kazanır dediğimde bir profesörden fazla kazanan ilkokul mezununu göstermek bilginin ne olduğunu anlamamaktan kaynaklanır.
Bir profesör çok dar bir alanda ticari bir katma değer üretmeyen bir bilgide uzmanlaşabilir.
Ama ilkokul mezunu adam kapitalist ekonomi sisteminde tapuda kime ne kadar rüşvet verip boş arsaların sahiplerine ulaşacağını, bu arsa sahiplerini nasıl ikna edeceğini, belediyeden ruhsat almak için hangi vakıflara bağış yapacağını ve maliyetleri düşürmek için inşaatı hangi malzeme ile yapacağını bilir.
Şimdi bir profesörün doğu anadolu kayaç yapıları hakkındaki bilgileri para getirmezken, ilkokul mezunu müteahhitin belediyeden kolayca ruhsat çıkarmak için nasıl dalavere yapacağını bilmesi ona büyük paralar kazandırır.
Ama ikisi de bilgidir.
Yani önemli olan bilgidir, burada tartışılması gereken paraya kolay ulaşmayı sağlayan bilgi ile paraya kolay ulaştırmayan bilginin karşılaştırılması olabilir.
Bir de para odaklı insanların düşünmediği şey şu, Avrupa'da Amerika'da tüm okullarda Shakespeare okutulur. Ama kimse hatırlamaz Shakespeare yaşarken Stratford'daki en zengin adam kimdi?
Herkes Dostoyevskiy kimdir bilir ama o yaşarken Peterburg'un en zengin ailesi kimdi kimse bilmez.
Yani bu hayatta zengin olmak ve paraya ulaşmak iz bırakan büyük bir vasıf değildir.
Dünya tarihine iz bırakanlar, hatırlananlar geride paradan çok bilgi bırakanlardır.