https://www.youtube.com/watch?v=aGCdLKXNF3w


Yazılarımı takip edenlerin bileceği gibi, yine iş hayatında yaşadığım noktalardan birinde içimdekileri buraya bırakmaya geldim

Bir süredir aklım karışık bir şekilde iş yapıyorum, herkesin geleceğe dair kendince bir kaygısı vardır.
Kimisinin maddi iken kimisininki ise manevidir, kimisininki kendine göre "büyük" iken diğerininki kıyaslanamayacak kadar küçüktür.

Sonuçta herkes bu hayatta tutunmaya çalışıyor, dünya böyle bir yer. Sorunların olmadığı, sıkıntıların olmadığı bir dünya hayal edebilmek mümkün değil.
Kimi ticaret yapmaya çalışıyor, kimi okulunu bitirmeye çalıyor, kimi ise yeni yıl zammını bekliyor.

Bir şeyler beklenirken tutunmaya çalışan insanlar da oluyor, ticaret yapanı kepenk kapatmamaya, okulunu bitirmeye çalışan en az zararla nasıl mezun olurum düşüncelerine, zammını bekleyen ise firmanın batmamasına tutunuyor.

Her şey böyle pamuk ipliğine bağlı iken, özellikle de ülkemizin geçirdiği dönemin ağırlığını da göz önüne alacak olursak, herkes bir şeyler için çabalıyor.
Kimisi kendi küçük oyunları ile harçlığını çıkarıyor, kimisinin ise halka arz olmasını beklediği bir şirketi var.

Sonuçta "Dünya" denilen yer, herkesin ortalama 70 - 80 yıl yaşayıp geçtiği bir yer değilmiş gibi, en çoğuna, en fazlasına, en prestijlisine erişmeye çalışıyor.
Kimisi bunu pahalı takım elbiseleri ile yapmaya çalışıyor, kimisi ise pahalı bir telefonla yapmaya çalışıyor. Herkes, aynı hayalin peşinden koşmaya çalışıyor.

Ben de bunların arasında koşuyorum, sizler de koşuyorsunuz. Buna dur diyebilecek bir gücümüz yok bu yüzden katılmayı yeğliyoruz fakat hiç dönüp bakmıyoruz.
Son 4 yılım gecemi gündüzüme katmakla geçti, gençliğimin baharını gelecek hayallerim için koşturdum ve yordum. Evet, çok çalışmak önemli bir şey ve evet Allah'a şükür karşılığını da alıyoruz fakat bazı şeyleri geri çeviremiyoruz. Kendimi yirmilerinde değil kırklarında hissediyorum bu yarışın içerisinde.

Herkes gibi dünyaya sahip olmaya çalışırken geçirdiğim bu zaman içerisinde hiçbir şeye sahip olmayı bırakın, elime pimi çekilmiş bir bombayı bıraktım, geleceği bağladım. Kimisinin hayalini gerçekleştiriyorum belki de ama hiçbir zaman kolay olmadı. İstemiyorum demek şımarıklık mı olur? Hayır. Sizler de dişinizle, tırnağınızla kazıyarak geldiğiniz bu yerde bırakmak isterseniz buna asla şımarıklık demem fakat ortada öyle bir oyun var ki bu yarıştan çıkamıyorsunuz. Daha da kötüsü itildiğimiz bu yolda kendimizi dünyaya sahip olmak gibi hislere itiyoruz çünkü bunun adını yaşam mücadelesi olarak adlandıramıyoruz, hep daha fazlasını, hep daha iyisini istiyoruz.

Şimdi ise bu düşüncelerle mezara girene kadar yaşamak zorundayım ve zorundasınız. Hayat, herkesin dünyaya sahip olmaya çalıştığı bir yarışma gibi gözükse de aslında sadece yoğun bir korkudan başka bir şey değil...