Hocam yazdığınız iki şeye ayrı ayrı ve bazı hususlarda birlikte cevap vereceğim.
Kur'an küçük basit bir yönerge anayasa şeklinde değildir. Çok detaylıdır. İnsanlara hitap edilmektedir. Hz. Muhammed Allah'ın elçisi olarak onu insanlara tebliğ etmiştir. Hz. Muhammed yaşarken insanların onu dinlemesi ve Allah'ın kelamını da anlayıp uygulaması beklenirdi. Bugün Hz. Muhammed'e onu gözlerimizle görerek birinci elden duyup bilerek uymamız mümkün değil. Onun neler yaptığını anlatan kişilere ve İslam'da kesinlikle ve kesinlikle yeri olmayan Kur'an da asla bahsedilmeyen kaynaklara inanarak bunların Hz. Muhammed'in sünneti olduğu iddia ediliyor. Karşı çıkılan şey budur. Hz. Muhammed'e elbette uymak gerekir. Kur'an da Hz. Muhammed tarif edilmekte ve bir çok kıssa ile sabit olarak ne yaptığı anlatılmaktadır. Hz. Muhammed her türlü sıkıntı içinde dahi Allah'ına güvenmiş ve hiç bir zaman Riya, hırsızlık ve dar'ül harp adı altında sonraları icat edilip sürekli nefsine uyan şeytani insanların yaptığı gibi yapmamıştır. Bugün işte bu sünnet adı altında dinin %90 ını teşkil edilen şeylerle islamcı bir kesim oluşmasına neden olan ve bunu bir siyasi akıma da tevil eden sisteme geçilmiştir. Bu 1 günde olmadı, bunu bugün icat edilmiş bir şey olarak düşünmemek lazım. İslam'ın yayıldığı anlarda vardı ve Hz. Muhammed'in vefatından sonra da hızla yayıldı. Allah'ın dini Kur'andır. İnanmak isteyen iyi insan olmak isteyen kişi için kapsamlı bir yönergedir. Bana hitap eden ve Allah'ın sözü olan şeyi ben başkaları bana anlatsın diye bekleyemem, başkalarını dinleyip onların anladığı gibi uygulayarak da şirke giremem. (Dini inancımdan bağımsız has bir Müslüman ağzı ile yazıyorum. Kendi dini inancım bana kalsın yüce yaratıcı dışında kimseyi ilgilendirmez.)
Özellikle alttaki ikinci mesajınız için: Kur'an da insanlara Hz Muhammed'e ve bizim gibi inanması beklenen insanlara hitap edilmiştir. Öyle olmasaydı "Ey Kur'anı insanlar anlatan kişi" diye bir hitap olurdu.



MOZD adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Merhabalar,
Dini konularda çok tartışmayı sevmeyen, hiç konuşmayan ve çok okuyan biri olarak sizin anladığınız dille size cevap veriyorum. Nasibi olana bu işaret yetişir.

(Allah’a ve Resulüne itaat edin!) [Enfal 20]
(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]
(Resulüm de ki: “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!”) [Al-i İmran 31]
(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]
(De ki, Allah’a ve Resulü’ne itaat edin! [İtaat etmeyip] yüz çevirenler [kâfir olanlar], bilsinler ki, Allah, kâfirleri sevmez.) [Âl-i İmran 32]
(Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]
(O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157]
(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
(Allah’a ve Resulüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.) [Ahzab 36]
(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]
(İhtilaflı bir işin hükmünü Allahve Resulünden [Kitap ve sünnetten] anlayın!) [Nisa 59]
(Biz her Peygamberi, kendisine itaat edilsin diye gönderdik.) [Nisa 64]

Kur’an-ı kerimde, (yalnız Kur’ana uyun) denmiyor, (Allah’a ve resulüne uyun) deniyor. Resulünü dışlayıp, Kur’anın açıklaması olan hadisleri delil saymayan, Kur’anın ifadesiyle kâfir olur.

(Bize yalnız Kur’andan söyle) diyen birine, İmran bin Husayn hazretleri, (Ey ahmak! Kur’anda, namazların kaç rekât olduğunu bulabilir misin?) dedi. Hazret-i Ömer, farzların seferde kaç rekât kılınacağını Kur’anda bulamadık diyenlere, (Kur’anda bulamadığımızı, Resulullah’tan gördüğümüz gibi yaparız. O, seferde, 4 rekâtlı farzları iki kılardı) buyurdu. (Mizan-ül-kübra)

Sonuç:

Kur’an-ı kerim, dinin anayasası hükmündedir. Yüz binlerce hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Âlimler, Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri açıklamıştır. Böylece mezhepler ortaya çıkmıştır. Bu açıklamalar olmadan Kur’an-ı kerime uyulamaz. Bugünkü Anayasa da öyledir. Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler ve mahkeme ictihadlarıyla ülke yönetilmektedir. Bunlar olmadan sırf anayasa ile ülke yönetilmez. Anayasa hep kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerim de hep Resulullaha havale eder, âlimlere havale eder. Onun için, sırf anayasa ile memleket idare edilmez, Kur’an mealinden de din öğrenilmez.


MOZD adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam dinin sahibi ben(biz) değiliz. Neden böyle olduğunu Allah'tan başka kim bilebilir?
Arkadaş diyor ki Kur'an bize yeter. Bende Kur'an'ı nasıl anladığını merak ediyorum. Kur'an'ı anlamak için kılavuza ihtiyaç var, bu klavuz ise Peygamberimizdir(aleyhisselam).

Dinimizde nassa dayalı emirler 4 mezhepte de aynıdır. Ayrılıklar ibadetlerde. Bunlarda kimsenin dinine zarar vermez.