TEFSİR:
Kavmine şöyle seslenir:
› “Siz niçin Allah’tan korkmuyorsunuz? Yüce Allah’ın sabrı ve hilmiyle beraber azamet ve yüceliği bulunduğuna inanmıyor, O’nu dikkate almayanın neticede yok olacağına ihtimal vermiyorsunuz? Hakkiyle inanmadığınız için O’na saygısızlık ediyor, bu yüzden putlara tapıyorsunuz?”
Bu mânaya göre söz, sırf tehdit ve korkutma ifade eder.
› “Niçin yüce Allah’ın size ilerde bir vakar, izzet ve şeref lütfederek size değer vermesini, yükseltip neticede büyük mertebeye erdirmesini ümit etmiyorsunuz? Bu ulvî dereceye ulaşabilmek için neden iman edip onun yolunda gitmiyorsunuz da tam aksine O’nu inkâr edip putlara taparak zelillik yolunu seçiyorsunuz?”
Bu durumda ise söz, korkutmadan ziyade teşvik olmuş olur.
İnsanı topraktan, çamurdan, sudan başlayıp meni, nutfe, alaka, mudğa, kemik, et, ruhun üflenmesi safhalarında geçirerek onu mükemmel bir varlık haline getiren Allah Teâlâ (bk. Hac 22/5; Mü’minûn 23/12-14), elbette kendinden korkulmaya, saygı duyulmaya, kadri bilinmeye ve rahmeti umulmaya en layık varlıktır.