fixeL adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Arkadaş sen benim yazdığımı çok farklı yorumlamışsın, Türkiye Cumhuriyeti devleti var olan parasını inşaata gömmüştür, abudik gubidik insanlara peşkeş çekmiştir, ağaçlar ormanlar gözümüzün önünde bilerek yakılmıştır, sit alanlarına çökülmüştür. İnşaat sektörüyle ayakta kalmaya çalışmıştır. Türk halkına ev satın almanın bir yatırım olduğunu pazarlamış ve ikna etmiştir. Hem Türk halkını hem kendisini fakirleştirmiştir. Siz çok Almanya'ya takılmışsınız, sizin için Güney Kore diyeyim veya farklı bir ülke. Varsayın siz farklı gelişmiş ülke ile analiz yapın.

Türkiye Cumhuriyeti şu anda daire karşılığında vatandaşlık vermektedir. Türkiye Cumhuriyeti bunu yatırım olarak görmektedir ve dünyaya pazarlamaktadır.

2 hafta önce İskoçya'daydım, Edinburgh'da bunun reklamının yapıldığını gördüm.

Vurguladığım nokta halk ekonomisiydi ... Almanya'nın deprem durumu değildi ....

Betona harcanan para sanayiye harcansaydı, betondan edeceğin kârı sanayiden elde edecektin zaten.
Ben sizi anladımda hocam siz beni anlamadınız, toptancı bir yaklaşımınız var olaya. Her şeyi üst üste koyup bir çıkarım yapıyorsunuz. Bende size vermiş olduğum cevapta sizden farklı düşünmediğimi belirtir şeyler yazmıştım.
Hocam yine soruyorum hükümet evet ikna etti ev aldırdı vs vs, hani o zaman ülkenin eski yapılarını yenilemek için bir hızlı yöntem önerin. Her 5-10 senede bir çok büyük depremler oluyor ve yüzbinlerce insanımızı kaybediyoruz. Ucuz kredi varken devlette bu olayı destekliyorken dönüşüme katılmak gerekliydi. Ne yapılacak peki tekrar soruyorum size anlatın bize. Hala ülkemizin çok büyük bir kısmı dönüşüm için sırada bekliyor bunu hangi parayla yapacaksınız, parayı betona gömmeden yapın bunu. Bu konu inanılmaz bir aciliyet teşkil ediyor, eğer aksini düşünüyorsanız yani önce fabrika yapalım fabrikalar verimli olsun sonra oradan gelen parayla ev yaparız vs vs... Depremin ne zaman olacağını kesin olarak bilmeniz lazım düzce depreminden sonra bile her an Istanbul depremi olabilir diyordu uzmanlar.

Almanya örneğini siz verdiniz hocam bende örneğinizin ne kadar yanlış olduğunu anlattım size, yani takılmadım. Bakın yine Almanya'nın deprem durumu değildi demişsiniz. Karlılık olmayan sektör o kadar gelişmez. Bunun acımasız olduğunu düşünebilirsiniz ama ülkemiz ve dünyanın gerçeği bu. Almanya'da da durum bundan ibaret, yeni imar alanı açılması problemli ve DEPREM yok. Yüzden oranın inşaat sektörünün gelişmemesi ile depremin alakası büyük. İnsanların binalarının yüzerine yıkılması korkusu olsa bak bakalım oradaki inşaat sektörü ne hale geliyor.

Son cümlenizden yola çıkalım. Türkiye nüfus olarak Avrupa'nın en büyük ülkelerinden birisi, eski yapı stoğu çok fazla. Parayı fabrikalara yatırdık ve yeni evler yapmadık. Sizce şuan İstanbul için ne düşünülürdü? Yada deprem olan veya beklenecek illerimizde. İnsanımız öldükten sonra o fabrikada çalıştıracak adam bulabilir miydiniz? Bu aslen mevcut hükümetlik bir problemde değil ülkenin genel yapısı ve tarihi ile alakalı. 40 50 yıllık binalar mevcut her yerde bunlar ne zaman yapıldı? Bu hükümet zamanında olmadığı kesin, köyden kente göç ne zaman oldu? Bu hükümet zamanında olmadığı kesin. Peki ülkemiz ne zaman istila edildi, bu iktidar zamanında. Bazı yerleşim yerlerinde dönüşüm yapıldığında cebinden para çıkmadan sıfır ev alacak vatandaş aç gözlülük ile bir ev daha verirsen evimi verir diyor, gidip o çürük olduğu kesin evde oturuyor. Sonra evin altında kalınca suçlu aranıyor. Yani halk ve hükümetler el ele vererek her şeyin içine etmişiz.