" Şimdi ben okumuş, üniversite mezunu maaşı dolgun diye aldığım kişi ayda ailecek 50 bin civarı maaş alacak ve bana hakkımı ödemeyecek? evet yorum sizde! "

normal şartlarda bu meselede sizden tarafım, durumu kafi olduğu için talebiniz karşılık bulmalı ancak yukardaki cümlede geçen " bana hakkımı ödemeyecek " kısmı tamamen farazi, uydurma bir söz zira sizin böyle bir hakkınız yok.

şöyle ki, kiraladığınız andan itibaren ev sizin değil, kiracınızındır. siz o evi yasalar çerçevesinde kiracınıza teslim etmiş durumdasınız ve bahsettiği yıl aralığında söz hakkı onda ve devlettedir. bunun karşılığında da anlaştığınız bedel üzerinden size ödemesini yapar, devletin belirlediği kurallar çerçevesinde de zam uygular. özel bir ayrıcalık yoksa bu zam bilindik şekillerde gerçekleşir, tefe tüfe zart zurt. ancak devlet özel bir kanun getirmişse (%25), bu yürürlükte olduğu müddetçe buna uymak yine yükümlülüğünüz. evinizi kiralarken tüm bunların bilincinde olarak kiralamak yine sizin sorumluluğunuz.

özetle. haklı haksız mevzusuna girilecekse, haklı olan taraf kiracınız. hakkınız yok, ödenmesi gereken bir şey yok.

tüm kanunları kenara bırakıp manevi, vicdani boyutlardan meseleye yaklaştığımızda ise haklı olan sizsiniz elbette. ancak bunun da yasal bir karşılığı yok.

o yüzden herkese tavsiyem, evi yatırım aracı görmekten çıkın. hiçbir zaman ne ev ne arabayı bir yatırım aracı olarak görmedim, görmem. daha öteye gideyim. altın, döviz, arsa, dükkan şu bu dahi gözümde yatırım aracı değildir. şu anki bakış açımdan, kripto da aynı şekilde. cebimden para koyduğum son tarih 2016'dır, kalanı her daim içerdekiyle uğraş olmuştur.

bir yatırım düşünceniz varsa bu şirketlere ya da kendi işinize olsun. ya ülkede faaliyet gösteren firmalara katkı sağlamış ya da kendi iş alanlarınızı üreterek katma değer var etmiş olursunuz. ülkecek yatırım kültürü bu şekilde oturursa hem insanların ihtiyaç duymadığı ürünlere olan talebi ortadan kalkacağı için ihtiyaç sahipleri açısından erişilebilirliği artar hem de üretim bilinci yaygınlaşır.