Su dahil birçok değer gözümüzün önünde akıp yok olup giderken hiçbir şey yapmıyoruz. İşte bu durum için uydurulmuş kötü bir atasözü. Maalesef gerçeğimizi nasıl da yüzümüze vuruyor.
Yaptığımız birçok şey günlük menfaatimize göre maalesef. uzun vadeli sorunları ve ileride olabilecek şeyleri hesaplamıyoruz.
Sonunda başımıza felaket geldiğinde ağlayıp sızlıyoruz. Bu felakette zararın çoğu ise geçmişte yaptığımız hatalar ve umursamadığımız ya da menfaat kopardığımız şeyler.
İşte bu felaketin de üzerinden zaman geçince maalesef gerektiği gibi akıllanmıyor ve plan proje yapmıyoruz. Yine gündelik yaşamadevam.
İşte bu kör kısır döngüyü en güzel özetleyen atasözü:
Su akar Türk bakar!...
***
Bina çatılarından akan yağmur ve kar suları bir depoda biriktirilmeli. Bahçe sulama ve klozet suyu olarak kullanılmalı. Hem su faturasından tasarruf, hem de su kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlar.
Aşırı yağış ve sel olduğunda akan sı-ular, daha önceden yapılmış büyük beton su depolarında sarnıçlarında toplanmalı. Hem selin yıkıcı etkisi azaltılır. Hem de kurak zamanlar için ek su kaynağı.
Birçok nehir boşu boşuna denize akıyor. Nehir suyu büyük hacimli depolarda tutulmalı, tarımsal kullanıma sunulmalı. Tarımda çoğunlukla yeraltı suları kullanılıyor. Bunun birçok zararı var. Ayrıca maliyeti de çok daha fazla oluyor. Belediyeler ve dsi maalesewf bu konuda son derece yetersiz.
Dağların vadilerinde setler oluşturularak yapay gölet imar edilmeli. Biriken yağmur suyu hem doğaya faydalı. Hem de yangın anında kullanıma hazır su bulunur.
Çiftliklerde her dönüm için en az 10 ton olmak üzere büyük su depoları yapılmalı. Bu zaten tarım ve hayvancılıkta önemli bir ihtiyaç. Yangın durumunda Kendi evinizi ve çiftliğinizi bu suyla koruyabilirsiniz.
Özellikle çam ormanları olmak üzere, dağlarda dahafazla yol açılmalı. Yol kenarlarında so borusu döşenmeli. Bu borularda her 20-50 metrede bir valf çıkış olmalı. Yangın anında kolayca kullanılabilsin. Veya çok kurak zamanlarda orman toprağı sulansın.
***
Burada bahsettiğim çözümlerin birçok faydası olacaktır. İnsanlar ve kurumlar ilk maliyeti yüksek olduğu için bu tür fikirlere hiç de açık değiller. Mecbur olmadıkça hiç de yapmayı düşünmüyorlar. Oysa ki son Çanakkale yangınına kadar, her yangında kaybolan değerler bu işler için harcanacak paradan kat kat fazladır.
Bir musibet bin nasihate bedeldir. En azından bireysel olarak elimizden geleni yapmalıyız. Erken tedbir almanın maliyeti, geç üzülmenin bedelinden kat kat düşüktür.