Genç yaşlarımda, aşkın içindeki karmaşıklığı anlamak adına yaşadığım bir deneyimi sizinle paylaşmak isterim. Hatırlıyorum, henüz 19 yaşımda ve hayatımda çok özel bir yere sahip olan bir kıza duyduğum sevgi beni derinden etkilemişti. Her şeyimi geride bırakarak onun yanına gitmeye karar verdim. Evet, başkalarına tuhaf gelebilir ama internet üzerinden tanışmıştık.
Bu tanışma belki de sıradanmış gibi görünse de, aslında oldukça anlamlıydı. İnternet sayesinde gayet derin ve anlamlı konular üzerinden iletişim kurduk. Günler, aylar ve hatta bir yılı aşkın bir süre boyunca görüntülü görüşmeler, samimi sohbetler ve paylaşımlarla birbirimizi tanıdık. Bu süreçte, gerçekten anladım ki insanlar arasındaki bağların nasıl da derinleşebileceğini.
Bir süre sonra, okul tercihleri ve hayatın getirdiği değişimlerle karşılaştık. Kız, yaşadığı şehirde okumaya başlamıştı ve ben de onun yanına gitmeye karar vermiştim. Babamın ve annemin biriktirdiği parayı kullanarak, yaşadığı şehre taşındım ve hatta aynı okula kaydımı yaptırdım. Aynı bölümden bir kaç arkadaşımla Ortak kullanımlı bir ev tutarak yeni bir hayat başlatmıştım. İlk yıl, tüm bu fedakarlıklarımın karşılığını alıyormuş gibi hissettim. İkinci yıl, beraber yaşamaya başladık ve her şey mükemmeldi. Ancak, zamanla hissettiğimiz bağın zayıfladığını ve hislerin eskisi gibi derin olmadığını hatta sohbetlerimizin bile tad vermediğini fark etmeye başladık. Tüm mutluluklar, gelip geçici gibi görünüyordu.
Bu sürecin sonunda, geri dönüşü olmayan bir noktaya geldik. Ben köyüme döndüm, İşin espirisi tabi şehir hayatıma döndüm. O ise tekrar annesinin yanına taşındı. Annesiyle sık görüşüyorduk. Sık sık geliyordu. Babasızdı ve ben bu konuda ona her anlamda destekte sağladım. Tüm bu çabalar, emekler ve fedakarlıklar sonucunda, büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım. 3 3.5 yıl süren bu deneyim, geride anılarla dolu bir boşluğun bıraktığını fark ettim.
Ancak, tüm bunların sonunda ne öğrendim derseniz, hayatın bazen beklentilerimize uymadığını kabul etmeyi, emeklerimizin sonucunu kontrol edemeyeceğimizi ve en önemlisi de kendi değerimi ve mutluluğumu başkalarına bağlamamanın önemini kavradım. Sonuç olarak, bu deneyim beni duygusal olarak derinden etkiledi, ancak bana önemli bir öğreti kazandırdı: Kendi yolculuğumu ve mutluluğumu bulmalıyım.
Not: Tam 4 yıl sonra ilginç bir şekilde, daha doğrusu şaçma bir şehirde kader bizi bir yazlık beldede bir araya getirdi. Yolda can dostumu gezdirirken bir araç yanımda durdu ve beni arkamdan sırtımdan tanıdı.

Annesine yazlık almış kadere bak

Benim de yazlığım oradaydı, fakat o bu durumdan haberdar değildi. Bir akşam sahilde buluştuk. Uzun uzun oturup sohbet ettik, anılarımızı paylaştık, eski günleri yâd ettik. Neşeli anlar yaşadık ve ayrıldık. Ertesi gün, birlikte kahvaltıya gittik. İçimde garip bir his vardı; acaba hayat bize tekrar bir şans mı sunuyordu? Bir an düşündüm, eğer gerçekten aşk ise, bu kadar kolay vazgeçmek ve uzaklaşmak mümkün müydü? Belki de asıl aşk, ulaşılamaz olan değil, karşımızda olanı görebilmekti. 3-4 Gün daha vakit geçirdikten sonra ayrıldık arkadaşlar.
Yani kardeşim ne yaparsan yap.... Olmuyor...... Evet, kabul ediyorum; bir insanı sevebilirsin ama ömür boyu sevemeyeceğini de anlayacaksın. Biz Şirin, Ferhat, Aslı ya da Kerem değiliz; gerçek hayat bu hikayeler kadar basit olmayabilir.