digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hayatta insanlar istisna kovalamazlar.
Kendilerine ön yargılardan bir duvar inşa ederler.
Ve kendi gibi olan insanlar ile sosyalleşerek bir akvaryumda yaşarlar.
Bu dövmeliler de camiye gidebilir, türbanlılar da davul çalabilir diyenlerin de kendi gibi olmayanları linçlediklerik dışladıkları kendi duvarları vardır.
Bak konuda bir arkadaş aşure dağıtımındaki izdihamdan bahsetmiş.
O izdihama neden olan insanların her istediklerinde bir kafeye gidip istedikleri tatlıyı yiyerkleri sosyo kültürel seviyeleri olsa bir tarlı için sıraya bile girmezler.
Yani herkes kendi gibi olmayanı dışlar.
Bu da çok normaldir. Sosyal bir türüz.
Toplumsal görgü kuralları vardır.
Gençler kendilerini kanıtlama derdi ile hep bir sivrilşk pelinde koşarlar.
İslamda ses dışında enstrümanla müzik haramdır hem türban takacak kadar müslümanım hem davul çalacak kadar harama girerim diyeni ayıplarlar.
İslamda dövme haramdır. Hem dövmelilerin lanetlendiği bir dine inanıp hem de dövme yaptırıp camiye gideni ayıplarlar.
Köyde kısa şortla gezilmez, plajda takım elbise şle güneşlenilmez. Her yerin kendine uygun bir giyim görgüsü vardır. Bu görgü kurallarına uymayanlar atıplanır.
50 yaşına kadar bekleyip okula motorla giden edebiyat öğretmeni orta yaş bunalımı yaşıyordur. İnsanların garip bakması çok notmaldir. Tüm önrü bıyunca motorla okula giden edebiyat öğretmeni ile 50 sinden sonra giden aynı değildir.
Daireye yeni başlayan enerjik genç memur dünyayı değiltireceğini sanır. Oysa birileri daha önce o yollardan geçmiştir be kendini boşuna paraladığını söylerler.
Tıpkı benim size şimdi söylediğiö gibi.
Gençler görgü kurallarını dini kuralları sosyal gelenekleri çipneyip sonra hiç tepki görmeden yaşamak istiyorlar. Öyle bir hayat yok. Sizin de kendi kurallarınız görgünüz var buna ters hareket edenlere hiç hoşgörülü değilsiniz.
Abi gözüm senin yorumunu arıyordu. Bu tarz konularımı yerip gitmeni seviyorum. Geçen bir konumda beni desteklemiştin gerçi :d

Uzun ve detaylı yorumun için teşekkür ederim. Yer yer tebessüm ederek okudum.

Dediğiniz gibi benim de kendi hayat görüşüm ve yaşanmışlıklarım var ve ister istemez düşüncelerim buna göre şekilleniyor. Mayamız böyle yoğrulmuş. Bazı şeyler değişmez.

Örneğin katillerden hepimiz nefret ederiz ama iç dünyalarında ne yaşadıklarını bilemeyiz. Çok spesifik olaylar var. Onun hayatı da o eksende şekilleniyor. Sağlıklı veya sağlıksız bir düşünce tarzı var. Onun da doğrusu o gibi.

Konuda örnekleri biraz uç noktalardan verdim. Yoksa yazdıklarımdan bana batacak olanlar da var. Ben de garip karşılarım. Başlığın özünde, her insanı tek tip yapıp; bir gruba ait etmeye çalışmamayı işledim aslında ve farklılıklara saygı duymayı.

Bir insan ona öyle dayatılıyor diye 9-5 mesai, sonrasında evde hanımla mandalina akabinde kapanış yaşamak zorunda değil. Bu adam arada canlı müzik de dinler, serserilik de yapar.

Yine bir gruba ait olalım ama günümüz dünyasında işler biraz daha komplike gelişiyor. Biraz ondan biraz bundan bulunmalı içimizde her şey.