Dünya nüfusunu azaltmaya yönelik yardımcı projelerden biri olduğuna eminim ama ispat edemem.
-İşin yapılması hususunda insan faktörünü olabildiğince farklı iş kolunda ortadan kaldırmak.
-İşsiz/işe yaramaz/vasıfsız diye nitelendirilecek nüfusu çoğaltmak. Bu ve benzeri nitelendirmelere göre vatandaşlık puanı vermek. (Çin'de başladı)
-Puana göre yaşam standartlarına erişmek. (Kazanmak yok artık, erişmek var, çünkü hiçbir şey yapmayan hiçbir şey kazanamaz)
-Yaşam standartlarını, A paket, B paket, C, paket ... vs. olarak ''tek merkezden'' vatandaşlara vermek. Örneğin ''daimi'' işsiz/vasıfsız vatandaş baz paketle yaşamak zorunda; canının istediğini yiyip içemez, yapay ete yüklenmiş protein ve mineraller ölmeden yaşamasını sağlar, baz vatandaş daha fazlasına erişme hakkına sahip olamaz.
-Hükümetler sadece ''tek merkezin'' bayileri olabilir. Zira sağlık, gıda, giyim malzemeleri 'tek merkezin'' oluşturduğu standartlar dışında üretilemez ve dağıtılamaz. Standartlar dahilinde üretimler, belirlenmiş ve onaylanmış 500 küresel firma dışında yapılamaz.
-Belli bir seviyeye geldiğinde ise baz vatandaşın üremesi bile yasaklanacak. Al sana son iki yüzyıldır birilerinin çok istediği nüfusu sınırlandırma, azaltma imkanı.
İmkansız zannediyoruz ama bunların hepsinin alt yapısı şuan zaten var. Bu şeytani manyak düzenin önündeki tek engel ulus devletler ve bu devletlerin kendine yetebilen sistemleri. Farkındaysanız ulus devletlerin artık kendine yetememesi için çok ciddi efor sarf ediliyor. Ne yazık ki kendi kendine yetebilen ulus devlet sayısı da zaten pek azdır. Kendi kendine yetebilenden kasıt; kendi nüfusunu doyurabilecek gıda üretimi, enerji üretimi, finans yönetimi, ordu (araç/mühimmat dahil) ve sağlık altyapısını sağlayabilmektir.
Bu senaryoya en güzel örnek Rusya'dır. Gıda, enerji, sağlık, ordu ve finansta kendi kendine yetebilen bir ülkeden, Ukrayna'da atılan mühimmata beyaz eşya çipi takmak zorunda kalan bir ülkeye dönüştürüldü. Rusya şuan sadece gıda, enerji ve sağlıkta kendine yetebilir konumda, ordu (en basitinden çip yok) ve finans kartını (uluslararası yaptırımlar) kaybettiler bile.
Teknoloji asla rastgele ilerlemiyor, çipe bağımlı hale getirilen teknoloji sadece devletleri değil dev şirketleri de etkiliyor, misal Mercedes olarak daha önce kimseye minnet etmeden araba yapıp satıyordun, şimdi Çin ile Tayvan savaşa girse, çip gelemeyeceği için araba da satamaz duruma düşersin, markan çöp olur.
Kısaca birileri, yeni bir teknoloji devreye girdiğinde, önünü ardını nereye varacağını çok çok iyi çalışıp planlama yapıyor ve bütün güçlerini kullanarak o teknolojiyi istedikleri sınırlarda ve denetimde tutuyorlar.
Haliyle bu konuda da bahsedilen yapay zekanın emin olun 20-30 yıldır testleri, denemeleri, nereye varacağı, finansal ve sosyolojik etkileri A dan Z ye ele alındı, planlandı ve şuan aynen o planlar dahilinde ilerliyor.
Bu bir şeyleri denetim altında tutma ve manipüle etme hastalığı (tanrıcılık sendromu) sadece teknolojide değil, aklınıza gelen her konuda uygulanıyor.
Örneğin X1 ürünü: Üretimi tamamlanmış ar-ge si yapılmış, en az 2 sektörde kullanım alanı belirlenmiş. X1 piyasaya çıktığında hitap edeceği kitle araştırması, ihtiyaç oranı vs yapılmış. Topluma etkisi simüle edilmiş, en doğru çıkış tarihi 20 yıl sonra piyasaya sürülecek diye de belirlenmiş. X1 ile nasıl bir sanat akımı veya sosyal akım oluşturulacağı bile projelendirilmiş durumdadır.
Açık konuşayım, ilahi bir müdahale olmadan bu insanların (belki sadece insan da yoktur işin içinde, hadi bakalım) engellenebileceğine inanmıyorum. Bizden çok çok ilerideler, bizden çok başka bir zihin yapısındalar, görülmemiş bir öz güven ve imkanlara sahipler. Dünyayı ele geçirmeye çalışmıyorlar, zaten ele geçirmiş durumdalar. Dünya onlar için şekillendirilmesi gereken bir akvaryumdan ibaret. Onların gözünden akvaryumdaki yosunlaşma ve kokuyu yapan şey kalabalık nüfus, akvaryumu zora sokan kireç vs de ulusal devletler. Anlayın ne demek istediğimi.