pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Acilen zengin olmalıyız, öyle büyük bir iş yapmalıyım ki refaha ermeliyim diyip çıkanı görmedim. İyi kazanan, küçük - orta zenginlikte - refahtaki insanların - patronların böyle dertleri, böyle bir yola çıkış misyonları olmuyor genelde. Bir ürün veya hizmet belirlenip hırsla, deli - dolu bir şekilde o ürünü - hizmeti nasıl daha fazla kişiye nasıl farklı, daha ekstra şeylerle satabilirim ile gerçekçi, somut adımlarla bir şekilde insanlar zaten maddi başarı elde ediyorlar, öncesinde elde ettikleri manevi disiplin, düzen ve gelişim ile tabi.

Çevremde benim gibi 25-30'lu veya 40-50'li yaşlarda olsun fark etmeden ne zaman yüzüm gülecek gülsün artık diye köşeyi dönmeliyim - artık rahat etmek istiyorum diyenlerin tamamı battı. Zengin olmayı geçtim başkasının işinde çalışacağımıza kendi işimizi yapalım deyip 10 küsür yıl önce Avrupa'da kafe açan tanıdıklarım bile kendilerini batırdılar.
Benim yazdıklarıma bir bakarsak aslında çok da pirinç tanesi hesabı bir zenginlikten bahsetmiyorum ve kaldı ki açıkça ironi yapıyorum. (Çok açık yapamamışım demek ki ) Genel anlamda ortalama bir refahtan dem vuruyorum, aynı zamanda da tıpkı sizin bahsettiğiniz gibi sınırı kimin nasıl çizdiğini soruyorum. Bana göre birkaç yaşam kolaylaştırıcı mal ve tüm aile fertlerinin sağlıklı oluşu müthiş bir zenginlik iken bazıları için sürekli genişleyen ticari hayat ancak zenginliğin tanımı olabiliyor. İnsanın doyumsuz ve aç gözlü olduğunu binlerce yıllık tecrübelere rağmen "yok canım ne alakası var?!" diye reddedecek değilim. Kaldı ki zenginliğin, varlığın ve refahın paylaşılması gerektiği kanısındayım. Buna insani ya da dini açıdan bakabilirsiniz. Eğer ben bir yerde maddi anlamda güçlük çekiyorsam başka bir yerde birisi ihtiyacından fazlasını tüketiyor demektir. Dünyanın servetinin %90'ınından fazlası dünya nüfusunun %1'inin elindeyken bize ancak buralarda goy goy yapmak düşer. E rahat da edelim ama değil mi? Edemiyorsak da hayalini kuralım hiç olmazsa.