Gel-git zamanı suyu gören iskele hesabı arada vuran o malum his sizi de gıdıklamıyor mu? Hiç kendi kendinize "çok acil zengin olmamız lazım" dediğiniz oluyor mu? Yalnız olamam diye düşünüyorum bu konuda. Hani kimsenin malında mülkünde gözümüz yok; ama insan arada çat diye zengin olanın ya da babadan kalanla refahın sözlük anlamını derin derin irdeleyenin halini merak ediyor. Zengin olmak derken elbet Elon olalım, Bill olalım, Mark gibi parayı koyacak yer bulamayalım da demiyorum. Öyle mahalle zengini işte; hani evi, arabası, hastalandığında çekinmeden özel hastaneye gidecek kadar parası olan zenginlerden. Alışveriş yaparken bir yandan da Cahit Arf'i kıskandıracak deha örneği ile limit hesabı yapmadan dilediğini alabilecek özgürlüğe sahip bir zenginlikten bahsediyorum. You know what I mean aslında adamım. Elindekine şükretme, gözün hep yukarıda olsun tavsiyesi değil benimkisi. Fukaranın, garibanın zenginlik hayali. Bak zaten vizyonun darlığına ne sıraladım; ev, araba, hastane, postane... Fabrika kurayım, yazılım şirketi açayım, kripto borsası yöneteyim demedim. Doğuştan bu kod yüklü geliyor bize. Bundan ki para parayı çekiyor. Zengin olacak adamın genetiği de ona göre dizayn ediliyor. Biz memur gen dizilişine sahibiz. Şimdi o değil de zinciri kırdık, geni bozduk, kendimizi aştık diyelim; nasıl zengin oluruz? Ne kadar varlık size göre zenginlik? Hadi olduk diyelim böyle bir tatminsizlik gelir çöker de daha çoğunu arar mıyız acep? Para bizi bozar mı a dostlar?