Maalesef uygulamada bu tip sıfatlar sorgulanmıyor. Özellikle asliye cezada.
Asıl fail bulunamadığı için sen suçlusun bu 3. kişiyi sen uydurdun oluyor.
(Teknik olarak haklı da sayılırlar. Ama genelde doğru olmaz. Dolandırıcılar tüm adli
sistemden daha zeki.)
Kimse gerçeği merak etmiyor. Özellikle cinayet vs. yoksa
İşin ucunda tatmin edilmesi gereken mağdurlar var. "Gerekli adımlar"
atılması gerek. Mütalaaların ve gerekçeli kararların yarısı kopyala yapıştır zaten.
Kavramsal tartışmalar anca doktrinde olur. Onu da kimse umursamaz zaten.
Bazen paydaşları bile...
"Ben saçmalarsam doktrin, Yargıtay saçmalarsa içtihat, sen saçmalarsan saçmalık olur."
(Bir akademisyenin öğrenciye söylediği söz)
Onu biliyorum üstadım, ben de zaten doktrinsel yaklaşım olarak hangisi daha doğru olur diye fikrinizi merak etmiştim açıkçası.