Bu yazımda üç kişiye birden ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Biraz hikaye tadında, biraz da iç dökmeli bir yazı olacak.

Öncelikle kendimi tanıtmak istiyorum. Ben Emirhan Aydın. 31 yaşındayım ve inşaat mühendisiyim. Ortaokul yıllarımda; Mynet'in "sitemynet" hizmetiyle, bir hevesle başlayan; web sitesi, blog vb. gibi platformlarda bir şeyler yazma isteğim yıllar boyunca devam etti. Zaman zaman irili ufaklı denemelerim oldu ama bilirsiniz, o yıllarda; şimdiki gibi, bilgiye ve hizmete erişim bu denli kolay değildi.

Son olarak lise yıllarımda ve üniversitemin ilk yıllarında anonim olarak yazdığım bir blogum vardı. Orada da son yazımı anneannem vefat ettiğinde yazmış, 4 yıl boyunca elime tekrar kalem almamıştım.

Sonrasında ise mesleğe atıldım ve ilk yıllarım; bir şeyler yazma zamanı değil, bir şeyler öğrenme zamanıydı. Bu süreci oldukça verimli geçirdiğime inanıyorum mesleki olarak.

BAŞLIYORUZ
Sonrasında ise bir gün bir statik hesap yapmam gerekti. Tabii hesap bölümü benim için kolay ancak; hem hesap için kullanmam gereken yazılım için hem de o hesabı yaparken kullanacağım Amerikan yönetmeliği için kaynaklara ihtiyacım vardı. Ancak bu konuyla ilgili google'da arama yaptığımda Türkçe sonuçlarda 100 kadar sonuç çıkarken, ingilizce yazdığımda ise onbinlerce sonuç beni karşılıyordu.

Ben kendi derdimi çözdüm. Ancak Türkçe kaynaklarla bilgiye ulaşmanın bu denli zor olması beni rahatsız etti. Ve aslında o gün, kararımı verdim. Bir bloga ihtiyacım vardı.

Sonrasında ise Maksut ile tanıştık. Size biraz Maksut'tan bahsetmem gerek. Eminim forumdaki pek çok kişi kendisini tanıyordur. Ancak, blogumu açarken verdiği desteği bir kenara bırakırsak; sonraki dört yıl boyunca da bir çalışma arkadaşından çok, bir dost edindiğimi düşünüyorum. Çünkü hangi konu hakkında olursa olsun, kafama takılan her konuda kendisine danıştım. Fikir alışverişi yaptık. Yeri geldi, projeler tartıştık. Kendisi bu süreçte beni bir kez bile yalnız bırakmadı.

Dolayısıyla ilk teşekkürüm, blogumun 4. yılında da beni yalnız bırakmayan @yazarbey; 'e olacak.

Bi' Şey Yapmalı
Tabii blogumu açtık. Çok da keyifli ilerliyor süreç... Yazıyorum, çiziyorum, öğreniyorum... Ziyaretçi sayım da her geçen gün artıyor. Sürekli olarak SEO anlamında bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum, danışmanlıklar alıyorum, büyük gazetelerde tanıtım yazıları alıyorum vs. derken blogum benim açımdan istediğim bir noktaya geldi. Blogum aracılığıyla, Türk mühendislerin bilgiye erişimini kolaylaştırmanın yanında ticari olarak bana faydası da dokunacak bir şey yapmak istiyordum. Bir arsa sahibi ile anlaşıp sözleşme imzalamak, bir daire satabilmek vs. Ve bu blogumun aracılığıyla bir daire sattım. Pek çok arsa görüşmesi de yaptım. Tabii insanoğlu doyumsuz. Şimdi daha farklı hedeflerim var blogumla

O süreçte, bloguma gelen ziyaretçilerin, blogumda daha fazla vakit geçirmesi gerektiğine inandım. Bunun için de pek çok kişiden görüş aldım. Genel kanı, web sitemde videolu içeriklerin olması durumunda ortalama sürenin artacağı yönündeydi. Ve bu yorumlar beni youtube kanalı açmaya itti.

Youtube
Blogum, blogger tabanlı olduğu için blogger'a yüklediğim videolarda görüntü kalitesi inanılmaz düşüyordu. Bir iki kez pes edip tekrar ayağa kalkmamın ardından Murat ile tanıştık. Size bu defa da Murat'tan bahsedeyim. Youtube kariyerimin ikinci baharında tanıştığım Murat ile de bilfiil 2 yıldır çalışıyoruz. Neredeyse her hafta bir videoyu youtube'a yüklüyoruz ve açıkçası şu anda süreç oldukça keyifli ilerliyor. Murat ile de iş yaptığımız söylenemez. Biz arkadaşız ve sohbet ederken arada video ortaya çıkarıyoruz aslında. Kendisi de tam bir profesyonel. Youtube kanalımın, zaman içerisinde; web sitemi destekler bir halden çıkıp başlı başına bir otorite olması tamamen Murat sayesindedir. Hem önerileriyle, hem yönlendirmeleriyle hem de yaratıcı zekasıyla benim şantiyede veya evde çektiğim videoları profesyonel birer kurgu haline getiriyor. Tahmin edeceğiniz üzere ikinci teşekkürüm de @mtyproduksiyon; 'a gidiyor.

Bi' Kamera Bi' Tripod
Bu yazıyı yazmamın perde arkasını anlatmaya geldi sıra. Dediğim gibi, inşaat mühendisiyim ve bizim bir meslek odamız var. 2022'nin Şubat ayında ise İnşaat Mühendisleri Odası'nda seçim yapılacaktı. Tabii ben oda işlerine vs. oldum olası önyargılıyım. Meslektaşı koruma güdüsünden çok siyasi emeller beslediklerine inanıyorum. Bu nedenle de o tarihe kadar hayatım boyunca bir kez bile oda seçimlerinde oy vermemiştim.

Benim bulunduğum şehir, Kütahya, bir temsilcilik. Temsilcilikler şubelere bağlı oluyor ve biz de Bursa Şube'ye bağlıyız. Özetle seçimlerimiz Bursa'da oluyor ve aslında Bursa'da bir başkan seçiyoruz. Kütahya, İnegöl, Bilecik gibi yerlere ise yeni başkan; atamalar yapıyor. Bu arada da Bursa'da 28 yıldır aynı grup kazanıyor.

Kütahya ise Bursa'nın aklına seçimden seçime gelir hep. Seçim zamanı gelirler, yemek organize edip oy isterler ve onları tekrar bir sonraki seçimde ancak görürüz. Yine böyle bir organizasyon esnasında biraz muhalefet etmek istedim ve söz almak istedim. Ancak muhalif sesleri duymamayı tercih eden Bursa yönetimi bana mikrofonu uzatmadı. Sonradan bana ilettiler, söz alma isteğime "bunlara ayıracak vaktimiz yok" demiş başkan. Oysa benim siyasi bir kimliğim yoktu, seçime bile gitmemiştim o güne dek. O güne dek...

Tabii bu durum çok gücüme gitti ve blogumda bir yazı kaleme aldım. Ardından da bir video çektim. Ve bunlar epey ses getirdi. Hatta inanılır gibi değil ama siyasiler aracılığıyla ilk kez bloguma sansür uygulandı ve yazının bir bölümünü kaldırmak zorunda kaldım. O gün anladım ki benim hiç önemsemediğim oda seçimlerinin perde arkasında inanılmaz bir siyaset dönüyordu.

Tabii biz, Kütahya ekibi olarak bu olayların üzerine; 28 yıldır oy verdiğimiz (ben daha önceki seçimlere katılmamıştım ama Kütahya'dan blok oy gidiyordu) gruba değil de; diğer gruba oy verince, birkaç oy farkıyla seçimin yönü ilk kez değişmişti. Desteklediğimiz aday 1055 oy alırken, kaybeden aday 1013 oy almıştı.

O dönem şehrimde aramadığım kişi kalmamıştı sanırım oy istemek için. Çünkü artık tepki göstermek gerekiyordu. Yoksa görmezden gelinmeye devam edecektik. Benim için açıkçası problem değildi. Ancak yeni mezun inşaat mühendislerinde işsizlik oranı %50'leri geçmişken; şehrimin gençlerine hizmet edilmemesi, ihanet anlamına geliyordu. Çünkü mühendislik, hayat boyu eğitimi gerekli kılar. Bizim şehrimizdeyse hiçbir eğitim/kurs/seminer olmuyordu. Özetle korkunç bir tablo ile karşı karşıyaydık.

Hâl böyle olunca, yani seçimin yönü değişince, Kütahya yönetimi için de ben atandım ve temsilci yardımcısı oldum. Ve sadece 5 ayda, son 7 yılda yapılandan daha fazla eğitim içeriği organize ettik. Sosyal etkinlikleri, indirim protokollerini vs. saymıyorum. Ki anket sonuçlarına göre indirim protokollerinden yararlanmayı tercih eden 232 üyemiz, harcamalarında her ay 1.600$ (232 üyenin toplam tasarrufu) tasarruf etmiş oldu. Bu da anket tarihinin döviz kuruyla, oda aidatının 5 katını tasarruf olarak her ay üyelere sunduğumuz anlamına geliyordu.

Detaylar
Tabii sonra şehrimizdeki hatalı inşaat uygulamalarının önünü kesmeyi amaçladık. Ve zemin iyileştirme konusunda aşırı kusurlu, uydurmasyon bir yöntemi basın aracılığıyla rafa kaldırdık. İşin komik tarafı, odaların hiçbir yetkisinin olmaması. Yani yasal olarak hiçbir yetkimiz, yaptırımımız yoktu ama basın sayesinde muazzam bir işe imza atmıştık. İnşaat sektöründe değilsiniz biliyorum bu nedenle detaylara giremiyorum ve bu cümleleri yazarken yaşadığım coşkuyu size yansıtamıyorum. Ama şehrimizin inşaat sektöründe bir devrim yapmıştık.

Sonra 6 Şubat depremleri gerçekleşti ve zemin faktörünün ciddiye alınmamasının, nelere mal olacağını herkes görmüş oldu. Bildiğiniz gibi Hatay'daki durumun başlıca sebeplerinden biri zemin faktörü.

Tabii kısa zaman içerisindeki yoğun temponun ardından; odada inanılmaz bir "birlik beraberlik" duygusu oluşunca, odaya küs olan herkes dört elle odaya sarılınca, bazı konularda daha güçlü olduğumuzu gördük. Örneğin deprem bölgesine daha hiçbir kurum ve kuruluşun eli değmemişken depremin ertesi günü biz 12 adet konteyner satın alıp Hatay'a sevk ettik. Ve bölgedeki hasarlı binaların hasar tespiti çalışmalarına ülkenin en yüksek katılım oranıyla, gönüllü olarak iştirak ettik ve görev bölgemiz Malatya'da; "ağır hasar raporu" verdiğimiz binaların 28 Şubat tarihli depremde bir bir yıkıldığını gördük. Ağır hasarlı yapıların önceden tespit edilmesiyle, o depremde can kaybı bir kişiyle sınırlı kaldı.

Neyse, İMO bölümünü çok uzattım. İMO ile yapılacak çok şey, çok hayal var ama şimdilik konuyu değiştiriyorum.

Kapı Kapıyı Açıyor
Tabii İMO sürecimiz sansasyonel ve epey başarılı ilerleyince, çeşitli kuruluşlardan ve derneklerden teklifler gelmeye başladı. Önce Ticaret ve Sanayi Odası'nda meclis üyesi seçildim, ardından da Genç İş İnsanları Derneğinin yönetim kuruluna seçildim. Şimdi halkımın, şehrimin, ülkemin insanlarının; daha güvenli konutlarda, daha iyi mühendislik hizmeti almış konutlarda, daha risksiz konutlarda yaşaması için değerlendirebileceğim daha fazla enstrümanım var. Çıkmaların sınırlandırılması, asma katların yasaklanması gibi bu günlerde haberlerde gördüğünüz bir dizi değişiklikte, Ticaret ve Sanayi Odası aracılığıyla Bakanlık'a ilettiğimiz yazıların ve önerilerin payı var. Tabii her şey tam manasıyla istediğimiz gibi yönetmelikte yer almıyor ancak çabaladığımız sürece doğruya, iyiye ulaşacağımıza inanıyorum.

Üstteki paragraf yazıp yazmama konusunda çok tereddütte kaldım açıkçası. Kibirli biri gibi görünmek istemiyorum. Ancak r10 aracılığıyla, bir blogla başlayan sürecin tamamını bilmenizi istedim. Aksi halde r10'a, Maksut'a ve Murat'a haksızlık edeceğimi düşündüm.

Öyleyse şimdi gelelim üçüncü teşekküre...

r10.net
r10'a ilk üye oluşum 2007'nin sonlarına isabet ediyor. O zamanlar lise öğrencisiydim ve sitelere post atarak paypal üzerinden ilk kez para kazanmıştım yanlış hatırlamıyorsam.

Ancak bu yazıda da okuduğunuz gibi r10'un benim hayatıma dokunması, r10 ile ilişkimizin ikinci baharına tekabül ediyor. Yani önce Maksut ile sonra da Murat ile tanıştığımız bölüme.

Çeviri hizmetinden, animasyon hizmetine, alt yazı işlerinden, backlink/tanıtım yazısı işlerine, grafik-tasarım hizmetlerinden, mobil oyun hizmetlerine ve hatta çikolata satın almaya kadar (inanılır gibi değil ama çok lezzetli bir çikolatayı da r10 aracılığıyla almıştım) pek çok şeye erişimimize sunan, bilgiye ve kaliteli hizmete ulaşmamızı mümkün kılan r10.net'e de bir teşekkür etmek istiyorum. Hatta öyle ki, etrafımdaki insanlara "şöyle bir şey var aklımda biriyle bu konu üzerinde konuşuyoruz" dediğimde "r10 üzerinden mi buldun?" sorusunu alıyorum. Sadece ben değil, etrafımdaki herkes bu süreçte r10'u iyice öğrendi.

Ve tüm bu yazdıklarımın hikayesi r10 üzerinden tanıştığımız Maksut'un yaptığı blog ile başladı. Blog'un tasarımının nasıl olması gerektiğine dair, 2019 yılındaki ilk çizimlerimi de buraya bırakarak bu yazımı sonlandırıyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.