EmirSoft adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Aylarca Çalışıp Hayalimde ki Motoru Almak için Para Biriktirdim 100.000 TL Biriktirdim 120.000 TL oldu bu sefer 120.000 tl biriktirdim şuan R25 145.000 TL Altı yok o sarı sitenin ALLAH belasını versin inşALLAH hep o site yüzünden böyle oluyor
Üzülerek ifade etmek isterim ki biz dünyada günümüz ticaretini, kapitalizmini en az bilen toplumlardan biri olabiliriz. Buna belki bazıları kızacak ama kızdığımız bazı körfez, arap ülkeleri ekonomi ve finans konusunda kısa vadede de, uzun vadede de bizden hem daha fazla bilgiye, hem daha doğru öngörülere sahipler. Petrol zengini diye geçiştirdiğimiz bazı körfez ülkeleri, şirketleri petrol ve bunun dışında elde ettikleri yatırımlarla inanılmaz turizm ve expat şehirleri haline geldiler. Yetinmeyip yine bu alanlarda kazandıkları paralar ile bir çok Körfez, Arap yatırım grubu - şirketi uluslararası küresel teknoloji şirketlerinde önemli hisse - pay sahipleri.

Bizim şirketlerimizde eskiye nazaran bu konuda daha özverili fakat kesinlikle yeterli değil. Üzücü olan bu en sıradan toplumdan insandan Koç, Sabancı gibi şirketlere kadar bu sorun uzanıyor. Normalde Apple'a veya Apple'a yatırım yapan büyük yatırım şirketlerine yatırım yapması gereken Koç grubu Türkiye'de Koç Bilişim adı altında Apple cihazları ve kurulum hizmeti satarak "gelir ve iş modeli" oluşturmaya çalışıyor. Aklım ve mantığım almıyor, belki de en az 50 yıldır Türkiye'de otomobil üretim, satış işinde olan ülkenin en büyük şirketi kendini yıllarca Fiat ve Ford ile sınırlandırmış ve bu firmalar şu modeli artık Tofaş'ta, Türkiye'de üretmeyeceğiz dediklerinde ülkenin en büyük şirketi - holdingi Beko gibi global bir beyaz, elektrikli eşya değeri markası oluşturabilmişken otomobil alanında yıllardır butik bile olsa bu denli bir girişim yapmamış.

Bunun dışında toplumsal olarakta zenginleştikçe, refahımız arttıkça cari açıkta rekor kıran bir ülkeyiz. Yani alım gücümüz artıp biz dünyadan daha fazla şeyi daha kolay bir şekilde alabildiğimiz zaman dünya ekonomisine aynı oranda daha fazla karşılığını veremiyoruz. Bu yüzden Türkiye'ye kimse beyaz yaka, plaza, uzun vadeli yüksek katma değerli - beyin gücü, tecrübe gerek işlere - alanlara yatırımı yapmak istemiyor. Biz bu dünyaya mavi yakalı olmak için gelmişiz, azıcık elimize imkan ve refah geçip teknisyen bile olarak statü ve refah sahibi olduğumuzda kendimizi batırıyoruz. Bu yüzden Türkiye'ye maden, kazı, inşaat şirketi yapan yabancı şirketler Türkiyedeki işçileri övüyor çok özverililer, çok çalışıyorlar diyorlar fakat benzer şeyleri Microsoft, Ibm, Apple, Oracle gibi şirketlerden duyabilmek mümkün değil. Bu sadece nitelikli insanlarımızın yurt dışına gitmesiyle kısıtlı da değil. En iyi üniversitelerdeki gençlerimizde ortalama bir Alman üniversitesi ile yarışmada baş edemiyorlar. ( Bu sadece imkan, refahla bahane - mazeret edilebilecek bir durum değil )

Normal şartlarda 10-12 saat çalışmayı öven, çok çalışmayı marifet sayan biri değilim ama bu konuda da kendimize anlamsız bir özgüvenimiz var. Bir çok ülkeden - toplumdan daha disiplinli, işine sadık insanlar olabiliriz fakat Almanya ve Japonya ile bu konuda aynı ligte yer aldığımızı bile düşünmüyorum. Tek başına yeni yapılan, inşaa edilen yamalı - bozuk yollar bile iş ahlakı, profesyonelliği konusunda çok uzun yıllar boyunca Almanya ve Japonya ile kıyaslanamayacağımızın kanıtı olabilir. Bizdeki uzun çalışma saatleri insan ve işgücünün değersizliği ile işverenlerin çalışanlara, çalışanların öyle mi deyip işverenlere benzer minvalde intikamı gibi bir durum söz konusu.