Birkaç arkadaşın cahil yorumlarını gördükten sonra bu yazıyı yazma kararı aldım . Öncelikle şunu belirtmek isterim tıp fakültesini yaklaşık 1.5 sene önce bitirdim ve bitirdiğim gibi hekimliği bıraktım. Bu şekilde bitirip bırakan veya henüz bitirmeden bırakan bir sürü arkadaşım oldu. Bunların sebeplerini açıklamak gerekirse :
1- Ülkede artık
gerçek anlamda doktorun değer görmemesi : Herkesin dilinde olan bu konun arka planı aslında gereksiz yere açılan üniversitelerle başlıyor. Herhangi bir mesleği hatta ürünü çoğaltırsanız değerini kaybeder. Bundan 6 7 sene önce tıp fakultelerinden fakülte başı 100 kişi mezun oluyorken şuan en az 250 - 300 kişi mezun oluyor.bu da verilen eğitimin kalitesini düşürüyor. Tabiiki bu işi sadece başlangıç kısmı. Şuan acile gelen hastaların bir numaralı isteği bana bu serumu yap , komşum geçen gün sarı serum almış çok iyi olmuş ben de istiyorum tarzı
ısmarlama tedavi istekleri. Bu bahsettikleri sarı serumun çok ciddi anaflaktik etkileri olabiliyor . Bu da sizi 3. maddede açıklayacağım malpraktis davalarına sürüklüyor. Bunu yapmak istemediğinizde en iyi ihtimalle ben de başka doktora yaptırırım diyip gidiyorlar ve gerçektende yaptırıyorlar. genelde ise hekime sözlü veya fiziksel saldırı şekline dönüyor. Anlayacağınız çok fazla hekim mezun olduğu için ve çok fazla eğitimsiz de hekim olduğu için hekimin sözünün değeri kalmıyor.
2- Verilen emeğin karşılığının alınamaması
3-
Malpraktis davaları : Şuan çoğu hastanenin önünde sigorta şirketlerinin adamları duruyor. Ve çıkan hastalara doktorunuzdan memnun kaldınız mı ? , verilen tedavi neydi? gibi sorular soruluyor. Dahası, bir şekilde hastanelerin hasta bilgilerinin tutulduğu sistemlere sızılmış durumda. Örneğin siz bir ameliyat oluyorsunuz ve olası bir komplikasyon gelişiyor. Sigorta şirketleri sistem üzerinden bu hastaları buluyor , arıyor . Ve dedikleri şey şu : Sizin hiçbir şey yapmanıza gerek yok , davayı biz açıp takip edeceğiz . eğer kazanırsak kazanılan tutarın ----- % kısmı bizim olacak. Çoğu hasta da bunu kabul ediyor. Bu malpraktis davaları en az milyon tllik davalar oluyor. Şuan günümüz koşullarında bir doktorun bunu ödemesi için seneleri geçiyor.
4-
Sağlıkta Şiddet : Sağlıkta şiddeti zaten hepimiz hergün televizyonlarda görüyoruz . Bizim gördüklerimiz ise sadece buz dağının görünen kısmı. Arkaplanda bütün doktorların artık rutini haline gelmiş bir durum. Engellenememesinin sebebi ise bu konudaki yasal zorluklar . Açıklamak gerekirse , bir doktora acil serviste veya herhangi bir farlı serviste şiddet olayı olduğu zaman beyaz kod vermesi gerekiyor. beyaz kod verildiğinde ise karşınıza bir takım yasal zorluklar çıkıyor. Dileyenler sağlıkta beyaz kod süreci yazıp detaylı olarak aratabilir. Hİçbir doktor ise ayda en az 10 nöbet tutuyorken bu yasal sürece başlamak istemiyor. Dolayısıyla bu şiddeti gösterenler daha da cesaretleniyor. Ayrıca çoğu acil servisin kapısında güvenlik durmasına rağmen , bu güvenlik arkadaşların hiçbir şekilde olaya müdahale etme yetkisi yok. Ki zaten onlar da müdahale etmek istemiyor . Müdahale ettikleri anda kendilerini onlarda bir yasal süreç içerisinde buluyor . Bu işin doğrusu her acilin önüne tam yetki verilmiş polis memurlarımızın konumlandırılmasıdır.
5-
Hekimler arası mobbing : Bu kısım aslında tamamen hekimlerin birbirlerine yaptıkları bir durum . Sizden kıdemli olan hekimler size her türlü işi yaptırma hakkını kendilerinde buluyorlar. Biz yaşadık neden sen yaşamayasın gibi zehirli bir düşünce yapısı yerleşmiş durumda. Özellikle cerrahi bölümlerde sizden kıdemli asistanların '
sizi istifa ettirmekle ilgili olan tehtitleri ' şuan sağlık sektöründe olan herkesin bildiği bir konu haline gelmiş durumda .
6-
İnsancıl olmayan nöbet sayıları : Bununla alakalı bir kanun çıkarılmasına rağmen (yasal sınır 8 nöbet) şuan birçok hastane ve fakültede hekimler en az 10-12 nöbetle aylarını geçiriyorlar. Ve 8 nöbetten sonrasının ücretini bile almıyorlar . Çünkü bu yasal değil . Buna itiraz eden hekimler ise istifa ettirilmekle tehtit ediliyor.
Değerli arkadaşlar ; aslında daha birçok sebep saymak mümkün fakat yıllar boyu hekim olabilmek için çalışmış, fedakarlıklar vermiş, gerekirse ailesinin son parasını deftere kitaba yatırmış , yani bu ülkenin değeri olabilecek bir meslek grubuna haketmediği şeklinde davranılıyor. Hekimlerimizin hepsi olmasa da çoğu öğrenmeyi öğrenmiş, kafasını çalıştırabimeyi bilen insanlar. Dolayısıyla Türkiye'de kalıp TUS çalışmaktansa, veya cahilin birinden fiziksel şiddet görmektense maddi ve manevi olarak daha rahat edebilecekleri yurtdışı seçeneklerini araştırıyorlar.
Kişi kişi belirtmek istemesem de konu altına yorum yapan bilgisiz arkadaşların yıllar sonra TÜRKİYE'DE afgan ve suriyeli doktorlara derdini anlatmaya çalışırken halini gerçekten çok merak ediyorum. Son olarak doktorların şuanki durumunu bu video ile sizlerin görüşüne bırakmak istiyorum:
https://youtube.com/shorts/1Hejmph3-oc?feature=share