Aslında güzel bir mukayese yapıldığında bizdeki dini kuruluşların irşaf faaliyetlerinde daha aktif rol oynadığını söyleyebiliriz. Burada dikkat etmemiz gereken başka birşey var, mesele tamamen yazının dağıtılmasına indirgenmiş. Bizim dinimiz sadece yazıları okutarak insanların girebileceği bir din değildir. Çünkü o yazıları okumak için, yazıyı yazdıranı bizim dinimiz çerçevesinde iyi tanımak gerekiyor. Bugün bizlerin de yaptığı en büyük hata bu değil midir? Herhangi bir tefsir içerisindeki Türkçe metinlerden yine kendi yorumlarımızı çıkarıp ona göre iman etmek. Bunu bir de hiç bu konuyla alakası olmayan birilerine okutmuş olsak ne çıkacaktır ki?
Peygamberimiz (sav), davetini sunmak üzere çeşitli toplantılar düzenlemiş, akraba çevresiyle bağını sürdürmeye devam etmiştir. Bunun yanında panayır, çarşı, mescit gibi kalabalık yerlerde tebliğde bulunarak insanlarla sohbet etmiş, onlara bilmediklerini öğretme azmi ve çabası içinde olmuştur. Kendisi, ona gelen ayetleri mushaf haline getirip 'bunu okuyun ve dinimize girin' diyemez miydi? Şimdi biz birilerine ücretsiz Kur'an dağıtarak bu mükellefiyetimizi yerine getiremeyiz. Çok eksik olur.