Peki, dediğinizi yapıp Türkçe meali okuyacağım. Benim dediğim nokta da şu: ortada bir kaç belirsizlik var. Bu belirsizlikleri insanlar kafalarından atmadan körü körüne inanmaya başlıyorlar bunlara. Örneğin Ahiret. Öldükten sonra oraya gideceğimiz ne malum? Kuranın değiştirilip değiştirilmediğini nereden bileceğiz. Benim savunduğum nokta agnostizm ile biraz bağlantılı ama aynısı değil. Şu an bir şeyleri anlamak ve kabul etmek için elimizde ki bilgiler çok yetersiz seviyede. Bilim ve tarihi çok az kullanabiliyoruz bu konularda. Anlamadığın kısma gelirsek, diyelim ki kuran hiç değiştirilmedi, gerçekten de ahiret denen bir yer var ve öldükten sonra buraya gideceğiz. Bu durumda benim dediğim nokta şu: eski zamanlarda ki islamiyet ile şimdiki zamanda ki islamiyetin farklı olması. Mesela o zamanlarda Cennet ve cehennem yerine sadece cennet olabilirdi. Zamanla gelişen düşüncelerle ve fikir ayrılıkları ile karmaşaya sürüklenen bu sistem de belki şu an yanlış düşünce sistemine göre adapte ediyoruz kendimizi. Umarım anlatabilmişimdir.
Hocam ben sana Türkçe meali oku diye bir şey demedim. Okuduğunu anlamıyorsun. Kura sistemiyle ahirette yerleştirileceğimizi İslamiyet söylemiyor. Kendi varsayımlarınla hareket ediyorsun.
Bazı sorularını anlıyorum. İslamiyetin evrenselliğinden dem vuruyorsun. İslamiyet sana göre evrensel olmayabilir ama bana göre evrensel. Öznel bir durum bu. İslamiyetin kuralları ve emirleri değişmez. 1400 yıl önceki insanlara da aynı kurallar ve emirler geçerli şu anki insanlara da. Haliyle onlara farklı cennet cehennem şu ankilere farklı diyemeyiz. Hepimiz aynı emir ve kurallardan sorumluyuz. Dönemsel zorluğunu soruyorsan, imtihan olayı burada başlıyor zaten.
Allah her daim adaletli olduğunu dile getiren bir yaratıcı. Yani burada eşitsizlik olacak değil. Sen 1400 yıl önceki döneme göre daha zorlu bir imtihandan geçiyorsan, sorgun ve varsa cezan ya da ödülün ona göre değerli olacak.