digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam zaten kuran değiştirildi mi sorusu ilk kuran ile bugünkü kuran arasındaki bir soru değil.
Kuran değiştirildi mi sorusu peygamber öldükten sonra Kuran'ın yazıldığı döneme kadar geçen süreyi kapsıyor.
Bana bu konuda tatminkar cevaplar verebileni bulamadım, sadece aynı din gibi inanmanı bekledikleri delilsiz açıklamalar anlatıyorlar.
Buhari'de açıkça geçiyor ki İbn-i Mesud Kuran'da eksik ayetler var diyor ve bizim bugün kabul ettiğimiz Kuran'ı kabul etmiyor.
Bu sahabe Peygamber tarafından kendinden sonra Kuranı en iyi bilen 3 kişinin ismini sayarken ilk sırada söylediği bir adam.
Bu adamın kabul etmediği ayetler var. Hatta felak ve nas surelerinin kendi kitabına bile almıyor.
Bazı duaların ayet olmadığı halde ayetmiş gibi musafa sokulduğunu iddia ediyor. Bazı ayetlerin eksik olduğunu iddia ediyor.
Tüm bunlar Buhari de geçiyor.
O dönemde Arapça gelişmiş bir dil ama alfabesi son derece ilkel bir alfabe o dönemde.
Kitap haline getirilmesi peygamberden 15-20 sene sonrasını buluyor. Ve biz değişmedi derken bu ilk kitabı referans alıyoruz.
Yoksa Kuranı en iyi bilen 3 isimden biri olduğu peygamber tarafından tescillenen birinin bugün okunan kuranı kabul etmediğini kimse söylemiyor.
Hatta ilginç bir bilgi daha.
Abdullah Bin Sad Ebu Serh diye bir sahabe var.
Bu adam ilk vahiy katiplerinden, ve peygamberle medineye hicret ediyor.
Medine döneminde peygamber buna ayet yazdırırken bazı cümleleri peygamber söylemeden tamamlayarak yazıyor ve peygamber de ben de tam da böyle söyleyecektim diyor.
O da sağda solda diyor ki ayetler peygamber söylemeden benim gönlüme de malum olmaya başladı ben de peygamber oldum.
Bunun üzerine peygamber hakkında ölüm fetvası veriyor ve adam kaçıp Mekke'ye dönüp mürted oluyor.
Mekke fethedildiğinde hakkında ölüm cezası olan isimlerden biri Abdullah Bin Saad Hz Osman'a sığınıyor.
Çünkü süt kardeşi. Ve araya Hz osman giriyor ve ve peygamberin bu adamı affetmese de bu mürtedi öldürtmesini engelliyor.
İşin ilginç tarafı Abdullah Bin Sad tekrar müslüman oluyor ve peygamberin ölümünden sonra Hz Osman'ın oluşturduğu Kuranı yazan heyetin içinde yer alıyor.
Yani işin tarihini derinini biraz okuyunca çok kesin ifadeler söylemek zor oluyor.
İlk yazılan kuran'ın değiştirilmediğine eminiz de o kuranın peygamber zamanında kitaplaştırılmaması şüphe yaratıyor.
Kuran ile ilgili peygamberin en güvendiği 3 isimden birinin muhalefeti varken üzerine bir de hadislere güvenip din inşa edilmiş.
Yani iş iman meselesine geliyor.
İman ediyorsanız tek işi resullük olan bir peygamberin günde 50 rekat nafile namazı kılmasını ama kendi kitabını yazmamasını normal karşılarsınız.
Çünkü Allah öyle istemiştir, öyle uygun görmüştür. İnanan için iman budur, Allahın varlıklarına ve buyruklarına iman etmektir.
Sorgulayıp okuyup araştırma yapıldığında işler karışmaya başlıyor.
Yani iman o kadar güçlü bir duygudur ki ol diyerek evreni yaratan bir tanrının yaz diyerek peygamberine kendi kitabını yazdırmamasını normal kabul ettirir.
Zerre de şüphe duymaz imanlı insan.




Hocam yeni üyesin. Kendi inancını söylemek, inanmadığın çelişkili gördüğün yerleri söylemek normaldir. Sen çelişkileri söylersin, biri turarlı bir açıklama getirir, sen de o açıklamadaki tutarsız kısımları söylerin vs...
Ama dinde gördüğün çelişkiler yerine kişiler ve inananlar hakkında şahsi yorumlar yapmaya başladığında çatışma ve kavga çıkar. Bu tarz konular kilitlenir ve sen de banlanabilirsin.
Volkan abi Kur'anın peygamber döneminde kitaplaşmadığı kısmen doğru. Vahiylerin gelmesi seneler sürmesi ve kronolojik bir sırayla gelmediği için yaşarken kitap haline gelmesi zaten saçma olurdu. Vahiyler indikçe katiplerinden birine hemen yazdırırmış Hz. Muhammed. Hatta katipler bir nüsha da kendi için yazarmış. Ayrıca peygamberin ölümü tamamlanmadan vahiy de sonlanmamış olacağı için aktif bir ciltleme yapmak zaten yanlış olurdu.

Kur'anı kitap haline getiren Hz. Ebubekir ve diğerlerinin asıl yaptığı iş mevcut yazılı ayetleri kronolojik bir sıraya sokmak.

Dönemde kağıt bulmanın da zorluğuyla birçok alternatif zemin üzerine kaydedilmiş ki bu da aslında neden sonradan yazıldığı için de tutarlı bir sebep. Cebrail'in aynı zamanda ayetleri vahiy etmesi sırasında hangi sıraya konulacağını da söylediği belirtiliyor.

Buhari'nin iddiası aslında kendine bir hadis. Şu an Peygamberimizin bile hadislerine %100 doğru bakamazken, benim bakacağım şey ayet haliyle. Buhari'nin hadisinin doğru gelmemiş olması da bir ihtimal. Bu yüzden bu konu hakkında bir şey diyemem.

Bunun dışında inanç ve yaratıcı çok uç bir durum. Açıkçası benim kendimce yorumum şu. Bir yaratıcı kendini net bir şekilde belli etseydi zaten herkes iman ederdi. Bence yaratıcının bakış açısıyla bizim ki bir olmayabilir. Yani sınav içerisinde bu soruları kendimiz bulmalıyız ki bulabilmemiz için birçok ipucu verilmiş. Bariz kanıtı gören herkes iman edecekse neden sınav var? Neden sınav var kısmı da yaratıcının ilmiyle alakalı açıkçası ben kul olarak bunun cevabını sadece ahirette alacağımızı düşünüyorum.