26 yıl İstanbulda yaşayan biri olarak İstanbuldan trafiğinden nefret ediyorum. Son 6 senedir köy/mahalle de yaşıyorum. Şehir 15 dk uzağımda.
Köy hayatını bin tane şehre tercih ederim.
Sitres sıfır. Kaz tavuk besliyorum. Civciv büyütüyorum. Bahçeli garajı evim. 2 dönüm bahçem var. Bahçe bellemek yorucu. Veriyorum 250 300 belletiyorum. Yumurta topluyorum. Arabamı açık veya kapalı garajıma çekmese bile kapı önüne çekiyorum.
Düğün nişan sünnet gibi durumlar için köyün düğün salonu var. İnanmayan olabilir ama 300 500 tl günlük kullanım ücreti var. Kapasite 750 kişi daha da büyüktür sanırım 😬 Bahçesine en az 2 bin kişi sığar..
Canım isteyince Kaz kesip yiyorum.
Bahçemde 40 civarı meyve agacımdan meyve topluyorum. Otomatik İlaçlama Makinası ile ilaçlama yapıyorum.
300 metre kare yere salatalık domates biber patlıcan ektim her sene oldugu gibi. Ohh mis 🤤
Çocuklar benim gibi şehrin gürültüsünden uzak. Çocukluğunun kıymetini biliyor. İstedigi gibi dışarıda bahçede açık garajda oynuyor.
Üzümlere asma yapıyorum. Yapılacak şey çıkıyor ve kendim yapıyorum.
Geçen sene kendi kurbanımızı kendim büyüttüm. Bahçem mevcut. Kümes zaten 15 20 metre kare. Yerim mevcut.
Senede söylemesi ayıp en az 1 - 2 koç büyütüp kebap yapıyorum...
Merkezde işim mi var? 5 dakika. Şehirde işim mi var 15 dk (:
Yani arkadaşlar bin kere geçmişe dönsem milyon kere İstanbulun trafiğinden gürültüsünden yine kaçarım.
En azından Suriyeli yok. Hırlısı hırsızı yok. Kapıyı kilitlemeden istedigim yere gidiyorum.
İmkanı (maddi veya iş vs) olmayanlar için şehir hayatı bir aldatmaca bir avuntudan ibaret....