Bu Ramazan, hayatımda ilk defa dışarıda iftar yapmadım. Evde yapıyorum ve dışarıda yapmamanın eksikliğini de hissetmedim.
Dün sabah 400 liraya market alışverişi yaptım ve aldığım şeylerle en az 4-5 öğün karnımı doyurabilirim. O parayı da tercihen tek
bir iftara vermem. Bütçem yetmediği için değil, çıksam dışarıda istediğim yerde iftar da yaparım. Ama bi yaştan sonra alın teriyle
kazanılan paranın çarçur edilmeyeceği kanaatine vardım. Böyle fahiş fiyatları da boykot ederek adamların ekmeğine yağ sürmüyorum.
Zaten ülkemizin mutfak kültürü de belli. Çeşitler hep aynı olduğu için bir süre sonra eskisi gibi cezbedici de gelmiyor. Çok özel bir şey
yesem muhtemelen veririm.
Dünkü iftarda ayıptır söylemesi 2 kase domates çorbası, bir kase de pilav üstü köfte, yanında ayran ile tıka basa doydum. Öyle büyük tabaklara,
çeşit çeşit sıcak-soğuk ürünlere gerek kalmadı. O restoran menüsündeki ürünler her şeyden önce ısraf, çoğu yenmeyecek, kalacak.
Restoranda yiyen kişilerin çoğunun da ya iftara dışarıda yakalandıkları için ya da misafir ağırlama/davet sebebiyle gittiklerini düşünüyorum.
Restoranlar da muhtemelen "nasıl olsa müşterinin eli mahkum" diyerekten fiyatları şişiriyorlar. Evimin arkasında bir işletme
[çorba-etli yemek-pilav-cacık-salata-tatlı-içecek] şeklindeki menüyü 130-150 bandında satıyor. İş durumundan hiç de şikayetçi değiller.
O şekilde yapınca da oluyor demek ki.
Fix menü olması, belki yoğun saatlerdeki iş kolaylığı açısından restoranlara bir zorunluluk olabilir; ama ya fiyatların makul tutulması
ya da ucuz-orta-pahalı şeklinde esnek tercihlere yer verilmesi / içerikte dikey satışla büyütme seçeneğinin olması gerek ki herkes kendi
bütçesine ve doyacağı ürün miktarına göre ödeme yapsın.