olaya dini açıdan bakalım:
beşeri hukuku islam hukukuna paralel gösteremezsiniz. bu şirk olur.
mesela türkiye'de kanunlara göre biri en genç 16 yaşında evlenebiliyor, 15 yaşında evlenemez, kanuna aykırı.
ancak islam'da 15 yaşında evlenmenin bir sakıncası yok.
bu kanuna aykırı diye islam hukukuna da aykırı diyemeyiz.
aynı şekilde devlet emrediyor diyor günahı yoktur/vardır da diyemeyiz. islam hukuku ayrıdır.
Zaten bu yüzden islam ve devlet diye 2 yorum yaptım. Medine sözleşmesini örnek verdim.
Devlet'de farklı dinden, dinsiz kişiler bulunabilir devletin görevi anayasaya göre herkesin hukukunu korumaktadır.
Devlet yapısı tarihte en eski milletlerden biri TÜRK milletidir. Atatürk ile beraber oldukça modern bir hale getirilmiştir.
Eğer devlet yapısı olmadan topluluklar cemaat ve tarikat liderlerine göre yönetilseydi. Türkiye'de kan gövdeyi götürürdü şu anda tüm tarikatlar silahla birbirine kafir ilan edip öldürüyor olurdu.
Tarikatlar anayasaya göre suçtur. Çok da doğrudur. 5 vakit namazını kılan biri olarak söylüyorum.
Kuran'da direkt bir devlet yönetimine işaret edilmemiştir. Şeriat çok karıştırılıyor ama şeriat dedikleri şey gelenek/görenekdir. Direkt Kuran'dan örnek vereyim. "Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı"
Önemli olan devletin herkesin dini inancını yaşamasının koruma altına alınmış olmasıdır. Yani ben islam dinini yaşarken uygur türklerinde yapılanlar gibi bir kısıtlamaya tabimiyim? Dini şeriat/örf-adetlerimi yaşayabiliyormuyum? Demokrasi ve cumhuriyet bunun için oldukça iyi yönetim biçimidir. Laiklik ile bunların ayrıştırılmış olması ise devletin dine-dinin devlete müdahalesini engeller ve karışıklık çıkmamasını sağlar.