chavo adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
hocam birçok yorumunuza denk geldim. bakış açınızı beğeniyorum. ruh kavramı hakkında tam olarak ne düşünüyorsunuz? görünmeyen varlıklar bana göründü kısmının psikoloji ile alakalı olduğunu düşünüyorum bende.
Teşekkür ederim, tabi konu benim bakış açımda açılmamış ama olan oldu artık

Ruh kavramı dediğim gibi tüm doğaüstü diyebileceğimiz şeyleri açıklıyor benim bakış açımdan, ne var ne yoksa yerli yerine koyup toparlıyor. Mesela şu şekilde ; reenkarnasyon vakaları, ölüme yakın deneyimler, kameralara yakalanan beyaz gölgeler veya daha bilinen tanımla hayaletler, eşyaların yer değiştirmesi, cin vakaları vs. tümünü aslında ruhtur dediğimizde açıklayabiliyoruz. Elbette görünmeyen varlıkların psikoloji ile çok büyük ortak noktası var ama ne var ne yoksa da psikolojiye bağlamak vicdansızlık olur. Örneğin biri kendi hikayesini anlatmıştı annesi epey hastaymış duvarlarda dev örümcekler, evin içinde gezinen yaratıklar görüyormuş ve hoca hoca gezdirmişler, okutup üfletmişler üstelik yıllarca, sonradan akıllarına acaba bir doktora mı gitsek artık demişler kadın MS hastası çıkmış.

Ruh kavramına geri döneyim, reenkarnasyon üzerine zibilyon tane video var nette, önceki hayatında katilini söyleyen ve cesedinin gömüldüğü yeri gösterenler bile var, tamam o uydurma şu yalan bu sahte diyelim ama hepsi mi yalan, hiç mi arada doğru yok, yani bu denkleme aslına uygun şekilde bir ruh var ve yeniden bedenleniyor dediğimiz zaman olay mantıklı hale geliyor. Ölüme yakın deneyimler ve şu beyaz ışığı görme konusunu da sanırım ruh kavramını denkleme dahil ettiğimizde açıklayabiliriz. Cin vakalarında onlar aslında ruh dediğimizde de olay daha akla mantığa yatkın hale geliyor, tabi bu benim düşüncem. Kendi inancım ile ruh kavramını birleştirdiğim zaman Madam Helena Blavatsky'nin 7 kök soy olayına dönüyoruz işte, eterik bedenli insanlar ve beden giydirilmesi olayı, aslında her ruh bir eterik beden olabilir, ölümden sonra bir hayat varsa bu eterik beden / ruh üzerinden olabilir. Ama cennet / cehennem tasvirlerin de olduğu gibi yemeye içmeye hatta cinselliğe ihtiyaç duyan, sanki kimse kaçmasın diye yapılmış duvarları ve kapıları olan yerlerde olmayacağını düşünüyorum bu ruh kavramının. Sonsuz bir hayat ihtimalini konuşacaksak en akıllıca tahmin budur diyebilirim. Fark ettiysen tamamen yok olmaya bir alternatif evren de tasvir etmiş olduk ama hepsi birer tahmin, ölmeden bilmek mümkün değil. Heh, bunu demişken şu kalbi durup sonra tekrar çalıştırılan insanların anlatıları tesadüf denemeyecek şekilde birbirlerine çok benziyor, sevdiklerini görüyorlar, beyaz bir ışık görüyorlar, bedenlerini yukarıdan izliyorlar ve acı yerine sonsuz bir huzur ve rahatlama hissediyorlar. Bunlar biraz astral seyahat olayına benzer şekilde ve eterik beden ile açıklanacak tarzda anlatılar. Ben anlatanların yalancısıyım, çoğu bu vaka çeşitlerinde hastalar doktorlara sen hemşireye böyle dedin, ben o sırada tavandan kendi bedenimi isliyordum, beni sağa çevirdin, sırtımdaki kurşun yarasını temizleyip mermi çekirdeğini yere düşürdün vs. şeklinde hastanın o esnada bilemeyeceği şeyleri anlatanlar mevcut, hatta kalp masajı yapılırken olanları anlatanlar bile mevcut.

Dünya zaten yeterince garip bir yer, yetmiyormuş gibi ötesi de epeyce garip. Evren yeterince karmaşık değilmiş gibi, kaç milyar gezegende hayat olabileceğini tahmin bile edemezken başka evrenlerin olma ihtimali, paralel evrenler vs. aşırı karmaşık kavramlar var, insanın aklı hayali almıyor. Böylesine akıl almaz evrenin sadece görebildiğimiz ve yıldız diye geçiştirdiğimiz nesneleri bile biz yıldızları şeytanlara atış tanesi olarak yarattık cümlesi ile, Ay aslında bir nurdur, zamanları anlayasınız diye, dünya yaratıldığından beri ayların sayısı 12dir gibi cümleler ile mantığa oturtamam mesela. Oturduğumuz yerden 13,5 milyar yıldan bile eski olan bir evren içinde, trilyonlarca galaksinin içindeki septilyonlarca gezegen hakkında konuşuyoruz, sadece içinde bulunduğumuz minicik galakside 200 milyar yıldız var, o yıldızlardan sadece biri bizim güneşimiz. Evimizdeki koltuklarımızdan bakarak tüm evrenin, var oluşumuzun, her şeyin başlangıcının veya sonunun tahminlerini tam isabetli şekilde yapamayız. Sadece teoriler üretiriz, hepsi bu. Akıl sır erdirilemeyen bu dev boyutlu evreni anlamlandırmaya çalışırken birileri x tanrısı yarattı der geçer, bazıları daha derine bakıp daha derin sorgular ve mantık yürütür. Mesela samanyolu galaksisi gibi 7 trilyon gözlemlenmiş galaksi x her birinde 200 milyar yıldız x her yıldız etrafında 5 gezegen varken küçücük dünya içinde birini seçen Tanrı neden evlerinize kapılarınızdan giriniz desin diye düşünür. Sana mantıklı gelen bana mantıklı gelmez, senin kabul ettiğini ben kabul etmem, herkesin kendi aklı fikri var tabi. Düşünsenize diğer galaksilerde ve gezegenlerde neler oluyor, hangi uzaylı ırkları kimlerin yaratıcısı, hangi yeşil ve gri yaratıklar kimleri Tanrı kabul ediyor, hepsini merak ediyorum ama bilme gibi bir şans yok işte. Uçuk kaçık gelebilir ama şu niye böyle bu neden böyle gibi soruların hepsine x Tanrısı yarattı diye açıklama getirmek yerine teori üretiyorum işte, suç değil ya.