BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Daha önce forumda açtığın konuların farkındayım, cevap yazmasam bile her konuyu okuyorum. Yaşadığın hayat zorlukları ile dini bağdaştırman çok mantıksız. O zaman hayatımızda her şey kötüye gidiyor o halde dinler veya Tanrılardan herhangi biri yok, aynı mantık ile her şey çok güzel, mükemmel on numara beş yıldız hayatı olanlar için bol bol Tanrı mı olmuş olacak nasıl bir bağ kurabiliriz zenginlik fakirlik ve dinler ile, hayatı zorluklarla geçen biri pekala herhangi bir varlığa inanmayabilir, her şeyi olan bir zengin de pekala inançlı veya inançsız olabilir, inancı cepteki para belirlemez ki.

Teşekkür ederim okuduğun için, dediğim gibi bende senin yazılarını görüyorum ve hatırlıyorum. Bak ruh var mı dedin o konuda benimde şüphelerim var, ruh kavramının oluşu benim inanışımda her eksiği tamamlıyor, tüm boşlukları dolduruyor. Ruh kavramı inanç sistemleri ile bağımsızdır bu arada, hatta Cin kavramının bile inanç sistemleri ile alakası yok, yani tek bir din ile alakası yok mesela İslam Peygamberine inanmayanlar cinlenmiş, büyülenmiş diyorlar yani cinlenme kavramı İslamdan daha eski, özellikle son inanç ile ortaya atılmamış. Bu gibi tartışmalara girdiğim bazı kişiler görünmeyen varlıklar bana göründü, o halde son din gerçek gibi garip bir argümanla geliyorlar, insanlar bir garip. Simülasyon elbette olabilir, şu an içinde bulunduğumuz teknoloji bile bunu bir şekilde mümkün kılıyor belki The Truman Show filmi gibi bir durum söz konusudur, bilemeyiz. İnsanlık tarihi hadi büyük büyük atalım 1 milyar yıl kadar eski diyelim çok pis uçtum bak 1 milyar yıl, ee evrenin yaşı minimum 13,5 milyar, kısacası bizden çok daha gelişmiş gezegen ve haliyle canlılar olabilir. Bizden milyarlarca yıl ileride bir teknoloji kullanan uzaylı varlıklar bizi oluşturmuş bile olabilir, günümüzden milyarlarca yıl daha ileride bir teknolojiden bahsediyorum neden mümkün olmasın ama bilemeyiz, ispatlayamayız mevzu bu. Bir simülasyon olsa bana sanki acı, nefret, aşk vs. gibi bazı duyguları bu kadar gerçek yaşayamazmışız gibi geldiği için ben o teoriyi eliyorum aslında.

Sen yine bildiğine inan boş ver, fazla kurcalama sonra içinden çıkılmaz bir hal alıyor. En sevdiğim cümledir, her sorulan soruda alınan cevap ile birlikte aslında yeni yeni sorular doğuyor, yeni yeni cevaplar gerekiyor ve asla bu cevaplar tatmin etmiyor, yeni yeni sorulara sebep oluyor ve bu kısır bir döngü gibi sorgulamaya itiyor. Güzel bir söz vardır, bilmemek mutluluktur, bazen bilmemek en hayırlısı.



Yine de insan heyecanlanıyor acaba neler göreceğiz diye, en azından içimizdeki merak duygusu neler olacak diye görmek istiyor ama mantık diyor ki öldüğün dakikadan sonrasını bilemezsin çünkü artık bedenin sadece bir et yığını, bilincin kapandı ve senin için bundan sonra bir soru yok, cevap yok, merak etmek yok, tamamen yoklar ile dolu bir hiçlik. O yüzden dünya elimizdeki tek gerçek şey, ona çok daha sıkı bağlanmalıyız. Hani başka İstanbul yok diye bir cümle vardır, aynı o şekilde işte bundan başka dünya yok, eldekini iyi değerlendirmeli insan.
hocam birçok yorumunuza denk geldim. bakış açınızı beğeniyorum. ruh kavramı hakkında tam olarak ne düşünüyorsunuz? görünmeyen varlıklar bana göründü kısmının psikoloji ile alakalı olduğunu düşünüyorum bende.