Bu, kültürel bir sorunun sonucu. Tamamen siyasetle ilgili de değil, tamamen siyasetten bağımsız da değil; Bir kötülüğü siyaset de destekliyorsa, o kötülük artar.
Halk olarak neredeyse tamamımız köylü olduğumuz için dedelerden gelen bir aç kalma korkumuz var (Bizdeki hoş gösterme ve övme kültürünün aksine fakirlik, birçok kötülüğün anasıdır). Bu da bizi kötülük yapmaya itiyor. Siyaset de buna izin veriyor. Siyaset buna izin verdiği için de bunda sürekli bir artış oluyor. Bunu herkes yapmak zorunda kaldığı için de normalleşiyor. Normalleştikçe de artıyor.
Ben, Atatürk'ün yaratmaya çalıştığı milli bilincin, devrimler tamamlanamadığı için tam oturmadığını düşünüyorum. Bu milli bilince sahip olsaydık, bugün birçok şey çok daha farklı olurdu. Ne yazık ki milli bilinç, bayrak sallayarak, herhangi bir el işareti yaparak, bir tür bıyık/sakal bırakarak veya slogan atarak oluşmuyor. Kemalist vesayet(!) yerine özgürlükçü(!) bir eğitim de, az da olsa temelleri atılmış milli bilinç gibi birçok hususu yıktı.