Kalbin için doğru kişi diye bir kişi yoktur. Şehir efsanesidir. Her insan yalnız doğar yalnız ölür. Yaşarken de insanın gerçekliği sadece kendisi ve yaratıcı arasındadir. Diğer bütün insanlar ve varlıklarda olan ve senin hayatına giren şeyler onların oynadığı rollerden ibarettir. Hiç bir insan yaptığı şeyleri zaten mutlak bilinçle yapmaz. Hatta, insan sabit bir varlık değildir. Sürekli değişim altındadır. Yani karşındaki bireyle onun 1 sene önceki hali aynı kişi değildir. Hatta 1 hafta önceki de aynı kişi değildir (fizik alanında yapılan deneyler bunu doğrular.) Aslen size yapılan herhangi bir şeyde o kişinin o andaki rolü bir aracı olmaktan öte değildir (elektriğin geçtiği bir kablo, suyun geçtiği bir vana vs vb). olan şey, aslen sizin bu evrende bulunmanızı sağlayanla --evren, yaratıcı, tanrı..- sizin aranızdadır.
Dolayısıyla, insanın başına gelenleri , yapılan iyiliği, kötülüğü vs gibi şeyleri kafaya takması, yaşadığı şeylere kafa yorması, kişilere aslında olduğundan çok daha fazla önem vermesi ve bir yanılsama içinde olması demektir. Gereksiz zaman ve enerji kaybı, adeta boşuna gölgelerle yumruklaşmaktır.. Aslen insanın bütün kavgası, kendisiyle kendisi arasındadır .. ama bunu ayrımına varmak kıldan ince, kılıçtan keskindir.., Sadece beyni kullanarak yapılabilecek bişey değildir, beyni gerektiği şekilde yontarak yapılabilecek şeydir ancak