Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam serbest piyasa ekonomisi önceside ülke açık vermiş , ithalatı kısıtlayacak mekanizma o zaman var mıydı bilmiyorum ama varsada çokta işe yaramamış gibi yine 1980-1946 arası totalde 34 yıl yine açık vermiş ülke
Birde peki serbest ekonomi uygulayıpta kar eden ülke yok mu? mesele bence eğitiminden kaynaklı , adamın elindeki telefon sorunsuz çalıştığı halde son model çılgınlığı mı desem eğitimsizliği mi bilemedim , her yıl yeni çıkan son model , bir üst modele geçme hastalığı var ,çok fazla tüketim var( sadece bireysel için demiyorum )Şimdi bunu dediğim için röportajlardaki telefoncu dayı ilan edicekler beni , Türkiyeyi gezen japonlarda katlanır tuşlu telefonları görünce şaşırmıştım adamlarda lüks tüketim görmedim ben

2.mesele de dediğin gibi doğru katma değerli ürün çıkmıyor maalesef..
Bu forumda dediğin gibi genel olarak vasıfsız çok adam bırak ihracat gerçekleştirmeyi yıl olmuş 2023 halen canlı destek veya veri girişi işi soruyor hazır botlar yapıyor artık. İnsanlık aldı başını gidiyor ipin ucunu kaçırıyoruz yine
Uzun uzun yazdım sonra sildim.
Amerika'da vasıflı insanların ülke nüfusuna oranı %1'i geçmez.
Amerika'nın %99'u bizim vasıfsız insanlarımızdan daha da vasıfsızlar.
Oysa Amerikanın %1'lik kesiminin ürettiği katma değer o kadar büyük ki, oradan garsona bile dünya ortalamasını üzerinde bir gelir düşüyor.

Yani bizim ülkemizde de yeterince yetişmiş insan gücü var.
Savunma sanayisinde görüyoruz ki liyakata uygun atama yapınca sistemli çalılma ile 10 senede büyük atılımlar yapılabiliyor.
Yani bizdeki sıkıntı eğitimden değil kültürden kaynaklanıyor.
Bu kültürü okullarda matematik fizik mühendislik öğreterek aşamazsın.
Çünkü iş bulmaya gelince daha iyi mühendis değil, torpili olan mühendis işi kapıyor.

Orta gelir tuzağına düşürülmüş durumdayız.
Gelişmiş ülkeler çevreyi çok kirleten, yoğun emek ve enerji gerektiren sanayileri bizim gibi gelişmekte olan ülkelere kakaladılar kendileri yüksek katma değerli sektörlere geçtiler.
Adamlar tekstil fabrikası için makineler yapıyorlar biz o makineleri satın alıp tişört yapıyoruz.
Onlar o makineyi 1000 euroya mal edip 15 bin euroya satıyorlar.
Biz çevremizi kirletirken, insanımızı köle gibi çalıştırıp zararlı kimyasallara maruz bırakıp sularımızı nehirlerimizi kirletirken 5 liraya mal ettiğimiz tişörtü 10 liraya satıyoruz.

Yani bu işin düzelmesi artık çok zor.
Böyle din diyanet üzerinden siyaset yapmaktan başka fikir üretemeyen siyasetçiler varken, daha devletin rejimi konusunda ve anayasa konusunda bir uzlaşma yokken, milli eğitimin temel ilkeleri üzerinde ittifak yokken bizim ekonomik olarak yüksek katma değer üretecek bir seviyeye gelmemiz hayal.