Ticarette altın kuraldır.
Bir maldan parayı satarken değil alırken kazanırsınız.
Ne kadar iyi fiyattan alırsanız sattığınızda o kadar iyi fiyattan ve o kadar daha yüksek karla satarsınız.
Herkes aşağı yukarı bir malı bir birine yakın fiyatlardan satar.
Ama o malı daha iyi fiyatla alan asıl parayı kazanan adamdır.

Siz bir malın sermayenize oranla fiyatını bilirsiniz.
Bir üründen ayda 100 adet almanız ile 10 bin adet almanız arasında büyük fiyat farkı oynar.
Hatta o ürünü ayda 100 bin adet satabilme imkanınız varsa imalathane kurar kendiniz üretirsiniz ya da taşeron kendi markanızla ürettirirsiniz.
Ayrıca her firmanın işletme maliyetkerini karşılayan yüksek karlılıkla sattığı bir lokomotif ürünü vardır.
%200 karla sattığı bir üründen işletme giderlerini karşılarken %15 karla alıp sattığı diğer ürünler cila oluyordur.

Son olarak kar marjından daha önemli konu sermaye büyüklüğü vade ve sürüm meselesidir.
Piyasada %5-8 kar ile satılan ürünler de var, ama bu ürünlerin sürümü yüksek ürünlerdir.
Bu ürünleri her hafta çevirirsin. 1 milyon lira sermayeyi %5 karla her hafta çevirirsen sene sonunda 12 milyon lira olur.
12 milyon liranın 1,5-2 milyon lirasını enflasyon kaybı olarak sermaye arttırımına koyarsın, 2-3 milyonu işletme gideri olur.
Kalanı da sene sonunda %600-700 kar olur cebine kalır.

Yani kar oranı, sermaye büyüklüğün ve satış hacmine göre değerlendirilir.
Seninle aynı sermaye ve hacimdeki firmalarla rekabet ederken maliyet faktörü önemlidir.
Ama sizin işinizdeki problem satış hacminizin düşük olması yüzünden ortaya çıkan karın 2 ortağı besleyememesi.
Satış hacminizi arttırmanız lazım eğer sermaye arttırıp maliyeti düşüremiyorsanız.