Kısmen mantıklı sorular, öncelikle ateistler bilime tapmazlar, hiçbir şeye tapmazlar bunu bir düzeltelim. Eski insanlar bilmediklerini anlamlandırmaya çalışmak için Tanrıları kullanmışlar, nasıl olduğunu anlayamadıkları her şey için bir Tanrı icat etmişler ve o anlayamadıkları şeyi anlaşılabilir kılıp bir mantık çerçevesine oturtmuşlar. Örneğin eski tip bir radyoyu binlerce yıl öncesine gönderebilsek sanıyorum içinde küçük bir ses Tanrısı olduğunu düşünebilirlerdi, biz ise bu ses iletiminin mümkün olduğunu biliyoruz ve anlam yüklemiyoruz, sistem bu kadar basit. Şu meşhur simülasyon teorisi de bu konuya örnek aslında, varlığımızı ve yok oluşumuzu anlamlandıramıyoruz, tüm bu evrenin var oluşunu ve ölümden sonraki bilinmezliği anlamlandıramıyoruz, belki de insanlığın anlamlandıramadığı son şeylere bir anlam arıyoruz ve kalan tek Tanrı da bunlara anlam yüklememiz için olduğuna inanıyorum, simülasyon teorisi de geleneksel 1. ve 7. yüzyıl Tanrılarının aksine bilimsel olarak varlığımızı açıklıyor, acaba arşında oturmakta olan bir Tanrı yerine ekranın başında dijital olarak bizi yaratan bir Tanrı fikri mantıklı gelmeye başlıyor çünkü artık balığın insanı midesinde taşıması, kayadan deve çıkması, denizlerin yarılması vs. mantığını kaybediyor, simülasyon ise öyle değil ve üstelik bunu yalanlayacak, bilimsel olarak bu teoriyi tam anlamı ile çürütecek bir şey yok elimizde. İnsan bilim ve teknolojisi henüz evrenin oluşumu hakkında net bilgiye sahip değil doğrudur ama bu bilgiye oturduğumuz yerden asla sahip olamayacağımız da bir gerçek. Teee milyarlarca ışık yılı ilerilerdeki galaksiler nasıldır, içlerinde ne var ve nasıl oluştular belki oralara gitsek bile gözlemleyip çözemeyeceğimiz sorular var, ne kadar sorarsak soralım bir cevabı yok. Olay burada başa dönüyor ve anlamlandıramadığımız büyük güç ve kudretin varlığına inanma ihtiyacı hissediyoruz belki insanlık olarak çünkü anlamlandıramıyoruz ve bu değişmeyecek.


Paraları genelde merkez bankaları basar ama hadi diyelim 13 aile var ve para onların kontrolünde, bu daha fazla para istemeyecekleri anlamına gelmez çünkü asıl istenen para değil, paranın getirdiği dolaylı güçtür, paranın satın alabilecekleridir, itibarıdır. İnsanlar daha gelişmiş bir ırka değil türe evrilmeyecek, evrim öyle kısa süreli bir olay değil, belki milyonlarca yıl gerektiren bir durum ve sanıyorum kimsenin sonucu görecek öyle bir zamanı yok. Rüyaların ise konuyla hiçbir alakası yok, hayal gücümüz adı üzerinde hayal, evet ilginçler ama evrenin her noktası bir başka ilginçlik barındırdığı için sanırım rüyalara sıra gelmez. Farklı bir pencereden bakarsak ben çok inançlı biriyim, mesela evrime inançlıyım, bilime inancım var, mantığa inancım var ve bu böyle sürüp gider. İnanç sadece herhangi bir dine inanmaktan ibaret değil. Dini kısmına gelecek olursak da benim için bir krem peynir bile dinlerden daha açıklayıcı çünkü ambalajında içindekiler bölümü var, neyin ne olduğunu açıklıyor yani hangi katkı maddeleri var bir bir yazıyorlar açık açık, dinlerde böyle bir şey yok, ispatı hiçbir şekilde mümkün olmayan şeyler olduğu için ne varlığını ispat edebiliriz ne yokluğunu, tam bir bilinmez. Ben kendini bile ispatlayamayan dinler yerine akıl yürüterek ortaya atılan teorileri ispatlayan veya yanlışlayan bilimin ışığında aydınlanmayı seviyorum ama bu bilime taptığım anlamına falan gelmiyor, zaten ateistte değilim. Son olarak evrende hakim bir güç yani senin tanımına göre Tanrı varsa pek umurunda olacağımızı sanmıyorum.



Yok, bir simülasyon teorisi kadar olmasa bile ne bileyim işte anunnakiler gibi herhangi bir uzaylı bir tür bizi evrimleştirdiyse veya bu gezegene bıraktıysa onların bile umurlarında olacağımızı sanmıyorum kaldı ki her şeyin üzerinde bir Tanrı muhatap olsun. Gerçi çoğu inanca göre kadınların ne giyeceğinden kimler ile evleneceğine kadar karışıp karar veren bir Tanrı anlatısı mevcut, üstelik evlere kapılarından girin diyen bir Tanrı anlatısından bahsediyorum. Başka inançlarda yere inip kendi yarattığı bir insan ile güreşip kaybeden bir Tanrı var, kendi çapında günah işleyen insanları ateşlerde odun olarak kullanan bir Tanrı kendisine karşı gelen bir yardımcısının büyüklenip tüm yarattıklarını saptıracağını söyleyip meydan okumasını kabul ediyor ve ona izin veriyor, kendi kendin günah işleyen cayır cayır yanarken onlarca milyar insana günah işleten bir varlık yaratıcısına meydan okuyor ve yaptıklarını yaratıcısının izni ile yapıyor, böyle bir varlık var yani anlatılan. Neyse, ölümden sonrasını şimdi olmasa bile öldükten sonra göreceğiz, tecrübe edeceğiz. Bir hiçlik ve yok oluş varsa da kızgın lavlar içinde yakılmamış olacağız en azından, sadece yok olacağız iyi tarafından bak. Bence sonsuzluğunda bir anlamı yok, aynı yemeği 3 gün arka arkaya yemekten sıkılan insanlarız biz, milyarlarca yıl başka ütopik bir evrenin içinde yaşasak sıkılmayacak mıyız? The Good Place dizisinin son bölümlerinde bu konu çok iyi işlenmişti, izlemeyenlere tavsiye edebilirim. En sevdiğim cümlem ile bitireyim. Her sorumuza cevap bulmaya çalışıyoruz ama her bulduğumuz cevap yeni sorular doğuruyor, bunun bir sonu yok, o yüzden yaşamaya ve hayattan zevk almaya bak.