Hocam tam mistik ve dinsel ispatı olmayan alanlarda geziyorsun.
Belki de tüm galaksiler ve evren bir öküzün boynuzunda duruyor.
Olamaz mı? Belki de evren kozmik büyüklükte bir öküzün boynuzunun üzerinde gerçekleşen bir patlama )))
Böyle bilimsel olarak hiç bir veri olmadan fikir yürütmek doğru değil.
9 trilyon galaksi yaratmak ile bir galaksi yaratmak arasında büyük fark var.
Biz kendi varlığımızda bir anlam arıyoruz, diyoruz ki Tanrı bizi sınava sokmak için yarattı.
Ama yaratılan diğer hiç bir şeyin anlamını aramıyoruz.
Hiç gidemeyeceğin 9 trilyon galaksinin anlamı nedir?
Dünyadaki canlı türlerinin %99 u yaşadı ve yokoldu.
İnsanlar dünya yüzeyinde var olmadan on binlerce canlı neden yaşadı öldü?
Var mı bir anlamı?
Hadi evreni azametini göstermek için yarattı diyorsun da.
Dinozorları neden yaratıp yok etti?
Geçen sene yolda üzerinden araba geçen ve kurtaramadığım yavru kedinin dakikalarca acı çekmesindeki anlam nedir?
Ölen, acı çeken, canlıları da gücünü göstermek için mi yarattı?
Dini ve mistik açıklamalar hikayeleri bana her zaman çok desteksiz geliyor.
Önemsiz bir galaksideki önemsiz bir gezegende önemsiz bir sürede ortaya çıkıp küçük bir zaman diliminde teknoloji geliştirmeye başlamış bir türüz.
Ve bu kadar önemsiz bir yer kaplarken, hayvanların, gezegenin, tüm kaynakların bizim için tanrı tarafından yaratıldığını düşünmek komik.
Bu nasıl devasa bir güç ki, 7 trilyon galaksi yaratabilirken 100 milyar kıt zekalı insan ile uğraşıyor? )))
Bunun anlamını da gücü yettiği için 7 trilyon galaksi yaratan 100 milyar kıt zekalı insanla da uğraşır diyerek anlamlandırmazsın inşallah.
Bu ister bir simülasyon olsun, ister tanrı tarafından yaratılmış bir sistem olsun.
İnsanlar ve dünya bu yaratılış içinde kıymetsiz bir yer kaplıyor.
Bize sonsuz ahiret hayatı vermek için sonlu bir evren yaratma fikri gerçekten insanlığın kibrinin zirvesi sanırım.
Değerli kardeşim.
Sevgi, saygı, ırkçılığın önlenmesi, insan hakları, demokrasi, kardeşlik vesaire hepsi bizim uydurduğumuz kavramlar.
Sevgi dediğimiz memelilerde sosyal düzenin devamlılığı sürü yaşamının sürekliliği ve neslin devamı için evrilmiş bir bağlanma duygusu.
Balıklarda sevgi yok saygı yok.
Kurtlar asla kurt yaşamının kutsal olduğunu falan düşünmez, kendi bölgesine giren diğer kurtları öldürür.
Karıncalar demokrasiye inanmaz. işçi olarak doğar işçi olarak ölür.
Hatta kırmızı karıncalar diğer karınca türlerine etnik temizlik yapacak kadar ırkçıdır.
Hayat yayılmacı rekabetçi ve saldırgandır.
Bizim sevgi dediğimiz şey, sevginin din olmasını istememiz bunun kendi aramızdaki çatışmaları azaltıp bireysel ve toplumsal riskleri kontrol edecek bir yöntem olması.
Bu duygu belirli hormonlar ile tetiklenen ve bağlılık yaratan mutluluk veren bir his.
Ben bir programcıyım.
Sonsuz güce ve zekaya sahip bir yaratıcı varsa.
O yaratıcı o zeka ile sonsuz verimlilik bilincine de sahiptir.
O yüzden bir kaç yüz milyar insanı yaşatmak bir kaç trilyon hayvanı öldürmek gerekmez.
Evren bir simülasyon ise ya da yaratıldıysa feci bir yaratıcı var.
Çünkü insanlar sınırsız ihtiyaçlar ile sınırlı kaynaklara hapsedilmiş.
Evrende galaksiler yıldızlar karadelikler çarpışıyor kaos hüküm sürüyor.
Canlılar diğer canlıları öldürerek üremeye ve yayılmaya çalışıyorlar.
Ve entropi denilen düzensizliğe gitme yasası evren başladığından beri evreni daha kaotik hale getiriyor.
Böyle simülasyon hikayeleri gayet new age dinler halinde yayılıyor.
Ben bilimsel olarak bakarım.
Burada tartışılan yaşadığımız hayatın bir simülasyondan farkı olmadığıdır.
Ama işin sonunda olay Descartes'ın sözüne geliyor.
Düşünüyorum öyleyse varım.
Ama var olmam evrenin ya da simülasyonun başrolü olduğum anlamına gelmez, özellikle bu kadar önemsiz bir yer kaplarken.
Hepsi bizim uydurduğumuz kavramlar katılıyorum ancak bahsettiğim sevgi dualitenin olmadığı bir sevgi, yani insani, hayvani sevgiden basetmiyorum hocam. Felsefi bir bakış diyelim. İçgüdüsel görevini yapan hayvanlardan bahsetmişsiniz, eğer bir similasyondaysak zaten her bilinç kendine göre simüle edilmiş olabilir. İnsan zihni ile baktığımızda göremediğimiz ama bilsek şok olcağımız illuzyonlar olabilir ve vardır da. En güzeli yaşamdan bir şeyler öğrenmeye çalışmak yolculuğu olabildiğinde güzel geçirmeye çalışmak.