Hocam ilk yazdığınız şu:
- "Ölünce öbür dünyada ödüllendirileceğini düşünen bir grup ile ölünce yok olacağına inanan bir grup çatışsa. Dindar grubun varlığını devam ettirme ve neslini sürdürme gücü ve ihtimali daha yüksektir."
Burada öldükten sonra toprak olacağına inanan birini ikna filan dememişsiniz direkt olarak çatışma ortamı olsa dediğiniz için sormuştum aslında.
Atom bombası ve türevlerini üreten bilim insanlarının Tanrı inancı veya ölümden sonra korkusu yok. Savaş deniyorsa bu tarz silahların kullanılma ihtimalini de unutmayın. Zira ben devlet yönetiminde zirveye oturmuş başkanların herhangi bir dine mensup olduğunu düşünmüyorum. Dini toplumu yönetmek ve koltuklarını korumak için kullanıyorlar. Çünkü öyle bir konumdalar ki herşeyden en ince ayrıntısına kadar muazzam bilgiler geliyor. Hele putin ve malum kişi gibi seçimlerde yenilgi yüzü görmemiş liderlerin bir yaratıcı inancı olması çok mantıksız.
Geçmişte kaba kas kuvvetine dayalı savaşlarda evet kas gücü olanlar veya çok olanlar çoğaldı. Seçilim onlardan yana oldu. Seçilim dediğimiz şey de zaten çocuğunun geleceğini, aile ekonomisini düşünmeden kontrolsüzce üremek. Evet din mensuplarında üremek çok daha fazla yaygın.
Konusu geçmişken insanlık nasıl gerizekalı oldu diye tespitler okumuştum onları da yazayım.
Mısır İmparatorluğu dönemi fizikçi ve gök bilimci Kamose-Menes, anıt mezarların ve piramitlerin ölümden sonra, oralara gömülen kimseyi canlandırmayacağını söylediği için öldürüldü. Soyu devam etmedi.
-Antik Mısırın diğer bir filozofu Amentebat insanları mumyalayarak öbür dünyaya gönderemezsiniz dediği için ailesi ile birlikte yok edildi. Soyu devam etmedi.
-Romalı Flavus Lucretius Claudius, matematikçi, gökbilimci ve filozof; Roma Tanrılarının masal olduğunu söylediği için katledildi. Soyu devam etmedi.
-Antik Yunanlılar, devrin en büyük filozofu Sokratesi 2500 yıl önce Yunan tanrılarına inanmadığı için öldürdüler. Soyu devam etmedi.
-Giardano Bruno, İtalyan filozof. Kapalı evren görüşünü ilk reddedenler arasında. Dünya güneş etrafında dönüyor dediği için Kilise tarafından Romada diri diri yakıldı. Soyu devam etmedi.
-Sadece Avrupa engizisyon mahkemelerinde 50.000 aydın, düşünür, filozof, sanatçı yakıldı. Soyları devam etmedi.
-Paleolitik çağdan itibaren son 40.000 yılda istatistiksel olarak sayıları 143 milyon olarak hesaplanan üstün zekâlı insan Dinlere, Tanrılara, dogmalara, tabulara, masallara inanmadığı için öldürüldü ve hiç birisinin soyu devam etmedi.
Engizisyon mahkemesinin yaptığı insanlık dışı işkenceler, kazıkta boğularak öldürülmeler insanlık tarihinin ve Avrupanın kara lekesi olarak tarihteki yerine almıştır. .Mehmet Fatih Oruç.
Soyları devam etseydi bugün dünya insan popülasyonunun %5i değil %35i üstün zekalı olacaktı.
Nükleer enerjinin 80 senelik tarihine karşı dinlerin 10 bin senelik tarihi var.
Yani 10 bin senedir Tanrı kralı için, Güneş Tanrısı için, Tek tanrısı için, çok tanrısı için savaşan insanlar var.
Ve kimin tanrısı ve dini daha iyi bir organizasyon vaadediyor daha iyi motive ediyorsa o daha üstündür.
İnsanlığın gücü iş gücünü organize edebilme yeteneğinden gelir.
Ve iş gücünü organize edebilmek için kurgusal sistemler yaratmışız.
Din bu kurgusal sistemlerden sadece bir tanesi.
Din dışında da kurgusal ön kabullerimiz var ve ateistler dini reddederken diğer kurgusal ön kabulleri reddetmiyorlar.
Mesela Naziler sapına kadar ateisttir ama üstün bir ırk masalına herhangi bir dinden daha sıkı inanırlar.
Yani herkes içselleştirdiği değişmez sabit ön kabuller yani inançlar üzerinden hayat kurguluyor.
Bir dindarın dünyayı Tanrı yarattı bizi sınava soktu ölümden sonra ödül ya da ceza verecek demesi ile
Bir ateistin insanların doğuştan getirdikleri devredilemez, vazgeçilemez hakları vardır demesi arasında fark yok.
Yani insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, özel mülkiyet hakkı, çocuk hakları gibi fikirler de dinler gibi değişmez sabit önkabullerdir.
Yani senin din olarak görmediğin pek çok şey de aslında değişmez bir inanç sistemi yani din.
İnsan haklarını reddediyor musun? İnsan haklarına uymayan ülkeleri kınamıyor muyuz?
Yani insan haklarını dayatmak, demokrasi dayatmak, hukuki ilkeleri dayatmak ile din dayatmak arasında bir fark yok.
Bunların hepsi doğmatik olarak içselleştirdiğimiz kabul ettiğimiz reddedeni dışladığımız kavramlar.
Tüm bu kavramlar aslında birer inanç sistemidir.
Hatta ateist bilim adamları da bilgilerini, bilimlerini bazı ön kabuller üzerine kurarlar.
Einstein ölene kadar kuantum mekaniğine karşı çıkmıştır, Tanrı zar atmaz demiştir.
Ama şu bir gerçek ki, ölümden sonra yaşam vaadi bu dünyada ateistlerin sahip olamayacağı kadar güçlü bir organizasyon yapısı sunuyor.
Ateistleri tek bir ideoloji, tek bir yaşam görüşü, tek bir ahlak tanımı altında toplayamazsın.
Ama dinler insanlar daha tek tipleştirilmiş bir ideoloji, yaşam görüşü ve ahlak tanımı altında toplayıp daha iyi organize ediyor.
Bu da hem bireysel olarak hem de toplumsal olarak dindar toplumlara ve bireylere evrimsel bir avatnaj sağlıyor.
Önemli olan dünyanın zekasının ileri ya da geri gitmesi değil.
Önemli olan insanlığı sürdürülebilir şekilde devam etmesi.