Deprem çantasındaki düdüğe anlam veremiyorum. enkaz altında kalan adamın deprem çantasına erişimi falan olmaz. deprem çantası enkaz altında yaşamak için değil depremde evden çıkabilirseniz dışarıda sağ kalmanız içindir. Bir düdük olacaksa yatağınızın yakından bir yerde olmalı. Depremden sonra çantaya ulaşacağınız kadar boş alan kalırsa dışarı da çıkarsınız zaten.
Benim deprem çantam aracımın bagajındadır. Şükür dev gibi bir bagajım var ve aracın bagajında -20 derece uyku tulumu, çadır ve mat da var. Deprem çantanıza su ve yiyecek ekleyin. İhtiyacınız olan telefondan düdükten ve bir kutu pilden ziyade kışlık giyecek, yiyecek ve su.
Aracımın bagajında bisküve, su, kışlık giyecek, yedek ayakkabı, katlanabilir portatif solar panel, bir kaç paket cep sobası, powerbank, ışıldak, çadır, uyku tulumu mat ve radyo vardır. Bagajım büyük olduğu için bunlar çeyreğini bile doldurmuyor. Birileri ödünç almadığı sürece portatif masa ve kamp sandalyelerim de bagajımda gezer sürekli.
Analog radyoyu sakın unutmayın. Çünkü depremin ilk saatlerinde kısa dalgadan haberleri öğrenebilirsiniz. 99 düzce depreminde kaynaklıda araçtaydım. Telefon şebekesi çöktü. Hangi yollar açık, depremin merkezi neresi gibi bilgileri bilmezseniz yardımın ne sürede ulaşacağını da bilemezsiniz. Çünkü binaların yıkıldığı her yerde insanlar depremin merkez üssünün orası olduğunu sanıyor.
O çantaya bir miktar nakit para ve kimliklerinizin fotokopisini de ekleyin. Eve kimliğini almak için bile dönemeyenler oluyor.
Ben evde başımın ucunda hep dolu şişe su bulundururum. Muhtemelen o su şişesine bir de düdük bağlamak lazım. Ama deprem çantasındaki düdük kimsenin hiç bir işine yaramaz. O çanta ancak binadan çıkabiliyorsanız işe yarayacak bir çantadır.
Bir de askerdeki gibi kendime bir künye yaptıracağım boynumda taşıyacağım. Bu devlete güvenim sıfırlandı. Yarın bir gün enkaz altında ölürsek mezarımızın üzerine adımızı bile yazamaz bu iş bilmez adamlar. Boynumuza askerdeki gibi künye asmak, isim soyisi Tc no ve kan grubu yazdırmak lazım.