Science bilim dergisine göre 2011 tohoku depremi kıyıdan yaklaşık 70KM uzakta, 9.1 büyüklüğünde ve yerin 17KM derinliğinde gerçekleşiyor.
Ve 40 Metreyi aşkın tsunami dalgaları anakarayı vuruyor ve 18.000'den fazla insan hayatını kaybediyor.
O depremde esas yıkıcı olan kuvvet, sallantı değil, tsunamidir. (Kahramanmaraş depremiyle kıyası pek makul değildir.)
Ancak 2016 yılında, kumanto olarak adlandırılan, karasal bir bölgede, yerin 10KM derinliğinde, 7.0'lık bir deprem daha gerçekleşiyor ve Japon halkı o depremi 41 can kaybıyla atlatıyor.
İşte son bahsettiğim depremi Kahramanmaraş ile kıyaslamak mümkün, büyüklük olarak birbirinden çok uzak olmayan ancak ölüm sayısının 5.000'de bir oranda can kaybının olması bize binaların değil, denetimsizliğin, aç gözlülüğün, liyakatsizliğin öldürdüğünü gösteriyor.
Bu depremde
İnşaatı yapan müteahhit masum,
yapı denetim masum,
belediye suçsuz,
valilik masum,
bakanlık masum
hükümet masum
Asrın masumları toplandı bu durumu eleştirenlere ş*refsiz, terörist, vatan haini diyor.
Sözün bittiği yerdeyiz. Depremden etkilenen canlarımıza acaba yeterli yardımı yapabildik mi? elimizden gelenin en iyisi bu muydu diye kendi kendimizi yiyip bitirirken bu soytarıların biz başka bir yerin depremine hazırdık diye açıklama yapması kanımıza dokunuyor.
Zat-ı bitim kadar haz etmem ama Selahattin Demirtaş'ın bir sözü var; Bunların yerinde başkası olsa istifa ederdi, hatta intihar ederdi diye. Bence haklı.