BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Malum espri yapıldı mı diye baktım henüz yapılmamış, neyse tamam ben hallederim o işi.

Elimizde depreme karşı çok büyük bir koz var, o da sayın Bakanımızın dediği gibi yakalanmamak Bir İnşaat Teknisyeni ve Teknikeri olarak ben bile oturduğum bile 8-10 senelik olmasına rağmen sağlam mı bilemiyorum çünkü kolon ve kirişleri kesip içine bakamıyorum, baksam bile beton mukavemetini anlamam çok olası değil, o yüzden şu saatten sonra kimse oturduğu binaya güvenemez, müteahhit kendisi bile olsa ustabaşı araklamış mı diye düşünür, zemin nasıldır bilemez, yandaki bina kendi binası üzerine mi devrilir bilemez, belirsizlikler içinde yaşamak düşüyor bize. Çelik kafes bile çözüm değil, havasız kalınabilir, yangın çıkabilir, çelik ezilebilir, erzak varsa bile bitebilir, her an her şey olabilir. Değil İstanbul, hiçbir şehir depreme hazırlıklı değil zaten, sel veya heyelan, çığ veya tsunamiye, hatta hepsini geçtim orman yangınına bile ülke olarak hazır değiliz ki. Ama şu bir kesinliktir ki Kastamonu sel felaketinde, tüm ülkede etkili olan orman yangınlarında ve şimdiki deprem faciasında gördük ki hükümet herhangi bir felakete hazır olmadığı gibi sınıfta kaldı, o yüzden kimse kimseye güvenmesin en azından, kendi işini kendi görsün, kendi önlemini kendi alsın. Tavsiyem ufak bir deprem çantası baş ucunuzda bulundurun, içinde en azından 10 gün yetecek su ve yaşamanızı sağlayacak kadar gıda olsun, 10 gün çok uzun diyenler ise şu anki depremde 8. gün ve enkazda hala binlerce insanın olduğunu hatırlasın ve 10 günü baz alsın, 12-13 güne uzarsa da 2-3 gün aç susuz kalmayı da bir zahmet göze alsın hatta hiç belli olmaz en kötüye hazırlıklı olmak gerek.


Şarjı 1 hafta gidecek tuşlu bir telefon, full yedek batarya ve şarj aleti ile hat takılı şekilde beklerse de güzel olur, çıktıktan sonra bile işe yarar özellikle radyolu asker telefonlarından seçebilirsiniz ben öyle yapmayı düşünüyorum en azından enkaz altında haber falan dinlerim diye. Birkaç videoda betonlar yatakların üzerine devrildiği için yatak yanlarında hayat üçgeni oluştuğunu gördüm, ben muhtemelen öyle yapar yatağımın yanında yere uzanıp neler olacağını beklerim. Ufak bir netbook çantasına 1,5 litre su, peksimet ve şu tahta tadındaki diyet bisküvilerden 5li paket koyarım olur biter, enkaz tozu solumayayım diye birkaç maske, nefesim kesilir boğazım acır günler sonra ses çıkaramam sesimi duyan var mı diyenlere bağıramam diye mutlaka ama mutlaka bir düdük hatta şu maçlarda kullanılan korna benzeri şeyden olabilir, çok ufak yaralanmalar için hafif ilkyardım seti, olur da enkazdan çıkarılmayı başarırsam fırsatçılar 70 liraya çorba vermeye kalkarsa diye açlıktan ölmemek için bir miktar para da koymak lazım. Tabi kan grubu ve genel sağlık bilgilerinin yazılı olduğu bir not koymak da şart, güzel parlak bir beyaz ışık veren el feneri ve yedek pil de oldu mu tamamdır bu iş. Biz önlemimizi alalım, gerisi binanın sağlamlığına ve yardımın hızına, biraz da şansımıza kalsın ne yapalım.
Ve bence birkaç rahatlıkla ulaşabileceğimiz yerlere aynı şekilde çantayı koymamız lazım. Tek bir çanta uzak mesafemizde kalırsa zaten yine bir anlamı olmaz diye düşünüyorum.