İnsanlara kılavuz olalım, yardım edelim diye binlerce km uçup Türkiye'ye, deprem bölgesine geri geldik. Belki 1999 depremindeki yağmacı zihniyet yoktur diye düşündük. Manzara o kadar kötü ki. Deprem ile ilişkisiz bir sıradışılık var.
Yalnız başına çocuk kesinlikle bırakmayın ve verdiğiniz kişinin güvenilir olduğundan %100 emin olun. Tüm bilgilerini mutlaka alın. Fotoğrafını çekin. Gölcük depreminde kaybolan çocuklar, burada da kayboluyor. Sen askeri ilk dakikadan havadan deprem bölgesine indirmezsen, kel alaka İskenderun'dan fotoğraf paylaşımları yapmayı tercih edersen, yaptığın iş ölenleri toplamak olur. Biz şehir şehir dönerken, depremin üzerinden 1.5 gün geçmiş olmasına rağmen, terkedilmiş şehirlere denk geldik. Terkedilmiş diyorum çünkü herkes enkazın altında. Kalan 3-5 kişi varsa da bir araya gelememişler. Enkazlarının önünde ağlayanlar, çocuğunun elinden tutanlar.. Gölcük Depreminde de dev bir çukur kazıp, yakınlarını bulamayanlara gidin bu çukura dua edin demekle yetindiler. Şimdi, yeniden canlanan organ mafyası ile giden çocuklarımız, isimsiz mezarlıklarda tekrar anılacak. Bu mudur?
Bahsettiğim konu bir siyasi parti ya da diğeri meselesi değil. Bu zihniyet ile ilişkili bir durum. Eğer Cumhurbaşkanı talimatı vermiyor ise, devletin en üst makamlarının bu konuya acilen tedbir alması gerekir. Bölge bölge dağıldık, gelen haberler öylesine çirkin, öylesine berbat ki.
Bina yağmalayanlar, AFAD ya da diğer kuruluşların kılığında hırsızlık yapanlar, enkazdayım diye sosyal medya hesabı kasanlar, enkazdakilerle dalga geçenler, araçları doldurup doldurup deprem bölgesinden mal taşıyanlar.. Bakın tüm bunlar, devede kulak kalır. Çocukların kaçırılması demek, içimizde olmayan adamların, devletten önce bölgeye gidip icraate başlamış olması demektir.
Bu konuda aksiyon almak, hepimize düşüyor.