DartkGandalf adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Çok haklısınız hocam. Öncelikle büyük geçmiş olsun babanız için gerçekten üzüldüm. Ama ne demek istediğimi ve içimdeki o hisleri anlamışsınızdır. Dediğiniz faktörler de var elbet ama şöyle haberleri duyunca sinir oluyorum. "Bir ayda tam 200 kere hastaneye gitti". Gerçekten böyle insanlar var, ücretsiz diye sonuna kadar kullanmaya çalışanlar. Ben aslında ultrason tarihine kızmıyorum ona yapacak bir şey yok. KBB randevusuna ayın 10'unda bakıyorum 27'sinde anca alabiliyorum, asıl öfkem buna. Burada tabii mültecisi olsun, personel yetersizliği olsun bir sürü etken varken bir de keyfi randevu alanlar üstüne daha da sinirlendiriyor insanı. Acile gittiğimde dahi ben ayakta duramazken yanı başımda sohbet eden teyzeler vardı, börek çörek falan yiyorlardı.
Bahsettiğin insanlar çok istisnaidir. Hastalık hastalarıdır onlar. Hastaneler insanların keyif aldıkları, mutlu oldukları, eğlenceli yerler değil. Hasta keyifsiz agresif insanlar ile sıra bekleyip, hasta bakmaktan bitap düşmüş bir doktorun tafrasını çekmek güzel duygular değil.

Yani bir insanın psikolojik sorunu yoksa gerçekten kendini iyi hissederken hastaneye gitmez. Gider bir parkta oturur.

Acil meselesini de insanlar yanlış biliyorlar. Acil çok acı çekenin, ayakta duramayanın öncelikli olduğu bir yer değildir.
İnsanlar poliklinik randevusu alamadıkları için acile gitmek zorunda kalıyorlar.
Ama acilin asıl işlevi tedavi etmek değil, travma ve hayati tehlikelere müdahale etmektir.
Acildeki doktorlar ciddi bir risk taşımadığını bildikleri hastaları ertesi gün polikliniğe yönlendirir ya da çok uzun bekletip tüm işlerini bitirince ilgilenir.
Kulak ağrısından ölmezsin, böbrek ağrısından ölmezsin, grip olup bayılacak hale gelirsen ölmezsin o yüzden acillik bir iş değildir bunlar.
Yani acil bu vakalara ancak yeterli personeli ve yatağı varsa bakar.
Orada sohbet eden teyzelerin senin farkedemeyeceğin ama doktorların farkedebildikleri bir tıbbi riskleri vardır.
Benim alerjim var, 3-5 senede bir kez dudağım yüzüm şişer hemen acile giderim.
Çünkü dudak şişmesi çok tehlikelidir, yüzde dudakta başta alerji yüzünden şişkinlik oluşması boyunda şişkinlik olabileceğinin habercisidir.
Ve boyunda şişme başladığı anda soluk borusunu tıkar ve bir kaç dakikada boğularak ölüme neden olur.
Doktor beni öne aldığında arkada annesinin beli ağrıyan adam kavga çıkarır, biz 3 saattir bekliyoruz önümüze hasta alıyorsunu diye.
Oysa o teyze bel ağrısıyla ölmez ama bana damar yolundan kortizon verilmezse 15 dakikada ölebilirim.
O yüzden istisnai örnekler ile başka insanları suçlama.
Herkes aynı sigorta primini ödüyor ve herkesin hastanelerden eşit yararlanma hakkı var.

Mesele basit.
Ekonomi kötü olduğu için personel eksikliği oluşuyor.
Personel eksikliği oluştuğu için randevu alınamıyor.
Randevu alınamadığı için insanlar acile yığılıyor.
36 saat nöbet tutan acil personeli de bu uzun nöbetteki enerjilerini vakitlerini kulak ağrısı için değil gelebilecek daha ağır hastalar için harcamak istiyorlar.

Detaylı yazdım.
Yazıyı okuyacak başka genç arkadaşlara da bilgi olsun diye.
Gençlikte insan nadiren doktora, hastaneye gider.
O yüzden hastaneye gitmeyen ve bu yazıyı okuyanlar durumu anlasınlar diye detaylı anlattım.

Çok geçmiş olsun kardeşim.