Tam olarak haklısın, bayrak falan da hikaye. Dünya topraklarındaki karışıklığı önlemek için uydurulmuş sistemler bunlar. Ben dünya vatandaşı olarak gidip Arjantin'de yaşama hakkımı kullanabilmeliyim. Maalesef geçmişten süregelen sistemler şuan da devam ettiği için bu şekilde yaşıyoruz. İş bana kalsa, bayrak mayrak hikaye olur yani. Kutsallık sizin zihinlerinize tıkılmış bir düşünceden öte gidemez.
Onbinlerce insanın ortak bir alanda yaşaması için belirli ortak değerlere ve hayali sistemlere inanmaları zorunludur. Yoksa sosyal yaşamın sürekliliği mümkün değildir.
Senin dünya vatandaşı fikrin de senden önceki insanların uydurduğu, senin dünyaya doğuştan getirmediğin bir değer ve talep.
Tüm taleplerimiz, fikirlerimiz, değerlerimiz, doğru yanlış kavramlarımız içine doğduğumuz ortamda yaşadığımız etkileşimler ile edindiğimiz kavramlardır.
Büyük bir kıtlık görmediğiniz için sizin için ekmek kutsal değil ama özgürlüğünüzün kısıtlandığını hissettiğiniz için Arjantin'de yaşama hakkının dünyada istediği yere gitme hakkının kıymetli olduğunu düşünüyorsunuz.
Yani aslında kutsallara karşı olduğunu idda edenlerin de kendi kutsalları vardır yani sorgulamayacağı, tartışmayacağı, kesin olarak içselleştirdiği fikirleri vardır.
O yüzden hepimizin kutsalları vardır ve bu kutsalların çoğu genelde yoksunluk eksiklik ile çile çekilen dönemlerden kalır.
İnsanların kıtır kıtır doğrandığı devirlerde insan yaşamının kutsal olduğu fikri çıkar.
Güçlünün istediği alana çöktüğü dönemlerde mülkiyet hakkının kutsallığı ortaya çıkar.
Krallıklarda tek insanın tüm halkın kaderini tayin ettiği dönemlerde demokrasi ve yönetime katılımın kutsallığı ortaya çıkar.
Açlıktan insanların öldüğü devirlerde ekmeğin kutsal olduğu fikri ortaya çıkar.
Yani senin dünya vatandaşlığı sistemi fikrin de diğer herhangi bir fikir gibi uydurulmuş bir fikirdir.
Hepimiz uydurulmuş hayali kurgular fikirler değerler üzerinde organize olan büyük insan topluluklarıyız.
Bu hayali kurgular fikirler ve değerler olmasaydı neslimiz çok uzun süre önce tükenmiş olurdu.