Kaybedenler kulubüne hızlı geçiş yapmış ve anlattıklarına göre kadrolu elemanlarından biri olmuşsun.
Vicdan azabı çekenlerin, başarısız olanların ilk başvurduğu yer dinlerdir.
Benim gençliğim başarısızlıklarla doluydu, o zaman "bize Allah yeter" mantığını ailem küçüklükten beri işlemişti, cemaatler, camiler göndermediği yer kalmadı, dolayısıyla o kafadaydım. Ama hayatta doğru düzgün başarım yoktu, sanayide çalışıp camiye pencere yaptırmak için bağış yapıyordum. Bu bağış kimi zaman haftalığım, kimi zaman aylık maaşım oluyordu. Bu atmosferde beni kendisine benzeten annem dışında huzurlu mutlu olan yoktu. Birinden etkilensem onunla konuşmak yerine dua ediyordum, hayaller kuruyordum. Başarısız olsam, başıma kötü birşey gelse Allah beni sınıyor derdim.
Birgün yahu mensubu olduğumuz dinin kitabını anlamıyorum, sürekli arapça anlamadan ibadet ediyorum. Meşhur bir cübbeli demişti ki, siz Türkçe mealini okumayın, tefsirsiz okursanız ve ilminiz yetmezse dinden çıkarsınız demişti. Hatta kendince hüküm koydu, tefsirsiz meal okumak haramdır dedi. Bir dakika, haramı sadece Allah belirleyebiliyordu. Bu araştırmaya itti. Diyor ki "herkesin kaderini kendi çabasına bağlı kıldık" bir ayette diyor ki "Göklerde ve yerde olan kimse gaybı bilmez; ancak Allah bilir". Bu çelişkileri araştırmaya başladım. Yazılım öğrendikten sonra mantıksal sorgulamam üst seviyeye çıktı ve anladım ki dinler ikinci cümlemdeki kişileri yönetmek için bir düşünce sistemi. İyki bizim ülkemizde var, olmasaydı yolsuzluk, hırsızlık, avrupa, amerika, japonyada olduğu gibi sürekli fiyatlara zam yapanlar, birilerinin hakkını yemek için yarışan kişiler, milletin parasını çatır çatır yiyenler, yardıma muhtaç olmadığı halde nasıl olsa devlet veriyor ben enayi miyim devlet yardımı almayayım diyenlerle dolardı ülke. Şükür ki böyle şeyler yaşanmıyor bizim ülkemizde.
Din öğretirken sadece dine mensup veya gönüllü kişilerin bağışladıkları paradan değil, her görüşe ait, her türlü işten toplanan vergilerden maaş alarak din öğretenlerin anlattıklarına biat edersen, sorgulamazsan mis gibi huzurun oluyor. Yoksa tarikatları bir araştırıyorsun hepsi ballı börekli belediyenin paralarını çatır çatır alıyor.
Özetle, şu zamanda dini araç olarak görürsen parayı, amaç olarak görürsen huzuru bulabilirsin, ama kesinlikle sana nakledilenleri sorgulamayacaksın, ne denirse biat edeceksin, neden böyleymiş deyip araştırırsan srogularsan dinden çıkabilirsin. Acıların azaldıysa, huzur bulduysan, böyle mutluysan sorgulamadan devam et. Sizin gibilere ihtiyaçları var...