BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Bu mesajınızdan sonraki mesajınızda da göz kulak örneği verdiniz yani bildiğiniz deist argümanları ile dünya üzerinde varlığı kabul edilen 4,600 inanç sisteminin içinde var olan on binlerce Tanrıdan en az birinin olabileceğini iddia etmiş oldunuz. Göz ve kulak bir Tanrı sayesinde yaratıldı diyelim, hangi Tanrıdan bahsediyoruz? Sadece bakın bunlar yaratıldı diyerek on binde bir ihtimal bile olmayan 1 adet sizin inancınıza özgü Tanrıyı delillendirmiş olmuyorsunuz aslında. Tüm inanlarda Tanrı var ve hepsinin Tanrısı da şunu ben yarattım, bunu ben yarattım, onu da ben yarattım diyor zaten. Ortaya koymanız gereken şey kendi Tanrınız özelinde bir ispat ve bu ispatı 1,400 yıldır koyabilen olmadı. Argümanlarınızı geliştirmeniz gerekiyor, bu şekilde çoğu kişiyi ikna edebileceğinizi sanmıyorum, 6. veya 7. yüzyılda değiliz, bilim çağındayız ve insanlar araştırıyor, ayette İsa'ya incil'i verdik yazıyor ama aslında İsa'nın incil'i hiç görmediğini kısa bir araştırmayla görebiliyor, ayette tatlı sularda da inci ve mercan yetişebileceği yazıyor ama araştıran tüm insanlık aslında tatlı sularda inci ve mercanın yetişemeyeceğinin farkında, Hz.Nuh olayında suların bilmem kaç km yükselecek kadar dünya üzerinde bulunmadığı ve 40 yıl boyunca muhtemelen yüzlerce, hadi küçültelim onlarca km uzunluğunda bir tahta geminin ayakta duramayacağını, içinde hangi canlı olursa olsun hayatta kalamayacağını bilim biliyor zaten. Milyar yıllık kayalar var, bu kayaların katmanlarında böyle bir sel izine asla rastlanamıyor. Zülkarneyn hikayesinde güneşin dünya içinde bir balçığa battığını gördüğü yazılı ama güneş kaç yüz bin milyon dünya boyutunda isterseniz o konuya girmeyelim. Arıların meyve yediği ve midesinden bal çıkardığı yazılı, biz bunun böyle olmadığını görüyoruz. Anlayasınız diye apaçık Arapça denen ayetler içinde sayısı Nebatice, Süryanice, Aramice, Kıptice kelimeler mevcut, apaçık arapça denirken bile söylenen doğru değil. Bir harfi değişmemiştir denir ama yanılmıyorsam 29 farklı kitap var, hepsi birbirinden farklı, sorsan kıraat der geçerler, orada öyle demek istemiyor derler, sen anlamamışsın derler, gözleri kalplerı mühürlüdür derler ki kalp düşünme organı sayılır, gerçek islam bu değil derler bir şekilde o öyle değil bu böyle değil derler. Sende sürekli Ayet ve Hadis paylaşan birisin ama hiç çelişkili Ayet paylaştığını görmedim. İnanç mevzularına girmek istemiyorum ama her şeyi inanç ile açıklamaya çalışan yorumlar görünce de dayanamıyorum. İnsanlık anlamlandıramadığı her şey için Tanrılar üretmiş eski zamanlarda. Daha sonra rüzgarın nasıl oluştuğu öğrenilince rüzgar Tanrısı ölüvermiş, tarım geliştikçe ve iyi ürün elde edilmeye başlanınca doğa tanrısı ve bereket tanrısı ölüvermiş. Eee bu işler böyle, aklına bir soru takılır merak eder durursun için içini yer, biri gelip o sorunun cevabını verir ve o soruya karşı ilgin biter, artık o soruyu önemsemezsin hatta cevap bu kadar basit miymiş, ben ise neler düşünmüştüm dersin. Sen yine bildiğin yoldan devam et elbette sözüm sana değil ama en azından evrimsel biyolojı, ilim, bilim konularını bırak bari din adamları değil bilim adamları cevaplasın, tez, antitez, sentez, hipotez onlar bir şekilde hallederler.

------------



Bilinci olmayan canlılar da çoğalabilir, tek hücreden meydana gelen yarı cansız olan corona gibi virüsler de canlı bir hayata kavuşmak için canlı bir konak bulup çoğalmayı deneyebilirler, beyinleri olmayan canlılar mevcut, evrim o kadar garip bir şey ki erkekleri doğuran hayvanlar var deniz atları gibi, doğumdan sonra erkeğini canlı canlı yiyen türler var, bunlar daha dün olmadı ve bu adaptasyonların gelişimi en azından dünyanın yaşına yakın bir tarih olan 4,5 milyar yıldır sürüyor olabilir, evrende bilmediğimiz noktalarda ise 19 milyar yıldan fazladır canlılık çok karmaşık şekillerde evrilmiş olabilir. Evrim karşıtları maymundan gelmedik kelimesine takıyor ya mesela, aslında durum öyle değil. Evrime inananlar maymundan geldik falan demezler, şu zamana kadar yaşamış, şu zamandan sonra yaşayacak tüm canlıların atası ortaktır derler. Kısacası canlılığın ilk okyanuslarda volkanik sualtı bacaları etrafında yani sularda oluştuğuna inanılır ve bir kısım canlının karalara çıktığına, sonra bir kısmının suya geri döndüğüne inanılır. Kısacası bir salyangoz ile insan arasında bir akrabalık mevcuttur, ara formlar, geçiş formları, adaptasyon süreçleri ve seçilim baskısı, hepsi bir süreç. Bazıları insan şöyle kusursuzdur, böyle insandan gelmiştir der durur ama kuyruklu doğan insanlar dendiğinde kem küm. Eee maymundan beter kıllarla doğan insan var diyorsun, ehh şöyle böyle. Apandisitin görevi selüloz öğütmek diyoruz bizde bir işlevi yok diyoruz ama işte şey, gözlerimizde çapak kısmı var iç tarafta bir zar var aslında önceden olan fakat seçilim baskısı ile hayatımızdan çıkmış olan, daha benzeri şekilde çok fazla değişime uğramışız. Neandertaller, Denisovalılar, Homo Erictus vs. yok olup giden diğer insan türleri, biz ise Homo Sapiens olarak adapte olabilmiş ve yok olmamış son insan türüyüz. Sorunla alakasız şeyler oldu kusura bakma idare et, insan yavrusu aslında erken doğuyor mesela kaç kişi biliyor bunu? İnsan evrimsel süreçte kendini hayvanlardan ayıran en büyük özelliğini geliştirirken yani beyni büyürken insanlık neredeyse yok olmanın eşiğine gelmiş, hatta belki bazı insan türleri sırf bu seçilim baskısı yüzünden bile yok olmuş olabilir. Daha sonraki adaptasyon sürecinde insan yavrusu gelişimini tamamlayamadan doğmaya başlamış çünkü biraz daha kafası geniş doğsa doğum kanalından geçemeyecek ve annesinin kesin ölümüne sebep olacak şekilde gelişim gösteriyor insan. Çoğu hayvan doğar doğmaz gözlerini açar, ayağa kalkıp 4 atak üzerinde durur, koşup zıplar, annesinden süt emer ama insan yavrusu diğer tür yavrularına göre daha savunmasızdır, gelişimini doğumdan sonra tamamlamaya çalışır hatta bazı kemikleri gebelik döneminde oluşmaz, bazıları ise oluşmuştur ve doğduktan sonra ayrı parçalara bölünür. Sorunun asıl mantıklı cevabı ise ilk canlılar yanılmıyorsam bölünerek çoğalıyorlar fakat zamanla daha az materyal aktarımı sayesinde de üreme adaptasyonu sağlanıyor kısaca.
Yazdıklarını doğruluğuna mı katılayım, bu kadar bilgiyi nasıl edindiğine mi şaşırayım, biz ne kadar cahil kalmışız diye mi üzüleyim bir çok duyguyu ve düşünceyi yaşattığın için teşekkür mü edeyim valla bilemedim ama iyi ki varsın kardeşim senin gibi donanımlı insanların varlığına şahit olmak bile çok güzel eline emeğine düşüncelerine sağlık.