Üreme canlılara öğretilen ilk öğretidir bence.
Aslında üremek bizim kararımız değil, hiç bir canlının kararı değil.
Üremeyen canlılar da var olurlar ama üreyemedikleri için nesilleri son bulur.
Buna doğal seçilim denir. Evrim mekanizmasının temelini de bu oluşturur. Burada üreme ihtiyaç değil, bazı eylemlerin sonucu oluyor.
Kısacası küçük canlılar büyük canlıları hayatta kalmaya ve üremeye zorlar. Vücudundaki hücrelerin eylemleri sonucu dokular yaşamak zorunda kalır. Dokuların eylemleri (salgıladıkları hormonlar mesela) vücudu yaşamak zorunda bırakır.
Cansız varlıklarda da bu aynı. Sicimlerin titreşimleri atom altı parçacıkları var olmak zorunda bırakır. parçacıklar da atomu var olmak zorunda bırakır. bu böyle zincirleme şeklinde gider.
Bilimsel olarak bu kadar derine inilebilir bence ama felsefi olarak soruyorsanız milyon tane sebep bulunup uydurulabilir.
Çoğunda haklısınız dediklerinizde ama üremeyen bir canlı yok hocam, yani canlılığın tanımı üreyebilmek, kendini kopyalayabilmektir.
Doğal seçilim ile alakası ise bir ırkın bulunduğu çevreye en iyi uyumu sağlayabilen ve hayatta kalabilen kişilerinin genlerini aktarıp evrimleşebilmesi, üremek tamamen evrimleşmek yani bu süreçte. Fakat mantıksızlık şurada ortaya çıkıyor, yani mantıksızlık değil, absurd ve anlam veremediğim bir şey. Niye sen yaşıyorken üreme ihtiyacı duyuyorsun ki durduk yere sonraki nesillerin evrimleşmesini sağlıyorsun ister istemez. Yani bundan milyonlarca yıl sonrasını düşünmektir üremek.