Ben de iletişim fakültesi mezunuyum. Bir dönem ulusal kanallarda muhabirlik yaptım bir dönem de reklam filmi prodüksiyonunda çalıştım.
Medya sektöründe alaylı olmak genelde okullu olmaktan daha iyidir.
Çünkü sektöre daha erken giren daha çok kişiyle tanışır, daha fazla iş bağlantısı olur ve daha çok tecrübeye sahip olur.
Bir işle uğraşmak için eğer bir uzmanlık belgesi bir ruhsat bir diploma gerekmiyorsa o işi yaparak öğrenmek okuyarak öğrenmekten hızlı sonuç verir.
Bu yabancı dili okulda öğrenemeyen adamın yabancı ülkeye gittiğinde 3 ayda öğrenmesi gibidir.
Hayat deneyimi her zaman okuldan daha etkilidir.
Bir de üniversitede kendiniz gibi iş bilgisi düşük düzeyde öğrenciler ile sosyalleşirsiniz.
Oysa fırça da yeseniz, azar da işitseniz, köle gibi de çalıştırılsanız medya sektöründe çalışırken sektördeki üst düzey insanlar ile sosyalleşirsiniz.
Ben de bir zamanlar stajyer muhabir olarak bir ulusal kanalda çalışıyordum, akranlarım okul kantininde otururp siyasi geyikler yaparken ben bir basın toplantısında kanalımı temsil edip enerji bakanına onu sıkıştıracak sorular sorabiliyordum.
Bir mesleği yaşayarak öğrenmek özellikle o mesleği iyi yapan insanlar ile çalışırken öğrenmek her zaman okuyarak öğrenmekten daha etkilidir.
Kameramanlık konusunda ise aktüel kameramanlar çok iyi para kazanmazlar.
İyi para kazanan aktüel kameramanlar ancak senelerce asgari ücrete çalışıp çevre edinirlerse biraz daha iyi kazanmaya başlarlar.
Yani asgari ücretle çalışırken muhabirler ile, program yapım yardımcıları ile tanışırsın ve 10-15 sene sonra bu adamlar içinde tanıdığın birileri yapımcı ya da yönetici pozisyonuna gelirse sen de bri kanalda ya da yapım şirketinde daha iyi maaşlı bir pozisyona geçebilirsin.
Freelance çalışarak da bundan farksız olmaz.
Önce kendine iyi bir kamera şirketi bulman lazım.
Burada ancak 3. kamera asistanı olarak kablo taşıyarak toplayarak çalışmaya başlarsın, bir süre sonra pozisyon açılınca 2. kamera asistanı olursun ama hala bir objektife elini değmene bile izin vermezler.
Bu süreçte yıllar içinde kameramanlar ve görüntü yönetmenlerinin içinde kendini sevdirdiklerin olursa 1. kamera asistanı olursun.
Bu noktadan sonra kamera ve objektif bilgisinin yanında ışık da öğrenmeye başlarsın.
1. kamera asistanı olarak çalıştığın yıllarda yönetmen yardımcıları ile tanışırsın çevren gelişir.
Ve bu yönetmen yardımcılarının kıdemlileri kendilerine freelance işler bulduklarında senin işine güveniyorlarsa düşük bütçeler ile seni de kameraman ya da görüntü yönetmeni olarak çağırırlar.
Bu yönetmen yardımcılarından birileri 10-15 sene sonra yönetmen haline gelir, ve seninle iyi anlaşıyorsa aldığı çoığu işe seni de görüntü yönetmeni olarak kameraman olarak ister.
Bu 10-15 senelik sürünme süreci kişinin ailevi desteğine bağlıdır.
Bu dönemde %90 kendi kendine yaşayabilecek para sürdürülebilir şekilde kazanılamaz.
Ya sürünerek, ya da aileden talkviye alarak ısrarla üzerine gidilirse ve yetenek varsa bir yerlere gelinebilir.
Yani taksiye çıkmak aileden yardım alamayanlar için bir opsiyon.
Freelance çekim olan günler freelance çekime gidip, boş geçirilen günlerde de taksiye çıkabilecek bir imkan varsa güzel bir tercih.
Yok mesleği bırakıp tamamen taksiye çıkmak ise çok kötü ve geleceği olmayan bir tercih.