Sıkıntı zaman kaybı meselesinde zaten.
Freelancerlar ne iş yaptıklarını bilmiyorlar.
Freelancerlar aslında birer yazılımcıdan öte kendi emeklerini pazarlayan pazarlamacılardır.
Arada bir aracı firma ya da pazarlama elemanı kullanmadıkları için ücretten pazarlama komisyonu ödemezler.
Ama pazarlama maliyetini nakit olarak ödemiyorlarken katlandıkları asıl maliyet pazarlamayı direk yapma maliyetidir.
Dünyada %100 satışa dönen bir pazarlama çeşidi yoktur.
Biz google a reklam veriyoruz, getirdiğimiz 100 potansiyel müşteriden 2-3 tanesi satışa dönüyor.
Bir sürü insan telefon açıp canlı desteğe yazıp saatlerce vakit harcatıyor ve sonunda sipariş vermior.
Ama kimin sipariş vereceğini kimin vermeyeceğini bilemeyeceğimiz için hepsine laf anlatıyoruz.
İşin ahlakı etiği felfesesi bunu gerektirir.
Müşteri seçmek, müşteriye bütçesini sormak, müşterinin ne kadar ciddi olduğunu ölçecek şartlar öne sürmek tok esnaflığa girer.
Tok esnafın da o işe ciddi ihtiyacı yoktur. Zaten hobi olarak çalışıyordur.
Yoksa paraya ihtiyacı olan ve işini düzgün yapmak isteyen bir pazarlamacı zaman kaybetmelidir.
O kaybedilen 2 saati harcayacağınız ve size para kazandıracak başka bir proje varsa zaten uğraşmazsınız.
Bu şekilde 3000 kişiye 6000 saat harcadığınızı düşünün.
Eğer saygınızı, bilginizi ve samimiyetinizi hissettirebildiyseniz boşa zaman harcatan binlerce insan içinde ileride daha büyük projelerinde ya da farklı işlerinde önce size gelecek bir sürü müşteri çıkacaktır.
İşte buna esnaf networkü diyoruz.
Dükkanına giren herkese mal alsa da almasa da çay ikram edip vaktini harcarsın.
3 sene sonra giren çıkan o kadar çok insan olur ki, o insan havuzu içinde mala hizmete ihtiyacı olan önce size gelir.
Network her zaman iş yaparak değil, çoğu zaman iş yapmadığınız insanlarda bıraktığınız izlenim ile oluşur.
Evet buna katılıyorum hocam. Doğru kişilere vakit ayırmak gerekir iş alınamayacak olsa bile. Bazı kişilerin konuşmasından direkt anlaşılabiliyor ciddiyeti, eğer ciddi değilse vakit kaybetmemek gerekir.