digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Diziyi hatırlamaya yaşınız yetmiyor galiba.
Apartmandaki ev sahibinin kapıcının karısına ne borcu olur? ))))
Tam altın takmayı planladıkları Gülsüm karakteri Kapıcı Caferin karısı.
Takanlar da Almanyadan kesin dönüş yapmış kalbur üstü bir aile.

1990 larda altın düşüşteydi. Annemin altın günü olduğu için hatırlıyorum.
Şimdi de üşenmedim baktım grafiklere.

1989'da 400 dolar olan altın 1999 280 dolarlara kadar gerilemiş.
Yani altının uzun vadede çıktığı ve kazandırdığı iddiası bir yalandır
Burada bahsedilen uzun vade 20-30-50 yıllık insanın yaşam beklentilerine çok etki etmeyen vadeler.
Yani 50 sene dokunmayacağınız bir aile servetiniz varsa altın servetinizi korur.
Ama 10 sene sonra emekli olup ev almayı planlıyorsanız evler altından hızlı değerlenebilir.

Bu dizinin yayınlanmaya başladığı 1991 senesinde altın fiyatı 370 dolar civarı.
Şimdi dolar enflasyonuna göre 1991 deki 370 dolar bugün 760 doların alım gücüne sahip.
Altın fiyatı ise 32 senede 370 dolardan 1850 dolara çıkmış.
Altın 32 sene önce bugünün parası ile 760 dolarmış ve bugün 1850 dolar.
Yani altının 32 senedeki reel kazancı %143 civarında.
Bu da demek oluyor ki bugün çeyrek alabildiğiniz paraya o zaman aşağı yukarı bir yarım ve bir çeyrek alabilirdiniz.

Çalışma hayatına 90'ların başında başlamıştım.
Ve ilk maaşım yazın sezonluk çalıştığım bir otelin resepsiyonunda 3 milyon liraydı.
Sigortam yoktu ama neredeyse asgari ücretin 2 katını alıyordum. (keşke sigorta isteseymişim bugün EYT li olurdum)
Hatta çalıştığım o 3 ay boyunca memur olan babamdan da fazla maaş alıyordum.
Aldığım paraların yarısını yiyordum kalan yarısı ile tüm sene kendi okul masrafımı ve kardeşimin okul masrafını ödüyordum.
Hatta 2 yaz sezonu kooperatif taksitlerimizin 3 ayını bile kendi maaşımdan ödemiştim.
2000 senesinde ise bir televizyon kanalında çalışıyordum ve 1 milyar lira maaş alıyordum ki yaklaşık 2bin dolar yapıyordu.

Şimdi 8500 lira maaşa sevinen arkadaşlara söyleyeyim.
Enflasyonist ekonomilerde aldığınız zammın ve maaşın hiç bir kıymeti yoktur.
Çünkü size hiç bir zaman gerçek enflasyonun üzerinde zam vermezler.
O yüzden her zamda maaşınız nominal olarak artıyor görünse de siz reel anlamda yavaş yavaş fakirleşirsiniz.
Bugün kolay yaşamakla, kolay iş bulmakla ve erken emekli olmakla eleştirdiğiniz dayıların hayatları bugün şikayet ettiğiniz ekonomik koşullarda geçti.
nereden nereye bağlamışsın olayı.

çeyrek altının 30 liraya alındığı günleri hatırlıyorum ben. bak kendi ağzınla söylüyorsun. altın ons fiyatı 760 dolardan 1900 lü dolarla yükseldi diyorsun. sadece Türkiye'ye özel bir artış mı bu?
altın sürekli yükselen bir eğilime sahip itibarlı bir para birimidir. ekonomi altının yükselişi ile eş değer değildir. altın global olarak sürekli yükselir. her ay hatta günlük olarak ne kadar yükseleceği hesaplara dayalıdır. belirsizlikler yol gösterir. bulunurluğun azalması, madenlerin çoğalması vs gibi.

şimdi gelelim çalışma hayatına, Ülke de bir dönemler memurlar maaş konusunda sıkıntı yaşarken bir dönem özel sektör çalışanları yaşar. bu ülke yönetimi ile ile bağdaştırmak bir yere kadar doğrudur. geri kalanı şartlarla alakalıdır. Teknolojik gelişmeler, çevremizd de yaşanan savaşlar, bazı yönlendirici ülkelerin belirsizliği vs diye gider.

bu kadar ekonomi dersi verdikten sonra asıl meseleye geçelim.

ev fiyatlarının artması veya araba veya market alışverişinde yaptığın malzemelerinin fiyatının artması sadece ülke yönetimi değil. elbette yönetenlerde de problem vardır. ama ülkede ahlaksız çok be kardeşim. daha doğrusu kahpe çok... kafalarına göre zam yapmaları kafalarına göre fiyat artışı yapmaları ve bunların denetlenmemesi ülkeyi bu hale getiriyor. aslında değişen hiç bir şey yok ülkede.