DemirayBilisim adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hayat her zaman iş aş geliştirme değildir hocam.

İnsan neyi aşırı yaparsa o zarardır.

Biz iş zamanı iş ama eğlence boş vakti zamanı da eğlenceye boş vakte zaman ayırıyoruz. Denge politikası yani.

Bak mesela sen izlemediğin için bu adamın nasıl birisi olduğunu söylüyeyim.

Kadının torunu mu oğlu mu ne sünnet olmuş. Sonra muhabbet arasında demiş bizim çocukta sünnet oldu. Erkekliğe adım attı. Bu kendi kafasında kurmuş bana erkek değilsin demiş diyerek tüm aileye kadınlara hayatı zindan etmiş. Taşla kafalarına vurmaya kalkmış.

Bir başka kadın gerçek anlamda köpekten korkan biri ve o sıra köpek geçerken kadın diyor ay ben köpekten korkuyorum uzak tutun. Bu adam diyor o kadın bana köpek dedi o yüzden kadına küfürlü mesajlar atıyor kinleniyor. Dışarıda böyle çok manyak insan var. Hayat free code camplar programlama dillerinden işten aştan ibaret değil. Eğer evden hiç çıkmayan birisi olsam dediğiniz doğru. Lakin dışarı çıkıyorum. Dışarıdaki hayatı da öğrenmek lazım birçok farklı yönden.
Hocam öncelikle ilk sözün çok doğru.
Eğlence ve boş vakitte iş dışında uğraşlar edinmek kesinlikle gerekiyor.
Seninle ayrıldığımız noktaları daha detaylı argümanlara dayandırarak anlatayım ki kolay anlaşılsın.

Eğlenme ve boş vakitleri değerlendireceğin uğraşları yanlış seçersen yanlış bir adam olursun.
İnsan beynini diğer primatlardan ayıran ve belkide büyük sayılarda bir araya gelip organize olmamızı sağlayan özelliği ayna nöronlar.
İnsan beyni gördüğünü, gözlemlediğini içselleştirerek hisseden ve kendi yaşamında taklit eden bir yapıda.
O yüzden bir insan en çok görüştüğü 5 insanın ortalamasıdır der psikologlar.
Eğer bir üniversite profesörlerin katında çaycıysan bir kaç senede görgün bilgin seviyen yükselmeye başlar.
Eğer iyi eğitimli bir mühendis olarak senelerce eğitimsiz inşaat işçileri ile şantiyede vakit geçirirsen seviyen düşmeye başlar.

Bu sadece yüz yüze iletişimde değil, medya ve sosyal medya takibinde de geçerlidir.
İnsan medyada ve sosyal medyada ağırlıklı olarak neyi takip ederse giderek ona benzemeye başlar.
Bu tercih meselesi değildir. Bu tamamen beynin sosyal gruba adaptasyon güdüsü ile alakalıdır.

Eğer boş vaktinizde Müge Anlı'daki şiddeti, yalanı, akıl hastalıklarını izlemeye başlarsanız bu saçmalıklar sizde etki etmeye başlar.
Çünkü eğlence denilen kavram kişiye pozitif duygular katmalı, çalışma performansını arttırmalı ya da en azından dinlendirmelidir.
Ama bu programlardaki cinayetler, dol@ndırıcılıklar, kayıplar ya da akıl hastaları size sadece sinir, öfke, endişe, koru gibi duygular hissettirirler.
Sinir, öfke, endişe duymak bir eğlenme biçimi değildir,
Bu programlar zaten ev kadını emekliler gibi çok boş vakti olan insanlar için mesai saatlerinde gün içinde yayınlanıyorlar.
Ki ben anneme babama bile bu programları izlemeyi yasakladım.
Anneniz Babanız bu istisnai cinayetleri akıl hastalıklarını izlerse sürekli çocuğumun başına bir şey mi gelir diye endişeli bir ömür sürerler mutlu olamazlar.

Bazı sosyal güdülerimiz var ve bu güdülerden biri de sosyal grubumuz içindeki insanların hayatları ile ilgilenmek.
Çünkü kime güvenip güvenemeyeceğinizi bilmek için çevremizdeki insanların özel hayatlarını takip eder üzerine bir de dedikodu yaparak organize şekilde bu bilgileri paylaşırız.
Bu programlar bu sosyal güdüyü kullanırlar.
Aslında bizim sosyal çevremizde olmayan, bizim ile hiç bir alakası olmayan bireylerin hayatlarındaki sıradışı konuları gösterirler.
Biz de eğer hayatmızı iyi yönetemiyorsak merak duygusu ile bu programları izler hem boşa vakit harcar hem de negatif duygular ile sosyal seviyemizi düşürürüz.

TÜM ARKADAŞLARA ÖNERİMDİR.
AYNA NÖRONLARI HİÇ BİR ZAMAN UNUTMAYIN.
BEYİN MARUZ KALDIĞI ŞEYİ İÇSELLEŞTİRMEYE PROGRAMLIDIR.
O YÜZDEN KENDİNİZİ NEYE MARUZ BIRAKTIĞINIZI ÇOK DİKKATLİ SEÇİN.