Devlet kuruluşlarının zarar etmesi olağan dışı bir durumdur zira bu tür kuruluşlar daha çok halka hizmet amacı güttüğü ve istihdam yaratma amacıyla kurulduğu için devlet teşviki ve yatırımı alıyorlar yani düştüğü yerde kalkması için arkasında devlet gibi bir mekanizma var. Bir işletmeyi batıştan ve zarar etmekten çıkaracak tek şey yatırım ve daha çok tasarruftur. Zarar minik bir dükkan da olsa tekel gibi bir kuruluşta olsa liyakat kaynaklıdır denetim mekanızması görevini yerine getirmez ise koca koca fabrikaların zarar etmesi çok normaldir ki bahsettiğiniz durumların çözümü o fabrikaları yok paraya yabancı sermayeye peşkeş çekmek değil inovatif ve yapıcı sistemlerle denetlenmesidir. Ülkede danıştay sayıştay gibi kurumlar niye var ? Ek olarak haramzadeler o dönemde 1 maaş alıp işe gitmeyenlerdi ve en azından devlet çorbasından halk bir kaşık bile olsa içiyordu üstad şu dönemde farklı kurumlardan 10-15 maaş alan aynı soy isme sahip tek bir ailenin ve o aileyi yalayanların mensubu bir avuç insan değildi. 5 li gruplar değildi. Kimsenin sarayları hanları hamamları yoktu. Kaldı ki milyar dolar kar eden bir fabrikayı satmayı halka ikna ettirmek zordur ama o fabrikaları göz göre göre zarar ettirip bakın altın yumurtlayan tavuk hasta hadi keselim demek daha kolaydır. Bu anlayışla satılması doğru ise nüfusun 10 katı yolcu garantisi verilen havalimanı geçiş garantisi verilen köprüler yap işlet devret modelleri vs gibi anlamsız politikalarında tartışılması gerekir. Evde tüten bacanın borusu tıkandı diye sobayı satarsan kış geldiğinde üşürsün bu kadar basit.
Demek istediğim bu başkalarının hakkına girmeyen dürüst nesiller yetiştirmediğimiz sürece, birisi işe gitmeden kart bastırarak maaş alır, müdürü ihaleye fesat karıştırır, öbürü tüm sülalesine 10 yerden maaş bağlatır, başka biri devletin malını yok paraya peşkeş çeker. Kim ne kadar koparabilirse o kadar kar bilir.