İnsanlar siyasi, sosyal ve kültürel etkenlere fazla takılıyorlar.
Aslında siyaset, sosyal yaşam ve kültür kaynağa erişim olanaklarına göre şekilleniyor.
Dünyadaki büyük devrimler, büyük ayaklanmalar, büyük iç karışıklıklar ve savaşlar ekonomilerdeki kırılmalar sonucu ortaya çıkmıştır.
Büyük salgınlar, global felaketler, iklim değişiklikleri, kuraklıklar ya da ekonomik çöküntüler büyük sefalet ve sonucunda nüfus hareketleri yaratır.
Büyük nüfus hareketleri siyasi dengeleri bozar ve büyük çatışmalar büyük savaşlar büyük ayaklanmalar yaratır.
Roma İmparatorluğu da göç hareketleri yüzünden yıkıldı, 2. dünya savaşı da büyük ekonomik buhranın sonucunda çıktı.
Osmanlı'daki Celali İsyanları da küçük buzul çağının getirdiği verim düşüklüğü ve sefaletin sonuçlarından biriydi.
Yani iklim ve ekonomi insan topluluklarının siyasi fikirlerini yapılarını değiştirir.
Suriyeliler tarihinde ilk defa Türkiye'de ırkçı söylemleri zirveye çıkardı, Almanya ve Avrupa bizden uzun süredir düzensiz göç ile uğraşıyor.
Üzerine salgının getirdiği tedarik zincirlerinin kırılması, hepsinin üzerine dünyanın tahıl ambarı ve avrupanın enerji tedarikçisinin savaşa girmesi ekonomiyi çökertiyor.
Avrupalılar 70'lerdeki enerji krizinden beri böyle bir çöküş ve buhran yaşamadılar.
O yüzden bu ekonomik buhran radikal siyasi görüşlerin iktidara gelmesine ve bölgesel ya da global çatışmaların doğmasına neden olabilir.