Hayvan barınaklarının durumları ortada, bunu herkesçe biliyoruz. Düzelmesi için ilk olarak "büyük ağabey"den başlamamız gerekiyor. Sorun yukarıdan aşağı şekilde ilerler, vizyon ve misyon konularında vaat edilenler ve vaat verenlerin görüşleri çerçevesinde bir ülke değişim gösterir. Bu demek değildir ki bütün hayvanları öldürelim. Sen evinde rahatça yatarken, önüne pısırık bir kap su veya saçma bir ekmek parçası verdin diye için rahat ediyorsa, bence bi' "hayvan sever"liğini sorgula. Kışın o hayvan senin yaptığın iğrenç kutularda üşüyor, senin doldurduğun iğrenç kaplardan su içmeye devam ediyor, senin marketten aldığın ne eti bile olmadığını bilmediğin etleri yiyor.

Barınaklardan önce kendi sevginizi sorgulayın, sonra gelip buraya yorum yazın. Yıllar önce de aynı yönergeleri sundular ve şu an sayıları 10 kattan fazla bir şekilde arttı. Her gün her yerde övüp övüp bitiremediğiniz Avrupa'da bile uygulanan şekli gidip öğrenmeniz lazım. Bu hayvanların en azından sen evinde mışıl mışıl uyurken, kışın ortasında yaptığın iğrenç karton kutularda kalmaktan bir nebze kurtaracak bir fikirdir. Barınaklarımız evet kötü, evet çalışanlar insani davranış bile sergilemiyorlar, bunu hepimiz biliyoruz. Bunu düzeltmezsek iki sorun birden büyüyecek, ben ülkemde sorunlardan bıktım. Her gün olan hayvan saldırıları, ekonomik koşullar, cinayetler uzayıp gidiyor... Bunun sebebi sizlersiniz, her şeye radikal yaklaşan sizlersiniz.

Ama pek sanmıyorum, "black friday" adına takılıp kalan bir topluluğun bunun hakkında çözüm sunabileceğini, uygulayabileceğini sanmıyorum. Olan hayvanlara, olan insanlara olacak. Onlar da kaliteli yaşamı hak ediyorlar, ne dışarıda yaptığın pısırık karton kutuda, ne de barınakta birisinin kafasına vurulup saçma şekilde öldürülmesiyle.

Edit: yukarıda gördüğüm ve forumda artan konuların / yorumların karşılığı olarak yazdım.