Merhaba, R10'un güzel sakinleri. Hayatımda çok sıkıntı, gam, keder, dert ya da başka bir problemler ile karşılaşmış olsam da unutmadığım bir kazık hikayem var. Bunu anlatmamın sebebi de konunun sonunda güvenmeyin, inanmayın ve irdelemeyin ilkesine dayanacak olmasıdır. Biraz uzun ve okuması meşakkatli olacağı için bazı noktaları kısa keseceğim.

Birçoğunuza uzun gelerek okumayacaktır. Ancak hayatımın en güzel günleri bu şekilde çalındı bu anılarımda...

Hayatıma bir ailenin üçüncü çocuğu olarak geldim. Ailem standart güzel naçizane kişiliğe sahip ve her birey gibi güzel, sevecen ve olağan şekilde bizleri de iyi birisi olarak yetiştirdiler (Allah kendilerinden razı olsun). İlkokul dönemimden bu yana derslerim pek iyi değildi, bunu ailemde biliyor ama okumamı teşvik etmek içinde yaz aylarında çalışmaya gönderiyordu. İstemiyor olsam da seve seve gideceğimiz bir iş temposu ile hayatım günden güne şekilleniyordu. Bu hayat serüveni devam ederken bir taraftan çalışıyor ve okuyordum. 5. sınıfa yeni başladığım dönemlerde oyunlarla pek aram olmasa da bilgisayarda DDTank denilen eski adıyla Bombom oyununa en yakın arkadaşımla beraber merak salmış, her okul çıkışında bilgisayarlarımıza geçiyor ve oynuyorduk. Hayatım o zaman kadar pek umursanacak bir hâlde değildi. Zira çocukluğun umursanacak bir yanı hiç olmadı ki...

Tamda yine bir gün okuldan dönüşümde oyuna geçmiş ve oyun oynarken oyun içerisinde birisiyle tanıştım. Nicki: "Maviiiii" şeklindeydi. (az sonra birisi yazar aşağıya o mavi benim diye) Kendisinin ilk başta kız olduğunu anlamamıştım. Beraber aynı odalarda takılıyor, beraber düşmanlarla savaşıyor ve birlikte (üç kişiyiz en yakın arkadaşım da oyun oynuyor) oyun oynuyorduk. Nasıl olduğunu tam bilmemekle birlikte tanışma faslı yaşandı. Ben şuyum, arkadaşım (adı Ömer) ve kızın adı da Raziye idi. Ben kendi arkadaşım Ömer'le MSN üzerinden filan ya da teamspeak üzerinden mikrofonlu konuşmalara dahil oluyorduk. Benim mikrofonum vardı ama eski ve bazen bozukluk yapardı. Ömer konuşurdu ben yazardım (tıpkı şuan ki gibi). Sonrasında Ömer'le biz biraz kendi aramızda güldük ettik "Aha kız varmış la..." gibisinden. Biraz oyun olduğu için ciddiye almadım en başlarda ama sonrasında Raziye ile diyalogumuz ilerledikçe oyun içerisinde gerçekten kız olduğu kanısına vardım. Nasıl olduğunu hatırlamıyorum ama Raziye'yi ile MSN'den olsa gerek sesli konuşma yaptık ve orada ilk defa aşık olduğumu fark ettim.

Raziye ile nasıl olduğunu bilmeksizin günden güne diyaloğumuz ilerliyor, oyun oynuyor, samimiyetimiz artıyor ve her geçen gün MSN'den konuşmaya devam ediyorduk. Ancak öyle kolay değil ki... Onun ailesi ve benim ailem derken saatlerimiz uyuşmuyor ya da dediğim gibi benim mikrofonum da sorun olduğu için konuşamıyorduk. Ama gün geçtikçe farkına vardığım tek şey Raziye'ye aşık olduğumdu. Okuldan dönüyor direk oyuna giriyorum, ancak oyuna girmemin sebebi ise oyun oynamak değildi. Oyunu bilenler bilirlerdir ki oyunda posta mesaj bölümü vardır. Oyuna girince ilk işim postayı kontrol etmek ve çevrimiçi olan "maviiii" oyunda mı diye bakmak oluyordu. Bu şekilde konuşmalar ve günlerimiz devran ederken Raziye'ye açılma fırsatı buldum. Biraz da mizacım gereği romantik olmayacak şekilde sade ve odunsu şekilde aşkı ilan ettim. Onun aslında nazlanması gerekeceği yerde pek uğraştırmadan kabul etti. Bu sayede kalbimde olan o aşkı hissetmeyi daha derinlemesine hissediyor olmuş oldum.

İlişkimiz çocuksu olsa da Raziye benden iki yaş büyüktü ve daha olgun davranıyor hatta yeri geldiğinde uyarıyordu da. Aslında bir nevi odunu incelterek şekillendirmekte denebilirdi (odun ben oluyorum burada). Sürekli kavga ediyorduk, onun mizacı da benim gibi sinirli ve agresifti. Bu sebeple 1 hafta konuşuyor 1-2 gün ayrılıyorduk. Gel zaman geç zaman abimin telefonundan Raziye'yi aramak istediğimi söyledim. O'da bana bunun şuan olmayacağını çünkü telefonu olmadığını söyledi. Bende o zaman sen telefon bul beni ara diye teklifle gittim Raziye'ye. Abimin numarasını verdim ve aradan ortalama 3-5 gün geçti. Birde ne olsun ki; Sabah 06:00 - 07:00 civarında okula gideceğimiz vakitlerde abimin telefonu çalıyordu ve zaten abimde telefonu öyle sağa sola atardı bakmazdı. Ailem görmesin diye heyecanla telefonu koştum kapattım. Ancak ailem telefonun sesini duydu ve benimle biraz eğlendiler "Kim arıyor la bu saatte sevgilin mi?" gibisinden gülüştü ahali.

İlerleyen süreçte Raziye ile bir kez telefonda görüştük ancak nasıl olduğunu hâlen hatırlamıyorum. MSN'de ise her gün konuşuyoruz zaten, telefonda ki fark neyse artık illa telefonda konuşacağız işte... Sonrasında Raziye ile biraz daha samimiyeti kurmaya başladıktan sonra onun İstanbul'da oturduğunu öğrendim. Arkadaşım Ömer'le dertleşirken hep derdim İstanbul'a gideceğim Raziye'ye kavuşacağım. Ömer'de garibim beni teselli ederdi. Nasıl oldu bilmiyorum ama Raziye ile oyunda bir gün tartışma yaşadık, aslında bir şeyler hatırlıyorum ama bu hayatımda çocukluk aklıyla yaptığım bir hata olduğu için burada paylaşmak istemediğim bir hata. Velhasıl hatanın ya da bilmediğim bir sebepten dolayı Raziye'ye senelerce ulaşamadım. Kendisiyle senelerce konuşmadık; oyuna girmiyor, zaten telefon yok ulaşamıyorum ve hayatım altüst olmuştu.

Bu vaziyetteyken 8. sınıfa kadar gitmiş ve olağan şekilde Raziye'yi hatırlıyor ancak fazla üstelemiyordum. Ömer'le hâlen arkadaştık ve aynı okuldaydık. 8. sınıf bittiğinde notlarım kötüydü ancak Ş.Ö.Ö.K ile geçmiş ve mesleki liselerden birisine gitmiştim. Lise 1'i orada okumak için gittiğime dahi inanamıyordum. (Kısa kısa geçeyim diye kısaltıyorum buraları) Lise 1'de son dönem kaldım. Babam okumayacaksan git çalış elinde mesleğin olsun diyerekten yine çalışmaya gönderdi beni. Sabahları işe gidiyor akşamları ise bilgisayardan yazılım öğreniyordum. Nasıl oldu bilmiyorum ancak Raziye'yi de ayda bir kere filan hatırlıyordum kısacası aklıma geliyordu. Artık çalışmaya başladığım zamanlarda Nokia'nın kapaklı telefonlarını bilenler bilir o telefonlara sahip olmuştum. Onunla iş çıkışı bir gün Facebook üzerinden Raziye'yi aratmak aklıma geldi ve bingo! Fotoğrafı yoktu ama doğum tarihi, doğum yeri vesaire tutuyordu. Kendisine uzun uzun mesajlar atıyordum. 1. gün, 2. gün. 5. gün. 10. gün 30.gün derken bu şekilde her iş çıkışı evime yürüyerek dönerken mesajlar atıyordum. Ama ne mesajları görüyor ne de kendisinden bir haber alabiliyordum.

Tam da bu dönemlerde ya da yakın dönemlerde böbrek ameliyatı olmam gerekti. O dönemde ailem işimi bıraktırarak evde istirahat etmemi ve biraz rahatlamamı istediler. Evde oyun oynuyordum yine, tamda o sırada telefonum çaldı. Bilmediğim bir numara beni arıyordu; açtım telefonu baktım bir kız sesi bana ismimle hitap ederek "Sen misin?" dedi. Ben dondum adeta, bu ses Raziye'nin sesiydi. Evet sen kimsin demiştim o anlık şaşkınlıkla ve cevap "Ben maviiii, yani Raziye. Hatırlamadın mı?" demişti. O an dilim tutuldu konuşamadım resmen. Kendisine çok heyecanlandığımı biraz beklemesini söyledim (sanan da bir halt oldu zannedecek). O sırada heyecandan telefonu kapattım ve mutfağa gidip su içerek geri geldim. Kendimi toparladım zaten evde o sıra boştu açtım telefonu "Raziye gerçekten sen misin, nasılsın, nasıl gidiyor" tarzında sorular sordum. Sesi gülünç şekilde mutlu geliyordu. Ve o mühim soruyu sordum "Neden gittin, ne oldu da konuşamadık, hep sana ulaşmaya çalıştım ancak ulaşamadım sana, Facebook'tan yazdım o kadar nasıl görmedin?" diye sordum. Gelen cevaplar aslında pekte istediğim gibi değildi zira sadece "Bende bilmiyorum ki, mesajlarını yeni gördüm" tarzında bir şeyler söyledi bana. Bu kısmı tam hatırlamıyorum ama çok kısa bir konuşmanın ardından bir çınar ağacı rüzgarda nasıl çatırdar bilir misiniz bilmem gelen cevap ile kalbim de o şekilde parçalanmıştı. "Şu anda ben pek iyi değilim, az önce sevgilimden ayrıldım ve parkta oturuyorum. Biraz kafam dağınık..." dedi bana. Doğal olarak sinirlendim ve sevgilin mi filan diye çıkıştım ve fazla geçmeden 10-15 saniye sonra telefonu suratıma kapattı.

O günden sonra sevgi nedir bilmez oldum. Hiyanetin adı Raziye olmuştu benim için. Millet mum ile onu ararken ben güneş olup etrafıma ışık saçarak arıyordum Raziye'yi ancak neyleyeyim böyle sevgiyi... O günden sonra kederlendim hayatımda 100'den fazla özlü söz yazdım ve hepsi gamın kederin eseri olarak benim kişiliğimden çıktı. Gel zaman geç zaman iş, hayat, açıktan öğretim filan derken hayatıma devam ettim. Lakin Raziye'yi ne zaman hatırlasam hainliği ile hatırlıyor ve bunu unutamıyordum (gerçi bunu yazarken bir şey fark ettim. Ne olursa olsun bana dönmüştü, lakin dönse ne yazardı ki?). Aradan zamanlar geldi geçti ve bu kısmı da tam hatırlamıyorum ama 2-3 sene aradan sonra tekrar Raziye ile konuşmaya başlamıştık. Ancak o dönemlerde böbrek rahatsızlığımdan dolayı evden çıkmıyor tüm hayatımı evden geçiriyordum. Konuşmaya başlamamız ise instagram üzerinde Raziye'ye ait eski bir hesap buldum. Eski tarihli ancak herkese açık bir hesaptı, Raziye İstanbul'a okumaya gitmiş ve orada arkadaşlar edinmişti. Arkadaşlarına bakarken birisi ile aynı Üniversite de olduğunu fark ettim ve kıza (sosyal medya kullanmam ben normalde ama konuşmak için instagram hesabı açtım) durumu izah ederekten Raziye'nin eski sevgilisi olaraktan kendimi tanıttım. Durumu arz ettim ve kendisine ulaşmak istediğimi ancak numarası olmadığını söyledim. Kendisini tanıyor ya da numarası varsa benim numaramı karşı tarafa iletebilir misiniz diye rica ettim. Kız en başta sert çıkış yaptı karşı geldi sözlerime sapık filan sandı sanırım beni ama ben izah ettikçe sadece tek bir kelime yazdım "Siz ona yazın bu durumu, O zaten benim numaramı aramak istemedikten sonra bende onun numarası yok istesem de ulaşamam. O dönecekse döner bana" dedim.

Ortalama 15 gün kadar sonra birisi mesaj attı Whatsapp'tan baktım Raziye yazıyor. Nasıl olduysa geçmişi sildim attım o gün, konuşmaya başladık tekrardan. Konuştukça eski sevgimin aslında sönmeyen bir kor olduğunu ve canlandığını fark ettim (kazık yemek kanımızda var demek ki). Bu sıralar Raziye İslâm'a bağlanmış ve sıkı bir tutum içerisinde bana hayatını anlatıyor, okulundan bahsediyor, ancak çokta yüz vermiyordu. O dönem şunu anlamıştım ki Raziye kafa dağıtmak için bana yazdı ve benimle konuşuyor. Gerçekten de öyleydi; derslerinden sıkıldığında bana yazar ya da benimle konuşur, birisiyle kavga ettiğinde benimle konuşur vesair durumlarda benimle diyalog kurardı. Diğer günlerde ise naber, selam, aleyküm selam, günün nasıl geçti vs. sade sohbetler ediyorduk. Bir gün bu durum bu şekilde ilerlerken ikinci bir darbe daha yedim. Raziye benimle konuşurken Bülent diye birisiyle daha konuşuyormuş. Acı veren kısmı ise bunu kendisi söylemesi oldu, Bülent beni unutamıyormuş ama sende kıymetlisin benim için ve bu gibi sorunlardan dolayı artık ikinizle de görüşmek ya da orta yolu bulamıyorum dedi ve bizi 1 whatsapp grubu oluşturdu üçümüzü ekledi Raziye, Bülent ve ben. O an tanıdım bülentin kim olduğunu hemen sinir ve hışımla aradım Bülent'i sen kimsin bilader dedim, oda kendini tanıttı. Bana sordu sen kimsin diye bende dedim ki "Raziye'nin sevgilisiyim" (telefonda konuşuyoruz bu sıra). Çocuk o an sesi boğazında takıldı, aynı benim önceki halim gibi sesi kesildi adeta ve konuşamadı. Tamam kardeşim kusura bakma ben sevgilisi olduğunu bilmiyordum filan dedi, ancak o anki sinir ve öfkeyle hakaretler havada uçuştu.

Akabinde Bülent'i tanımış olduk, kapattık telefonu ve hemen Raziye'yi aradım kim bu çocuk ne halta bizi karşı karşıya getiriyorsun sen gibisinden hesap sordum. Bana aslını, astarını anlattı olayın. Benimle konuşmadığı dönemde o sahip çıkmış Raziye'ye. O elinden tutmuş, o korumuş, o kollamış, o kol kanat olmuş... dedim biz neredeydik o sırada? Bizden ne istedin de yapmadık... Para mıydı derdin, kol kanat mıydı derdin diyerekten hüzünlü bir girişle ayrıldık orada. Raziye hem beni hem de Bülent'i kaybetti o an. Aradan hüzünlü 15-30 gün bir süreç geçti ki Raziye bana tekrar döndü ve hatasını anlamış bir vaziyette benimle ciddi olduğunu düşündüğünü söyledi (bir insanın hıyarlığının seviyesi yoktur, aşık olmak böyledir). Kabul ettim geçmişini sildim tekrar, tüm hayatını ben revize ettim. Ancak ben farklı şehirdeyim Raziye ise farklı şehirde. O dönemde bende arada namazlara gidiyordum kafam efkarlandıkça. Bir gün yine camiye gittim ve bana bir ton tripler, tafralar filan yazmış. Neden yanımda değilsin gibisine... Sinirle gittim bilet aldım (param yok, otobüse son paramı verdim o derece bitik haldeyim.) ve biletin fotoğrafını çektim attım kendisine dedim al geliyorum yarın.

Eve gittim ailem daha sevgilim olduğundan haberi yok ama o an hışımla girdim içeri ben İstanbul'a gidiyorum dedim. Kız arkadaşımı görmeye gideceğim diyerekten izin aldım çıktım evden. Otobüse bindim 12 saat mesafeden vardım İstanbul'a. Sabah saat 09:00 - 10:00 civarında Esenler Otogarında buluşacaktık. Esenlerde bekledim 30 dakika kadar sonra telefonum çaldı, baktım Raziye arıyor. Bana "Neredesin?" dedi, "Otogarın oradayım, araçların yanına" dedim. İleriye doğru yürü görürüm ben seni dedi. İleriye doğru gittiğim de ise Raziye ile ilk buluşmamızı yaşadık. Bankta oturuyordu, hayatımın güzel günlerinden birisiydi benim için. Yanına oturdum (şimdiki nesil gibi öpüşme, sarılma, el ele tutuşma filan yapmadım. Hep namusum gibi gördüm ve gözettim) ve biraz muhabbet ettik. Esenler otogarının üst kısmında gişelerin karşısında ki restoranda kahvaltı yaptık. O gün vapura bindik, sahillere gittik, metroyla gezdik, kız kulesini gördük, kahve içtik, parkta oturduk... Hayatımda ilk defa bir kızla gezdim, bir hayat arkadaşı edindim ve sevgimin karşılığını görür gibi olmuştum.

Hiç unutmuyorum ki o gün bu ilişkide kazandığım en büyük dersin olacağı o anı yaşadım ki o an şudur; bir sahil kenarında ki bankta otururken Raziye bana mezhebimi sormuştu. Ben İslâmi bilgiye sahip değildim hatta cumalara bile bazen gitmezdim. Mezheb ne diye sora kaldım sadece, mezhebini bilmiyor musun, kesin hanefisindir dedi. Bilmediğimi söyledim ve oda bana derinlemesine Mezhebi anlattı. O gün içimden bir düşünce geçti "Benden daha fazla İslâmi bilgiye sahip olması, benden daha iyi ilme sahip olması ve ilme olan iştiraki beni cezbetmişti" bende o günden sonra İslâmı öğreneceğimi doğru şekilde anlayacağıma karar vermiştim. Neyse ki günü birlik gelmiştim İstanbul'a o gün geri dönerken Raziye ile vedalaştık ve ben evime geri döndüm otobüse binerek.

Geldiğimde ilk 10 gün kadar ilişkimiz güzel gidiyor ve bende İslâmı öğrenmeye başlamıştım. Bilmediklerimi ona soruyor, arapça öğreniyor ve ilme teşvikimi kuvvetlendiriyordum. Bu dönemde evimde bilgisayardan işler yapıyordum kısacası evdeydim yine. Bu dönemde Raziye'nin ailesi ile bazı problemleri meydana gelmeye başlamıştı. Babası ile geçinemiyor ve sürekli her konuşmamızda ailesinden dert yanıyordu. Kendisine moral ve motivasyon vererek üniversitesini ve formasyon bölümlerini senelerce destekledim. Her daim yanına oldum, hep kendisine kol kanat oldum. Ancak bu arada bazen yine ufak kavgalarımız oluyordu ve o kavgalı günlerin birisinde biraz konuşmama süremiz uzun sürdü. Kendisinden telefonuna bir uygulama indirmesini ve bana giriş bilgilerini vermesini istedim. Airdroid ile tüm verilerini kontrol ettim Whatsapp, konuşma ve mesajlarını. (şimdi burada birçoğunuz sende akıl yok diyecek biliyorum, ancak bu aşk kökeni gibi zehirli bir sarmaşıktan ibarettir) Birde ne göreyim Onur diye birisini telefonuna kaydetmiş. Onunla mesajlaşmış, konuşmuş, gayet samimi bir konuşma üslubu ile kanki olmuşlar güya. Kavga, feryat ve figanlar döndü yine ve akıbet yine ayrılık oldu.

Aradan 2 sene geçmişti. Raziye halinde pişmandı tekrar döndü bana, konuştuk özürler diledi ve hayatının üniversite ve formasyon dönemleri bitmesi ile yalnız kaldığını ancak okuduğu bölümle alakalı işe girmediği gibi Bim'de işe başladığından bahsetti. O sıralar aşkı unutmuştum bu kadar şey geldi ilişkimize artık burada yazamıyorum da eritme peynir kıvamına gelen birisi ile bu ilişki yürümez dalgasına vurayım diyerekten tekrar konuşmaya başladık. 3-5 ay ciddiye almıyordum ama ne hikmetse bu sefer Raziye beni kazanmak için var gücünü kullanıyordu ve bunu yine içimde ki aşkımın hatırına ona o fırsatı verdim. Bu zaman zarfında ben medreseye gidecektim hafızlık için tamda o sıraya denk gelmişti ilişkimiz. Ben hafızlık için Trabzon'a gitmiştim bu sırada bir müddet hafızlık yaptıktan sonra orada ki ortama alışamadığım için Raziye'yi de özleyerek İstanbul'da bir medrese bulmak ve oraya gitmeye karar verdim. Kendisi ile görüştük uygun görürsen bende İstanbul'a yerleşiyorum ve orada hafızlığıma devam edeceğim dedim. Garip şekilde sevindi ve gelmemi istedi ısrarla. İstanbul Kağıthaneye yerleştim 1 ay önce Raziye ile hasret giderecek ve akabinde hafızlığıma devam edecektim.

1 aylık diye gittiğim serüvenin 1 haftalık sürecini eğlenceli, gayet güzel ve hasretimi gidererek bitirmek üzereydik. Bir akşam Raziye'yi iş yerinden aldım ve kağıthane'de bir tantuni yemeye gittik 3. kat terastaydık ve hava soğuktu. 1 saatlik muhabbetin ardından yemekler yedik ve çay içiyorduk. (Bu çınar ağacının kökünün sökülmesi oldu) Bir anda "Ben bir şey unuttum offf" diyerekten telefonunu aldı eline ben o sıra noldu ki ne var filan desem de cevap vermedi ve birisini aradı ortalama 3-5 dakika kadar konuştular. Bir arkadaşı zannettim en başta o sıra "unuttum kusura bakma yarın gel erzak vereyim eve götür" tarzında şeyler söylüyordu. Telefon kapandı ve dedim hayırdır noldu, kimdi o filan diyerek sorular sordum. Bana 30 saniye kadar cevap vermedi. Sonra sessizliğini bozdu ve şimdi anlatsam kızacaksın ama kızmak yok bak dedi. Kızacağın bir şey yaptıysan kızarım hiç acımam dedim. Bana "Az önce konuştuğum Bülent'ti. Ailesi rahatsızmış ve kendisi de işsiz olduğu için parası kalmamış. Beni aradı geçen gün ve benden erzak istedi dedi" O an cinlerim tepeme çıktı zaten ne demek konuşuyorsunuz sen akıllanmayacak mısın, bu nasıl bir tavır, ben eşek başı mıyım burada diyerek bağıra bağıra ortalığı ayağa kaldırdım. Hiç bir şey demedi sustu sadece. 10-15 dakika boyunca sustuk ve kalktı yerinden yanıma gelip koluma sarıldı. Sinirlendim "Yaptığın hataları bu şekilde mi telafi ediyorsun?" dedim. Suratın da ki ifadesi değişti ve kolumu bırakarak eski yerine yani karşıma oturdu tekrardan. Susuyorduk 5 dakika kadar daha sustuk ve ben kendisine "Nolacak Raziye, napacağız bu durumlar bu şekilde mi devam edecek, neden böyle oluyor?" dedim. "Ben neyine yetmiyorum da sürekli birileri araya giriyor?" dedim. (Ve artık son vuruşu yaptı bana) Gelen cevap ise öldürülmekten beterdi "Adam olsaydın da yanımda olsaydın" dedi. Elimde çay bardağını 3. kattan aşağı fırlattım, çeketimi aldım ve hiç bir kelime dahi etmeden aşağıya indim. Kaldığım pansiyondan eşyalarımı topladım, hemen metroya bindim, otogara gittim, bilet aldım ve evime yani aileme doğru yola koyuldum.

Otobüste dönerken ne ağladım ne ağladım. Sessiz sessiz en arka koltuğun bir önü bendeydi, içime atarak kimseye göstermeyerek 12 saate yakın ağladım. Eve geldim ağladım, 10-20 gün boyunda kederimi çekerek sürekli ağladım. Eve geldiğimde sim kartımı iptal ettirdim. Sosyal medya zaten kullanmazdım yine de uygulamaları bile sildim. Akıllı telefon kullanıyordum, tuşlu telefona geçtim. Evden gece çıkıp sabaha kadar eve gelmiyor parklarda ya da sokaklarda oturuyordum. Camiye gidiyor namaz kılarken bile ağlıyordum. Ortalama 1 sene kadar bu şekilde hayatım geçti ve kendime nasıl olduysa değişiklik olsun diye instagram hesabı açmıştım. Hesabı açtım ve 1 ay geçmeden yine Raziye bana yazdı, ağzıma gelen tüm hakaretleri ettim kendisine tüm sözleri söyledim. Bir kelime dahi etmedi ve edemedi. Engelledim ve hesabımı yine sildim bu şekilde yine sosyal medyadan uzaklaştım.

Aradan yine 1 sene kadar geçmişti. Bu sırada hayatımın en güzide dönemi diyebilirim. Şuanda evliyim, bu dönemde şu anki eşimle tanıştık. Konuştuk 3-4 ay sonra evlendik. Mutluyuz ve ailemi özellikle de eşimi çok seviyorum Allah rızası için. Ancak ilk giriş cümlemde dediğim üzere konunun sonunda diyeceğim üzere; ben eveledikten 1,5 sene sonra Raziye yine sosyal medya hesabından beni buldu. Bana mesaj attı; "Nasılsın?" diye, daha cevap bile vermeden "Evlenmişsin Hayırlı Olsun" dedi. Şaşırdım nerden bilebilir ki demiştim. Meğersem evlenmeden önce açık olan sosyal medya hesabımı takip ediyormuş ve orada yüzük işaretimden evlendiğimi anlamış belki de stolk yaptı bilemem. Hiç bir şey yazmadım kendisine bir müddet sonra aklıma şu geldi "Ben hiç bir zaman senin kötülüğünü istemedim ya da ilişkimizin" dedim. Raziye'de "Evet, biliyorum sen çok iyi birisiydin. Ancak bu ilişki zaten yürümezdi" dedi. Bende "Takma kafana evlen, mutlu ol, sende takma artık kafana bunları" dedim. Bu konuşmadan sonra onunda evlendiği haberi geldi bana.

Aşk diye bir şey varsa bu sevdiğiniz değil, eşiniz için olmalı! Ben bu hayatımda bunu anladım sadece...