griffinn adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Okumamışsınız zaten çözümü yazdık biz ! Ki kimse okumaz zaten !

Ultrasonik ses dalgaları salınımı yapan cihazların insanların yaşam alanlarının on - on beş km dış çepere gelecek şekilde yerleştirilmesi !
İnsanların yaşam alanlarına ses dalgası ulaşmaz , Dışarıdan da çeperin içine hayvan girmez !
Hayvan da klasik koşullanır çeperin olduğu alana uğramaz !

Gidersin belli başlı yerlere de mama koyarsın ya da yemek artık neyse sokak köpekleri de kediler de oralara klasik koşullanır ve hep oralara giderler !

Biz çözümü sizden çok çok çok önce yazdık !

Yani ben size itimat edip yazılarını okuduysam sizinde benimkileri okumanız gerekirdi değil mi ?

Bide mümkünse aklı kıt güdülen insanların cezai ehliyetleri yeniden kontrol edilirse çok iyi olur !

Çünkü her şeyin başı cezai ehliyeti olmayan insanlara görevler verilmesi statülerinin yükseltilmesi toplumca önder kabul edilmesidir !
okuyorum ancak hitap şekliniz farklı. ünlemler, capslocklar vs. insanı soğutuyorsunuz yazdıklarınızdan ve insan bu tür ünlem capslock detaylarına takılmaktan yazının genelinden, anlatmak istediği konulardan uzaklaşıyor ve salıyor okumayı.

kendinizi daha sakin ve anlaşılır biçimde ifade edebilirsiniz.

bi önceki mesajda benzer cümleleri görmüştüm ama o yazı başka birini alıntılayarak yazılmış olduğundan ona cevaben söylendiğini düşünüp detaylı incelemedim kafa yormadım. beni alıntıladığınız kısımda da bu yazılar mevcut değildi haliyle çözüm önerinizi görmedim. beni alıntılayıp yazdığınız kısımları incelerseniz çözüme dair bir yazının orada yer almadığını kendiniz de görebilirsiniz. bu yüzden şu an görüyorum çözüm önerinizi.

öneriye gelirsek. insaflı ve mantıklı bir düşünce. lakin kontrolsüz çoğalmayı artıracaktır bu sefer de. özellikle orman arazileri içinde yoğunluk artacak ve orman gezileri yapanların yaşayacağı tehditler çoğalacaktır. beslemek isteyen gidip besler mantığı, insan yaşamının uzak olduğu yerlerde pek tutmaz çünkü ülkemizin alım gücü ortada, millet işe güce giderken yaktığı mazotun hesabından dert yanıyorken bir de yaşam alanları dışına atılan hayvanların beslenmesi ve sağlıklı yaşatılması konusu daha zor bi hale gelir.

özellikle kontrol ve denetimden uzak yaşayışları çok ciddi sağlık sorunlarını da açığa çıkarabilir çünkü beslenemedikçe birbirlerini parçalamaya ve hastalıklar oluşturup yaymaya başlayabilirler.

biz bu canlıları kendi çıkarlarımız için eğitip iç içe yaşamayı öğrendiysek, sonrasında onların yaşam alanlarını kısıtlayıp her köşe başına binalar yollar yapıp hayatta kalma şanslarını azalttıysak, buradaki açığı sorumluluklar alıp kapatmak da yine bizim insanlık olarak görevimiz olmalı.

batıda böyle bi şey yok batı hepsini itlaf etti, ediyor denilebilir. bu uygulama batıda 1800 lü yıllardan başlatılmış ve bir kanıksanma halini almış. nesiller yenilendikçe yeni doğanlar zaten hayvansız boş ortamlarda yaşadığı için durumu garipsememiş ve tepki göstermeden konuya alışıp hayatına devam etmiş. şu an ise özellikle iletişimin bu kadar güçlü olduğu bir çağda, en ufak köpek zehirlenmelerinin gündem olduğu ve her yerde duyulduğu ortamda tüm sokak hayvanlarını ortadan kaldırma düşüncesi çok ciddi bir tepkiye yol açar ve bunun kanıksanması oldukça güç olur.

bizler için de o süreç batıda olduğu gibi yüzlerce yıl evvel başlamış olsa ve her yeni nesil içi boş sokaklara doğup büyüse bizde de alışkanlık yaşanırdı belki ama şu an bunu işletmek zor.

haliyle benim için bu konuda iki çözüm yolu daha doğru. kapitalizmin vahşi gücünden yararlanıp bu sorunu bir ekonomi haline getirerek sağlıklı çözümler üretmek. köpek kontrolünü özel şirketlere, özel şirketlerin denetimini devlet kurumlarına bırakmak. gerekli bütçeyi de hayvansever olduğunu iddia edenlerden toplamak. eğer bu oran düşük çıkarsa o zaman sokak hayvanlarının kademeli ve kontrollü biçimde yavaş yavaş uyutulmasına onay vermiş olduklarını anlamalarını sağlamak. çünkü bu hayvanlara destek olmuyorlarsa o halde hayvanseverlikleri lafta kalmış olur ve uyutulmalarına ses çıkaramamaları gerekir. ancak bu uyutma evresine geçilebilmesi için önce ilk evrenin muhakkak denenmesi, sonuç alınamıyorsa diğer kısma başvurulması gerekli. bu sayede kimse ikiyüzlülük de yapamaz.